Son Dakika

Okunan haber:

Şam izlenimleri: Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak


Suriye

Şam izlenimleri: Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak

“Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” Evet Şam’da, Suriye’nin genelinde, ülkenin geleceğine dair büyük bir belirsizlik var. Ama insanların çoğu artık eski düzenin eskisi gibi devam etmeyeceğini hissediyor, biliyor. Çünkü artık Suriye’de pandoranın kutusu açıldı. Ve saçılanları yerlerine koymak artık mümkün değil. Ok yaydan çıktı, silahlar çekildi, kan döküldü. Ne ölenler geri getirilebilir ne de kalanlar kendilerini toparlayabilir.

Şam’da her yer ve herkes her an hedef olma potansiyeline sahip. Saldırılardan ne kadınlar ne çocuklar ne askerler ne de muhalifler muaf. Çarşamba sabahı meydana gelen son saldırı Birleşmiş Milletler gözlemcilerine bir uyarı.

Muhaliflerin Deir Zor’da düşürdüğü uçağın pilotunun sorgusunu birlikte izlediğim Suriyeli gazeteci arkadaşıma merakla bakıyorum. Tepkilerini izliyorum. O soruya cevap arıyorum: Peki şimdi ne olacak?
Soran gözlerle ona baktığımı fark ediyor ve daha ben ağzımı açmadan konuşmaya başlıyor: “Bilmiyorum, inan hiç bilmiyorum. Ne olacak? Ben Suriye’de yaşadığım için herkes ne olduğunu soruyor. Ama ben de senden, onlardan farklı değilim. Bütün gün burada Şam’ın merkezinde oturuyorum ama olanları ben de sizin gibi televizyondan izliyorum. Ne olacak? Bilmiyorum. Kimse bilmiyor.”

Şam’da tedirginlik ve güvensizlik had safhada. İnsanlar kaçırılıyor, işkenceye maruz kalıyor. Yaşanan acılar kulaktan kulağa hızla yayılıyor. Kimileri gerçek kimileri şehir efsanesi hikayeler insanları etkisi altına alıyor. Bu bulanık havadan yararlanan fırsatçılar, fidyeciler, suç örgütleri askerlerden ve muhaliflerden daha çok korkutuyor insanları. Bir taksiye binerken bin kere düşünüyor, akşam kapılar sıkı sıkı kilitleniyor. Kentin her yerindeki kontrol noktaları hem bu tedirginliğe hem de tedbire dikkat çekiyor.

Yıllardır rejime yaptığı muhalefetle tanınan, Suriye Devleti İnşa Etme Hareketi’nin Başkanı Louay Hussein’e göre “rejimin geleceği ne olacak sorusu” artık yersiz. Ona göre eski sistem çoktan çöktü. Rejim ayaklanmadan önceki haline ve gücüne bir daha asla geri dönemeyecek. Ama şu anki kaostan ne çıkacak? Onun kafasındaki soru bu. “Uluslararası toplum Özgür Suriye Ordusu’nu destekleyerek Suriye’nin içinden bir muhalefet çıkmasının önüne geçti. Oysa biz içeriden, doğal gelişen muhalefetle rejimi değiştirmeyi başarabilirdik” diyor ve şu an uygulanan politikaları eleştiriyor.

Suriyelilerin büyük bir bölümü toz dumanın yatışmasını bekliyor. Bir yanda Irak ve Afganistan savaşının taze hatıraları var. Irak savaşından kaçan ve Suriye’ye sığınan yaklaşık 2 milyon kişinin anlattıkları hafızalarda canlılığını koruyor. Suriyeliler Irak savaşının korkunç yüzünü birinci elden dinlediğinden, çekilen acılara tanık olduğundan bir kat daha fazla tedirgin. Sadece ve sadece ülkelerinin yeni bir Irak olmaması için mevcut yönetime arka çıkanların sayısı az değil. Görüntü paylaşım sitelerine ülkenin çeşitli yerlerinden yüklenen şiddet görüntüleri bu nedenle Suriyelileri dehşete düşürüyor. Muhaliflerin kendilerine daha iyi bir gelecek kuracaklarına pek de inanmıyor gibiler. Bu düşünce rejimi ayakta tutan en önemli sebeplerden biri.

Şam sokaklarında 17 aydır süren şiddet, yolu tıkayan bir kontrol noktasına, yanınızdan geçen kurşun delikleriyle dolu askeri araca ya da gazetelerin manşetlerine yansıyor. Gündelik hayat akıp gidiyor. Akşamları insanlar hala geç saatlerde açılan dükkanların önünden bir nehir gibi akıp gidiyor. Bir patlama, silahlı saldırı, olayın yaşandığı noktayı bir süre için kilitliyor. Fakat durum yatıştıktan sonra hayat hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor. Şiddetin etkisi, yırtıcı bir hayvanın sürüye dalıp avını alıp uzaklaşması, sürünün yoluna devam etmesine benziyor.
Krizin çözümünde Birleşmiş Milletler’in bir etkisi olacağına inananların sayısı yok denecek kadar az. Başbakanın muhalif saflarına katılması da yönetimi pek etkilemişe benzemiyor. “İyi bir adama benziyordu, nasıl oldu da saf değiştirdi anlamadım” diyor taksi şoförüm. Bu sözlerden Riyad Hicab’ın çok da tanınan bir siyasi lider olmadığını anlıyorum. Herkes Başkan Esad’ın yakın çevresine ve ordudan kopmalar olup olmayacağına bakıyor. Hicab’ın “rejim ülkenin yüzde 30’unu kontrol ediyor” sözleri de çok etki etmiş gibi görünmüyor. Çünkü bu “geri kalan yüzde 70’in muhaliflerin kontrolünde olduğu” anlamına gelmiyor. Dahası bu yüzde 30’un içinde Şam ve Halep’in var olması nitelik olarak rejimin hala etkinliğini koruduğuna işaret ediyor.

Suriye artık tartışmasız bir iç savaşın içinde. Mesele artık sadece Dr. Beşar Esad’ın iktidarda kalıp kalmayacağı meselesi değil. Bir saray darbesi, bir suikast ya da taraflar arasında bir anlaşma devlet başkanını denklem dışına itebilir. Ama bugüne kadar rejimi ayakta tutan kadrolar, sistem iktidarı gümüş tepside muhaliflere sunacak değil. Suriye hala İsrail ile bir varoluş mücadelesinde olan bir ülke. Bölgesel ve küresel mücadelede İran ve Rusya’nın bölgedeki en önemli uçbeyi. Suriye’nin geleceği sadece Suriyelilere bırakılamayacak kadar hassas ne yazık ki. Ama bedeli onlar ödeyecek. Görünüşe göre Suriye aylar, yıllar sürebilecek bir iç savaştan kendi kendini kolay kolay sıyıramayacak.

Suriyeliler bütün bu kaos içinde şimdilerde şiddetin durduğu anlarda bayram alışverişlerini yapıyor. Bir patlama, bir silah sesi tıpkı yırtıcı hayvanın sürüye dalması gibi kurbanını alıp geri çekildiğinde, insanlar kaldıkları yerden hayatlarına devam ediyor. Zaten yapacak başka bir şey de yok.

Bora Bayraktar, Şam