Son Dakika

Okunan haber:

Halep yolunda - İzlenim


Suriye

Halep yolunda - İzlenim

Bütün dünya aylardır Suriye’de yaşanan gelişmeleri endişeyle takip ediyor. Fakat uluslararası toplum, Libya ve Mısır gibi ülkelerin aksine Suriye konusunda bir adım atamıyor. Katliam haberlerinin ardı arkası kesilmiyor, ama neler olup bittiğini tam olarak kimse bilmiyor. Suriye, adeta yanı başımızda bir kapalı kutu gibi. Sağlıklı bilgi akışı yok. Ciddi bir propaganda savaşı var. Böyle bir ortamda Hatay’dan yola çıkarak ülkenin ikinci büyük kenti Halep’e gitmeyi denedik.

Türkiye’nin Suriye sınırında adeta “fırtına öncesi” sessizlik hakimdi. Hatay kentinde saatlerce süren pazarlığın ardından ikna edebildiğim Türkmen asıllı bir taksiciyle sabahın erken saatlerinde sınırı geçmek üzere yola çıktık. Hatay’ın Cilvegözü Sınır Kapısı’ndaki Türk polisinin tüm uyarılarına ve önceki gece mermilerin delik deşik ettiği otobüsleri tek tek göstererek bizi vazgeçirme çabalarına rağmen kendimizi olası en kötü senaryoya hazırlayarak sınırı geçtik. Dikkat çekmemek için gazeteci olduğumu gizleyerek kendimi “araştırmacı” olarak tanıttım.

Hatay-Halep arası yaklaşık yüz kilometre ve normal şartlar altında Hatay sınırından Halep’in şehir merkezine karayoluyla gitmek bir saat sürerken, neredeyse her on dakikada bir durdurulduğumuz kontrol noktaları bu bilinmezlik içerisindeki yolculuğun süresini dört saate çıkardı. Suriye sınırından Halep kent merkezine kadar Özgür Suriye Ordusu’na ve Beşşar Esad güçlerine ait mıntıkalar vardı. Bu bölgelerde birçok kontrol noktası ve her noktada da gerek muhaliflerden, gerekse rejim yanlısı taraflardan eli silahlı 5-6 kişi karşımıza çıkıyordu. Her durdurulduğumuz noktada her iki taraf da benim Suriye’deki varlığımın nedenini, çapraz sorgu teknikleriyle detaylı bir şekilde araştırdı.

Türk pasaportumu göstermiş olmama ve Suriye plakalı bir takside olmamıza rağmen kim olduğumu merak ettiler. Her seferinde Rus olup olmadığımı sordular. Her kontrol noktasında uzun sorgulara maruz kaldık. Ölümün soğuk nefesini ilk defa ensemizde hissederken duyduğumuz bu sorular şüphesiz ki, Suriye’deki siyasi atmosferde soru soran tarafların “rengini” açıkça belli ediyordu.

Hayalet şehir: Halep

Türkiye-Suriye sınırındaki Halep kenti, binlerce yıllık tarihiyle ülkedeki iç savaşa rağmen tüm ihtişamıyla hala ayakta duruyor. Her ne kadar bu gergin süreçte, bu tarihi kent turistlerin uğrak yeri olmasa da, sokaklarda yabancı bir yüze rastlanmasa da, yerel halk son derece sıcakkanlı ve ev sahibi tavırlarıyla adeta insanı büyülüyor. Tabii ki, gittiğiniz her yerde, yürüdüğünüz her sokakta, oturduğunuz her mekanda, alışveriş yaptığınız her dükkanda yabancı üstelik de Türk ve kadın bir “turist” olarak fazlasıyla yadırganıyorsunuz. Esnafın dışında tek tük gördüğünüz sıradan Suriyeli vatandaş, sizin elinizi kollunuzu sallaya sallaya dolaşmanızı garipsiyor. Ancak bir süre sonra bu şaşkın bakışlara da alışıyorsunuz, yani daha doğrusu alışmaktan başka seçeneğiz kalmıyor. Malum şu anda ülkedeki iç savaş durumundan ötürü etrafınızda gördüğünüz insanların rengini ayırt edebilmeniz pek de mümkün değil.

Türkiye’den Suriye’ye geçtiğinizde sadece ruh haliniz değil binaların renkleri, mimarisi de bir anda değişiveriyor. Taş binalar, ülkedeki iç savaşa adeta meydan okuyor. Taş duvarlar, yazın elli dereceye varan sıcaklarda, Suriye’de yaşanan şiddet olaylarına göğsünü siper eden halkı bir nebze de olsa serinletiyor, her ne kadar yüreklerinde yanan ateşi söndürmese de…

Halep’in tarihi eserlerinin bulunduğu “Eski Halep” olarak adı geçen bölgesi adeta hayalet bir şehri andırıyor. 5 bin yıllık tarihiyle ilk günkü gibi ayakta duran, her yıl milyonlarca turist tarafından ziyaret edilen Halep Kalesi’nde benden ve taksi şoföründen başka kimse yoktu. Kalenin etrafında normalde iğne atsanız yere düşmeyen, nargile keyfi yapıp çayınızı yudumlarken Halep’in büyüleyici tarihini izleyebileceğiniz kafeler, birbirinden leziz Halep yemeklerini tadabileceğiniz restoranlar sinek avlıyordu. Aşırı sıcaklar değildi elbette bunun nedeni…

Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli kentleri arasına yer almış Halep, her sokağı, her köşe başı gibi Halep Kalesi’nin her karışı da buram buram tarih kokuyordu. Dünyanın en eski kalelerinden biri olan, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesinde bulunan Halep Kalesi, çeşitli Mezopotamya medeniyetlerine, Roma İmparatorluğu’na, Bizans İmparatorluğu’na, Emevilere, Abbasilere, Selçuklulara ve Osmanlı İmparatorluğu’na ev sahipliği yapmış.


Halep Kalesi’ndeki keskin nişancı sığınakları dışarıdan görünmese de, içeriden geniş bir görüş açısı sağlıyor

Halep Kalesi’nde gördüğüm her detaya yer vermem mümkün değil ancak anlatmadan geçemeyeceğim bu ortak tarihin, ortak geçmişin izlerinden biri de işte bu keskin nişancı sığınaklarıydı. 12.-13. Yüzyıllarda hüküm süren Eyyubiler zamanında surlarla çevrili kalede insanların avlandığı bu mekana girdiğimde sanki o anı yaşıyor, tarihin arka sokaklarında yürüyor gibi hissettim. Tarihti aslında bana kendini hissettiren… Dışarıdan bakıldığında gözle görülemeyen bu keskin nişancı sığınakları, adeta kalenin gözleri gibiydi.

Korku politikası halkı evlerine hapsetmiş

Eski Halep’in merkezinde bulunan, iç içe geçmiş hanlardan oluşan, toplam uzunluğu on kilometreyi bulan, Ortadoğu’nun en büyük kapalı çarşısı niteliğindeki Halep Kapalı Çarşısı, adeta bir labirenti andırıyor. Her köşesi tarih kokan bu çarşıda, Türkçe konuşan esnafı, egzotik baharatçıları, Ortadoğu’nun ve Uzakdoğu’nun çeşitli yerlerinden gelen doğal taşları, takıları ve Halep’in, insanı şerbetiyle bayıltmayan hafif, tadı damağınızda kalan ünlü tatlılarını ve giysiden, eşarba, sabundan, zeytinyağına kadar aklınıza gelebilecek her şeyi bulmanız mümkün. Ancak Beşşar Esad’ın korku politikası halkı evlerine hapsetmiş durumda. Bu yüzden, çarşıda esnafın dışında sadece bir iki tane Suriyeli görebiliyorsunuz. Bir de 19 Haziran, Halep’teki ilköğretim öğrencilerinin okullarının son günü olduğu için karneleri ellerinde okullarından evlerine dönen ya da ellerinde koliler, çarşıda pazarda sırtlarındaki yüklerle küçücük bedenlerini ölüme siper eden masum minikler vardı. Bu mayın tarlasında ölümün hangi köşe başından gelebileceğini bilmeyen, bedenleri ve insanın içini ısıtan gülümsemeleriyle korku çölündeki bir vahada açan kır çiçekleri gibiydi Halepli çocuklar.

Bu tarihi kentin simgelerinden biri olan ve içerisinde Zekeriya Peygamber’in türbesini de barındıran Emevi (Omayyad) Camii, Memluklar döneminde müzik ve su sesiyle hastaların tedavi edildiği Bimaristan Hastanesi, eski kentin modern yüzü olan Aziziye bölgesi, ortasında saat kulesi olan eski kent merkezi Bab’ül Faraç, dar sokakları, eski Osmanlı konakları ve taş binaları ile tarihi el-Cideyde bölgesi, Hristiyan mahalleleri, Tilel Çarşısı da Halep’te gerçekten görülmeye değer yerlerin en başında geliyor.

Halep’in arka sokaklarında kimler var?

Bir kenti tam anlamıyla tanımak için arka sokaklarını mutlaka gezmek gerekir, bu şüphesiz ki tüm gizemiyle ayakta duran Halep için de geçerli. Bu kişilikli kentin sokakları son derece düzenli. Kentin her köşesinde bir ahenk ve bir görsel bütünlük var. Taş binalar, arnavut kaldırımlı taş sokaklar, ahşap süslerle bezeli eski konaklar, karmaşıklığıyla ruhumu yoran şehirlerin ardından bana ilaç gibi geldi. Suriye’de halkın terk ettiği arka sokaklarda kimler var bilmiyoruz ancak bildiğim bir şey var ki Suriye’ye girdiğim andan, bu ülkeden çıktığım ana kadar aslında yalnız değildim. Suriye sınırını geçerken gördüğüm “bazı yüzlerin”, Emevi Camii’nde ya da Halep Çarşısı’nda defalarca kez karşıma çıkması beni biraz ürkütse de hiç şaşırtmadı.

Kentin modern yüzünü yansıtan “Yeni Halep” bölgesindeki birbirinden lüks siteler ise palmiyelerle bezenmiş bahçeleriyle kentin bir diğer yüzünü gözler önüne seriyor. “Yeni Halep”in dışında inşa edilmiş bu konaklar, korkunun kol gezdiği bu vadide bulunan birer tatil cennetini, binbir gece masallarındaki zalim kralın canını yakanları hapsettiği, yılan dolu zindanlarla çevrili sarayları andırıyor.

Zalim kral demişken, eski Halep’te anlatmadan geçemeyeceğim bir diğer mekan ise eskiden bir hastane, bir şifa merkezi olarak kullanılan Carlton Hotel’di. Bu gizemli şehirde, sanki kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıkların uğrak yerlerinden biriymişçesine beni kendine çekmişti bu otel. Otelin güvenlik çemberini aştıktan sonra resepsiyonda en az dört dil konuşan bayan görevliye turist edasıyla sorduğum soruların ardından resepsiyonun yanı başında asılı duran, aslında beni şaşırtmasa da görüntülemek istediğim bir portre vardı… Sadece Halep’in değil Suriye’nin yüreklerini korkutan zalim krala aitti bu portre. Her ne kadar Suriyeliler için alışılagelmiş bir isim, akıllarına kazınmış bir suret olsa da portredeki yüzü görüntüleyebilmek için kırk takla atmam gerekti. “Otele kentin tarihi yerleriyle ilgili bilgi almak için gelmiş bu ‘cesur’ kızın Beşşar Esad’ın resmiyle ne işi olabilirdi ki?”

Suriye’nin Türk jetini vurma çılgınlığı, Esad rejiminin son çırpınışları, arı kovanına çomak sokmak olarak da yorumlanabilir. Ancak Suriyelilerin Türklerle hiçbir problemi yok, Halep Çarşısı’nda, Halep sokaklarında her girdiğim dükkanda, her mekanda “Biz Türkleri çok seviyoruz, savaş istemiyoruz, olası bir savaş durumunda Türkiye ile karşı karşıya gelme fikri bizi çok üzüyor” mesajlarıyla karşılandım ve güzel dileklerle uğurlandım. Her ne kadar iki ülke arasında ilişkilerin en gergin olduğu dönemeçte, her an diken üstünde olunan bir atmosferde Suriye’ye gitmiş olsam da bu büyüleyici kent oryantal atmosferiyle, taş duvarlarından içinize işleyen sessiz ezgileriyle beni kendine hayran bıraktı.

Gizem Adal

(Fotoğraflar: Gizem Adal)

Mısır Halk Meclisi askere ve Anayasa Mahkemesi'ne rağmen toplandı

Mısır

Mısır Halk Meclisi askere ve Anayasa Mahkemesi'ne rağmen toplandı