Son Dakika

Okunan haber:

Şam izlenimleri: Savaşın gerçek yüzü


Suriye

Şam izlenimleri: Savaşın gerçek yüzü

Savaşın gerçek yüzü, derinliği cephede yıkılan harap olan binalardan çok, yıkılan, yok olan gündelik hayatlarda görülür. Toz toprak, barut ve kan kokusu kadar yitirilenlerin kıyafetlerine, eşyalarına sinen kokudur savaş. Ve bir o kadar da insan etine açılan, kapanması zor yaraların iyileşmesini beklerken sevdiğinin çektiği ızdırabı çaresizce izlemektir.

Şam’daki Teşrin Hastanesi savaşın bu yüzünü açıkça görüldüğü bir mekan. Tam çatışmaların merkezindeki Berze mahallesinin ortasında. Muhaliflerin sıkça saldırdığı, hizmeti durdurmaya çalıştığı hastane yoğun bir güvenlik kordonu altında. Sıklaşan kontrol noktaları, telaşlı güvenlik güçleri hastaneye yaklaştığımızın işareti.

Ölümün kara yüzünü örtmek istercesine arka kapılara konulan morg girişinde savaşın gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Güçlükle ayakta duran üç kadın duvara dayanmış kimbilir hangi yakının tabutunun cenaze arabasına konulmasını izliyor. Dünya başlarına yıkılmış, sevdiklerinin hayatının sona erdiği kendi yaşam savaşlarının başladığı anı yaşıyorlar. Biz az sonra yürüyüp bu acıyı arkamızda bırakacağız ama onlar aylar belki yıllar boyu bu kederle yaşayacak.

Daha onların gözyaşları yere değmeden bir başka ambulans geliyor hastaneye. İçinde altı ceset var. Cesetlerin elleri bağlanmış, başlarına torba geçirilmiş. Suriyeli görevliler bu manzaranın görüntülenmesinden rahatsız oluyor ve beni uzaklaştırıyorlar. Ama orada bulunduğum birkaç dakika manzarayı görmeme yetiyor. Bunlar işkence görmüş Suriyeliler.

Hastanenin üst katlarında farklı acılar yaşanıyor. Çatışmalarda yaralananların tedavileri sürdürülüyor. Baştan başa yarılmış bacaklar, başında şarapnel parçalarıyla gezen hastalar, kolunu, bacağını kaybedenler, işkence sırasında vücutlarının tamamı mosmor olmuş siviller ve onların başında nöbet tutan kadınlar. Büyük bir ızdırap ve çile.

İçlerinde orduda görevli askerler var, siviller var. Ama muhalifler yok. Anlattıkları savaşın rejim tarafından nasıl görüldüğüne dair. Yıllardır Ortadoğu’nun çeşitli ülkelerinde benzer manzaraları gören bir gazeteci olarak işin siyasi boyutu açıkçası beni çok da ilgilendirmiyor. Geçim derdinde, hayat mücadelesinde olan insanların yolunun savaşla kesişmesi, kesilmesi yeterince güçlü bir hikaye zaten. Ölenlerin, yaralananların asker, muhalif, devrimci vs olduğu kadar birer baba, kardeş ya da oğul olduğunu unutmamak gerekiyor.

Hastaneden çıkarken bir doktorla sohbet ediyoruz. Gördüklerimizden söz ediyoruz. “Bunlar daha ne ki” diyor. “Ben psikiyatrım, bu insanların çoğunun yaraları iyileşecek belki ama gördükleri ömür boyu hayatlarını etkileyecek. Savaş sendromunu Suriye halkı kolay kolay atlatamayacak. Asıl büyük sorun bu” diye tamamlıyor sözlerini.

Ve şu an Şam’da hala top atışları duyuluyor.