Son Dakika

Okunan haber:

Susuz sanayi kenti: Lodz


KÜLTÜR

Susuz sanayi kenti: Lodz

Polonya’nın Lodz kenti, çoğunlukla su kenarına kurulmuş şehirleriyle ünlü Avrupa’da içinden nehir geçmemesiyle tanınan bir kent. Metropolitans’ın bu bölümünde Lodz’un susuzlukla nasıl başa çıktığını ve suyun şehrin tarihindeki önemini inceleyeceğiz.

Lodz oldukça ilginç bir şehir. Zira içinden herhangi bir akarsu geçmeyen bu kentin adı Lehçede vapur anlamına geliyor. Aynı şekilde şehrin bayrağında da gemi amblemi var. Bu tezatlık belki de şehrin suya hasret oluşundan kaynaklanıyor.

Çoğu Avrupalı yaşadığı kentin hangi nehir üzerine kurulu olduğu sorusunu kolaylıkla cevaplayabilir. Oysa Lodz halkı bu konuda biraz sıkıntılı.

“Bu şehir hangi nehir üzerine kurulu biliyor musunuz?”

“Hayır.”

“Bunu daha önce hiç düşünmedim.”

“Burada yaşamama rağmen ben de bunu hiç düşünmedim.”

“Warta?” (Yanlış cevap)

“İtiraf etmeliyim ki hiçbir fikrim yok.”

“Hiç bilmiyorum.”

“Arkadaşımı arama hakkımı kullanmak istiyorum.”

Şehrin belediye başkanı Hanna Zdanowska konuya açıklık getiriyor:

“Zannedilenin aksine Lodz kenti çok sayıda akarsu geçmesinden dolayı buraya kuruldu ve bu sayede hızla gelişti. Esasında buradan 18 ırmak geçiyor.”

Şehrin içinden 18 akarsu geçtiği bir gerçek fakat bunların en büyüğü bile 10 metreden daha geniş değil. Geri kalanı ise 1- 1,5 metrelik küçük derelerden ibaret. Şehrin merkezinde kanallarla çevrili olanlar ise bu genişliğe dahi ulaşamıyor.

En büyük eksikliklerinden biri susuzluk olan bu şehrin sakinlerinin gayesi temiz su elde edebilmek. Avrupa Bölgesel Ekohidroloji Merkezi’nde profesör olan Maciej Zalewski, bu ırmağı temizleme yöntemlerini açıklıyor:

“İşte kullandığımız su bu kadar pis. Bu soruna bir çözüm bulmak zorundayız.”

Profesör Zalewski’nin yöntemi herhangi bir arıtma sisteminden çok daha etkili ve 2 kat daha ucuz. Buna göre suya bir filtre uygulanıyor ve suyun biyolojik kalitesi artırılmaya çalışılıyor.

“Arıtma sistemi sayesinde kirliliğin büyük kısmı şu havzada tutuluyor. Görmüş olduğunuz bu şeritler suyun daha da temiz hale gelmesini sağlıyor. Özellikle şu filtreler sayesinde bu çok önemli bir etap. Onlar neredeyse tüm kiri tutuyor. Bunları sonrasında çim ekmek için yeniden kullanıyoruz.”

Profesör Maciej Zalewski’ye göre ekohidrolojik yöntemle temizlenen su dağlardan çıkan kaynak suyu kadar temiz hale geliyor. Bu yöntem sayesinde ırmağın beslediği Adam Mickiewicz gölü ve çevresi de temiz halde.

Ortasından geçen bir nehrin eksikliği şehrin başka arterler üzerine kurulmasına neden olmuş. 4 km uzunluğundaki Piotrowska Caddesi bunlardan biri.

Tur rehberi olan Dominika Ostrowska bu caddenin tarihini şöyle anlatıyor:

“19. yüzyılda gelişerek büyüyen şehirde herkesin hayal ettiği ve gurur duyduğu şey Piotkrowska Caddesi’nde bir evde oturuyor olmaktı. Arkamda görmüş olduğunuz ve bugün belediye binası olarak hizmet veren Juliusz Heinzel’in köşkü gibi mesela. İçi günümüze kadar olduğu gibi korunmuş.”

Dominika bizimle Piotrkowska Caddesi’ndeki favori mekanını paylaşıyor:

“Rubinstein Pasajı. Burası büyük piyanist Artur Rubinstein’ın doğduğu yer. Piyano çalarken yapılmış heykelini görebilirsiniz.”

Lodz, Polonya’nın sanayi kentlerinden biri. Dolayısıyla burada yüksek binalar, eski tekstil fabrikaları ve şantiyeler görmek mümkün. Şaşırtıcı olan şu ki, tarihi boyunca hep su kıtlığı çekmiş olan bu şehir, 19. yüzyılda üretim için gerekli olan temiz suya sahipti. Bu nedenle 1820’den itibaren tekstil sanayii burada hızla gelişti.

Şimdilerde endüstriyel geçimişiyle oldukça övünür hale gelen Lodz’da eski fabrika bacalarının yeniden tütmesi hedefleniyor.

Şehrin belediye başkanı Hanna Zdanowska duruma şu sözlerle açıklık getiriyor: “Lodz kenti büyük paralarla kuruldu. 19. yüzyılda gelişen şehir o zaman dünyada en hızlı büyüyen 3 şehirden biriydi. 100 yıldan kısa bir sürede 1500 kişilik küçük bir şehirden 620 bini aşkın nüfusa sahip büyük bir metropole dönüştü. Eskisi gibi olmak istiyoruz. Bizce sanayileşme sonrası oluşan bu düzenli altyapıyı korumak ve geliştirmek kent için bir şans olacaktır.”

Polonyalı girişimci İzrael Poznanski eski fabrikaları yıktırarak yerine Avrupa’nın en büyük alışveriş merkezlerinden biri olan Manufaktura’yı yapmak istedi.

Bunun yanında şehre bir de sanat merkezi yapılıyor.

Sanat Merkezi Koordinatörü Krzysztof Candrowicz inşaatı devam eden sanat merkezi hakkında oldukça heyecanlı: “Burası 19. yüzyılda sanayici Karol Scheibler tarafından inşa edilmiş eski bir fabrika. Sonrasında sanat merkezine dönüştürülüyor. Bugün burada gerçekleştirilen festival ve etkinliklerde çok sayıda sanatçıyı ağırlıyoruz. 2 yıl sonra inşaat tamamlandığında burası 10 bin metre kareye çıkacak ve Art Inkubator adında yeni ve yaratıcı bir yatırım merkezine dönüşecek.”

Yalnızca eski fabrikalar değil, bir asırdır şehrin elektrik ihtiyacını karşılayan eski termik santral EC1 de yeniden hayata döndürülüyor. Burası eski sanayi tesislerinin yeniden inşa edilerek günümüze kazandırıldığı dünyanın en büyük şantiyelerden biri. 300 işçinin çalıştığı şantiyenin amacı ise yeni ve modern bir kent merkezi kurmak.

Proje şefi Pawel Zuromski projeden şöyle bahsediyor: “Eski termik santral birçok yeniliğe gebe. İnşaat bittikten sonra burası bir sinema ve sanat merkezine dönüşecek. İçinde tiyatro sahnesinin yanında koro ve senfoni orkestraları için bir kayıt stüdyosu da olacak.”

Bu kadarla da sınırlı değil. Sanat merkezinin içinde bunlara ek olarak bir konferans salonu ve bir sanat galerisi de bulunacak.

Buraya ise 3 boyutlu bir sinema salonu kurulacak.

1930 yılında kurulan terminalin yerinde bugün teknik araştırmalar yapacak olan bir bilim merkezi yükseliyor. Bu tesis enerji üretimi üzerine yoğunlaşacak.

Lodz kenti yaşamak ve dünyaya açılmak için hep bir su arayışı içinde oldu. Bunun için şehrin tüm bu gayret ve yatırımlaın yanında içinde bulunduğu bölgenin desteğine de ihtiyacı var.

Lodz Bölgesi başkanı Witold Stępień bölgede dayanışmanın altını çiziyor: “Şunu gittikçe daha iyi anlıyoruz ki şehir bölgenin desteği olmazsa işlemez hale gelir. Mesela kirli su arıtma merkezi, Lodz ve komşu birimlerin işbirliğiyle kuruldu.”

Bu su arıtma tesisi 830 bin kişilik Lodz halkına ve komşu kentlerdeki daha birçok insana temiz su sağlıyor. Burası tekstil sanayiinin kötü sonuçlarına karşı mücadele etmenin bir yolu olarak görülüyor.

“Ner çayı yeniden hayat buldu. Önceden fabrikalardaki üretime göre renk değiştirirdi. Bugün temizlendi ve kendi doğal renginde akıyor.”

Lodz kentinin büyümesi ve dünyaya açılmasının tek yolu su değil. Kent Avrupa’nın doğusuyla batısını, ve kuzeyiyle güneyini birbirine bağlayan A1 ve A2 otoyollarınun kesişme noktasında bulunuyor. Bu da kenti yabancı yatırımcı ve şirketlerin gözünde önemli kılıyor.

Avrupa’nın ulaşımını sağlayan bu iki büyük otoyolun burada kesişiyor olması kentin avantajlarından biri. Güçlü alt yapısı ve avantajlı ekonomik koşullara sahip olan kent, Avrupa yatırımlarını bünyesine çekmek için gelişimini hızla sürdürüyor.

Poddebice kentinden çıkarılan kaynak suyu tarihi boyunca su arayışı içersinde olan Lodz kenti halkını sevindirdi. 2 kilometrelik derinlikten çıkarılan sular hastanelerde ve kentteki termal tesislerde kullanılıyor.

Witold Stepien kentin yine jeotermal enerjiye bağlı bir başka özelliğinin altını çiziyor: “Bu bölgedeki şehirlerin Lodz kenti sakinlerine sunacakları şeyler var. Polonya’nın tek termal tesisinin bulunduğu Uniejow gibi mesela. Lodz’lular boş zamanlarında buradan oldukça faydalanıyor.”

Editörün Seçtikleri

Bir sonraki konu
Lorca, küllerinden yeniden doğuyor

KÜLTÜR

Lorca, küllerinden yeniden doğuyor