Son Dakika

Okunan haber:

Türkiye-İsrail ilişkileri: Ufukta çözüm yok


Türkiye

Türkiye-İsrail ilişkileri: Ufukta çözüm yok

Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeler, Lübnan’daki kaos, Suriye’deki iç savaş, Mısır’daki belirsizlik İsrail ile Türkiye’yi yeniden yakınlaşmaya zorluyor mu? İki ülke 2010 yılındaki Mavi Marmara Krizi’nden sonra aralarında gelişen anlaşmazlığı, hatta düşmanlığı aşabilecekler mi? İstanbul Kültür Üniversitesi’ndeki GPOT Center’da bir araya gelen İsrailli ve Türk diplomatlar, akademisyenler ve uzmanlar bu konuda ümit verici bir resim çizemedi.

Oysa Mitvim Bölgesel Dış Politika Araştırmaları Enstitüsü’nden Nimrod Goren’in son yaptırdığı kamuoyu yoklaması ümit verici bir tablo ortaya koyuyor. İsrail toplumunun nabzını tutan araştırmaya göre Türkiye ile stratejik işbirliğine dönülmesi gerektiğine inanan İsraillilerin oranı yüzde 40’ın üzerinde. Bu bir yıl öncesine göre olumlu yönde önemli bir gelişme. Goren bunun, Arap dünyasındaki gelişmeler ve belirsizliklerle ilgisi olduğunu söylüyor: “İsraillilerin tehdit hiyerarşisinde Ortadoğu bölgesi ve Suriye öncelikli. Türkiye İsrail için önemli bir tehdit olarak algılanıyor. İsrailliler stratejik ilişkiler düzeyinde Türkiye ile ilişkilerin düzeltilmesinden yana görünüyor” diyor.

Ancak bu iyimser anketin en önemli eksik noktası Türkiye’nin İsrail ile ilişkileri düzeltmek için öne sürdüğü özür, tazminat ve Gazze ablukasının kaldırılması taleplerinden en ağırının, yani Gazze ambargosunun kaldırılmasının, deneklere sorulmaması. Özür ve tazminat konusunda İsraillilerin esnekliği ise dikkat çekici.

Kuşkusuz her şeye rağmen İsrail toplumundaki bu tavır değişikliği önemli. Peki ama Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin eskisi gibi stratejik bir ittifak seviyesine çıkmasının koşulları gerçekten mevcut mu?

Bakıldığında, Türk-İsrail yakınlaşmasına temel teşkil eden, 1990’lara hakim olan ve bugünlerde adına Arap Baharı denen süreçle sarsılmakta olan stratejik ortam, statüko ya da “eski Ortadoğu” tamamen İsrail’in güvenlik ihtiyaçlarına göre kurgulanmıştı. Eski Ortadoğu, İsrail-Mısır barışı, Ürdün ile barış, baskılanan Suriye, yine baskılanan Irak ve Filistin hareketi demekti. Türkiye’nin İsrail ile yakın ilişkiler kurmasının ardında Suriye’nin PKK’ya verdiği desteği kesmek, Lübnan’ın Bekaa Vadisi’nde radikal güçleri barındırmasına son vermek, İran’ın devrim ihracına karşı istihbarat sağlamak ve Kuzey Irak’taki belirsizlik karşısında aradığı destekti. Türkiye’nin bu sorunların bir bölümünü çözmesi bir bölümünün şekil değiştirmesi acaba Ankara’nın düşüncelerini etkilemiyor mu?

Üstelik iki tarafın Ortadoğu’nun geleceğine dair stratejik beklentileri de farklı görünüyor. Türkiye bölgede demokrasiyi, eski rejimlerin devrilmesini savunuyor. İsrail ise kazanımlarını sürdürebilmekten yana. Açıkça söylenmese de İsrail, kendi güvenliği düşünülerek kurulan eski sistemin bir şekilde sürdürülmesini umuyor. Bu farklı vizyon iki ülkenin bir araya gelmesini engelliyor.

İsrail Dışişleri Bakanlığının eski müsteşarı ve Türk-İsrail ilişkilerini en iyi bilen isimlerden emekli büyükelçi Alon Liel de bu durumu gizlemiyor:

“Suriye Türkiye’nin şu an için en önemli dış politika problemidir. Krizin ve rejimin devamı Türkiye için büyük bir tehlike. İsrail’in en büyük tehdit algısı ve problemi ise İran. Türkiye Esad’ın, İsrail ise Ahmedinecad’ın başını istiyor. Aslında Türkiye ve İsrail’in çıkarları bu konuda çok örtüşüyor. Ama Suriye’deki kriz bile iki ülkeyi yakınlaştıramıyorsa gelecek için ümitlenmek doğru değil. Türkiye ve İsrail arasındaki temel sorun Filistin sorunudur. Özür, iki ülke ilişkileri açısından bir darboğaz değildir. Asıl darboğaz Filistin sorunu ve Gazze ablukasıdır. İsraillilerin gündeminde ise Filistin sorunu ve Filistinlilerle barış yok. Bu nedenle iki ülke ilişkilerinin düzeleceğine dair ufukta bir işaret göremiyorum.

Liel’e göre Filistin konusunda yıl sonunda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Filistin’in bağımsızlığının tanınması İsrail’i bazı adımlar atmaya zorlayabilir. Bu durumda belki Türkiye için bir açılım olması mümkün olabilir. Liel, “Eğer Erdoğan Filistin ve Gazze’yi ana sorun olmaktan çıkarır ve Suriye’deki acil durumu çözmek için inisiyatif alırsa o zaman iki ülke arasında inanılmaz gelişmeler olabilir. Esad’ın bir buçuk yıldır ayakta kalması biraz da Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerinin kötü olması yüzünden diyor.

Peki iki ülke arasındaki gerilim daha ne kadar sürebilir? İsrail bunca sorundan sonra acaba bölgede Türkiye’siz yaşayabileceği kanısına vardı mı? Alon Liel, bu soruya “evet” diye yanıt veriyor ve iki ülke ilişkileri tarihinde ilk kez İsrail’in inisiyatif alarak Mavi Marmara krizinde ilişkilerin bozulmasını göze aldığını belirtiyor. Ama Liel’e göre bu tercih akılcı bir tercih değil. Çünkü İsrail yönetimi ve özellikle dışişleri bakanı bölge dışındaki aktörlerle iyi ilişkilerine güvenerek Ortadoğu’da kabul görmeyi geri plana attıkça İsrail’in “yerel bir ülke olma” davasını zedeliyor. Bu da İsrail’in geleceği ve güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.