Son Dakika

Okunan haber:

Mesut Ülker: "Şiddetin arkasında yeni strateji arayışı var"


Türkiye

Mesut Ülker: "Şiddetin arkasında yeni strateji arayışı var"

Antep, Şemdinli, Beytüşşebap derken Türkiye’deki şiddetin son adresi İstanbul Sultangazi’de bir polis karakolu.

75. Yıl Polis Merkezi’nde bu sabah saatlerinde meydana gelen saldırıda polis memuru Bülent Özkan hayatını kaybetti. Olayda aralarında karakol amirinin de bulunduğu yedi de yaralı var. Yetkililer patlamayı üzerinde bomba düzeneği bulunan bir erkek saldırganın gerçekleştirdiğini belirtiyor. Saldırıdan sonra olay yerine ambulans ve itfaiye araçları akın etti. Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, saldırganın X-Ray cihazında fark edildikten sonra elindeki el bombasını fırlattı ve patlayıcıyı ateşlediğini belirtti.

Peki ama son günlerde Türkiye’de giderek tırmanan ve ülke gündemini işgal eden şiddet ne anlama geliyor. Milli güvenlik uzmanı ve stratejist Mesut Ülker’in değerlendirmeleri, Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu durumu anlamaya ışık tutuyor.

euronews: Şiddetin güneydoğudan İstanbul’a uzanmasını nasıl değerlendirmek gerekiyor?

Mesut Ülker: Özellikle son Gaziantep saldırısı Türkiye’nin terörle mücadele konusunda bir kırılma gibi algılanabilecek bir olaydı. Antep saldırısı Türkiye’nin mevcut stratejisini ve ilişki modelini gözden geçirmesine neden olmuş gibi görünüyor. Toplumda güvenlik politikalarının öne çıktığı algısı var. Müzakerede tıkanıklık devam ediyor ama güvenlik boyutunda, operasyonel başarı, hukuk içinde kalarak kararlılık net ortaya çıkıyor. İşte bu ortamda terör örgütü ve onlara destek verenler yeni bir arayışa girdi. Bu saldırıları, tırmanan şiddeti onların “hayattayız, yaşıyoruz. Bu noktada mücadelemizden vazgeçmedik” mesajı olarak görebiliriz. Bu nedenle önümüzdeki dönemde terör örgütünün çatışmacı, Türkiye’nin güvenlikçi yaklaşımına paralel olarak terörde, bu tür eylemlerde bir devamlılık olabilir. Bu saldırıların arkası kesilmeyebilir. Çünkü örgüt ve onları destekleyenler bu ortamdan çıkışa ilişkin kendi içinde bir konsensüs sağlamış değil. Bunun için de erken. Onlar yeni stratejilerini ararken kendi aralarında da farklı söylemler geliştirdikleri görülüyor.

euronews: Terörü destekleyenler derken İran ve Suriye’yi mi kast ediyorsunuz?

Mesut Ülker: Hayır ben iç konjonktürü işaret ediyorum. Ama resme daha genel ve geniş bir perspektiften bakarsak, İran ve Suriye’nin iştiraki çok açık. Bu dalga daha artarak gelecek. Ancak Suriye’deki olaylar sonrasında Türkiye’nin terörü değerlendirirken yeniden okumaya ihtiyacı var. Durumu sürekli okumaya, yeniden değerlendirmeye ihtiyacı var. İran’ın da bu konuda eskiye göre daha belirgin bir aktör olarak ortaya çıktığını görüyoruz. Ya da daha doğrusu belki de İran geçmişte yaptıklarını sürdürüyor ama aynı tonda değil. Şimdi İran bizim sensörlerimize daha bir takılır oldu. Bizim de bu yönde, İran-Suriye aksında bir odaklanmamız oldu. Bütün bunları elbette değerlendireceğiz. Ama son saldırıları biraz daha yerel görmekte fayda var. Yerel görülürse terörün diğer ayakları o noktada abartılmamış olacak. Onlarla mücadele konusundaki süreçlerle, yereldeki patlamalar sonrası alınacak tedbirler farklılık arz ediyor. Entegre çalışma gerekiyor ama bunlara reaksiyon modelleri farklı. Uluslararası konjonktüre bakarak belki polis karakoluna saldırıyı toplumun algılaması tam yerinde olmayabilir ama Türk toplumu, vatandaş güvenlik konusunda taviz verilmemesinden yana. Bu konuda irade ve insiyatif yakalandı.

euronews: Güvenlikçi politikalar ağırlık mı kazanacak?

Mesut Ülker: Aslında buna “güvenlikçi yaklaşım” demek tam doğru değil. Güvenlik alanının rahatlatılmasına ilişkin, alınması gereken önlemlerin devam etmesinin önünü açmak isteyenlerin yaklaşımı desek daha doğru olur. Bu reel politiğin gereği. Bütün dünyada terörle mücadele eden yaklaşımlarda şiddete şiddetle, kana kan paralelinde yapılması gerekenlerin ötesinde reformlara ihtiyaç var. Bu noktada inisiyatif alındı,ciddi koordinasyon var, sonuçlar alınıyor. Yurt içi kararlılık ve azim iyi seviyede, profesyonel ordu tartışmalarında doğru noktadayız, ana aksta sorun yok. Onun da zamanı var. İç yapısal değerlendirmede ordu, siyaset, istihbaratın yorumlanması ve paylaşılması, yeni kadroların, yeni tip kurumların gelişmesi gerekiyor. Artık güvenlik de siyaseti zorlayacak bence bu. Açıkçası yerelde yapılan saldırıların, İstanbul’a gelmesi anormal değil. Türkiye bu olayları açıkçası absorbe ederek, yerel düzeyde rehabilite edebilecek bir noktada. Antep’teki saldırı sonrasında ciddi bir dayanışma ve “sineye çekme” değil ama “sinede söndürme” tavrı ortaya çıktı. Toplumda teröre karşı duruşta kıvam, kalite ve terörle mücadelede destek algısı ortaya kondu. Belki bu konudaki bir eksiklik siyasilerin bu konularda donanımlı olmadıkları için olaylardan sonra yaptıkları açıklamalarla kırılmalara sebep olmaları. Gönül kırılmalarına yol açıyorlar. Toplum da bunlara tepki veriyor.