Son Dakika

Okunan haber:

"Suriye'deki katliam BM Güvenlik Konseyi'nin ayıbı"


Insight

"Suriye'deki katliam BM Güvenlik Konseyi'nin ayıbı"

Kullanılmaz haldeki yollar, yerle bir olmuş binalar, ateşe verilmiş arabalar, tanklar. İşte Suriye’nin en büyük ikinci şehri Halep’in çehresi. Şehirde 18 aydır süren çatışmalarda çoğunluğu sivil 23 bin kişi hayatını kaybetti. euronews, Beşar Esad rejiminin köşe bucak aradığı muhalif liderlerden biriyle görüştü:

Farouk Atig, euronews:
“Halep Askeri Konseyi’nin başındaki kişi ile görüşmek hiç de kolay değil. Emrinde 6 binden fazla askeri olduğunu iddia eden Abdükadir El-Hacı, Esad rejiminin arananlar listesinin ilk sırasında bulunuyor. Etrafındakilerin saygıyla yaklaştığı 32 yaşındaki bu eski tüccar her adımını çok dikkatli atıyor.”

Tevhid Sancağı’nın başındaki muhalif lider son günlerdeki yenilgilere rağmen güvenini kaybetmemiş. Askeri bir eğitimden geçmemesine rağmen adamları tarafından büyük saygı görüyor. Halep bölgesinde bulunan üç askeri oluşumun liderinin şu andaki tek isteği tüm ülke genelinde mücadele verenleri düzenli bir ordu haline getirmek.

Muhabirimizin ilk sorusu muhaliflerin cephede zor bir durumda olup olmadıkları yönünde:

Abdükadir El-Hacı:
“Hayır, hayır, şu anda zayıf değiliz. Aksine öncesinden daha güçlüyüz. Esad’ın ordusu sayıca fazla değil. Bu yüzden de farklı cephelerde çatışamıyorlar. Arkup’ta, Seba Bahrat’ta, eski Halep’te ve Selahedine’de cephelerimiz var. Sayıları fazla olmadığı için de Arkup’ta çatışmaya başladığımızda onlar hala Selahedine’deydi. Bu da onların gerçekten güçlü olmadıklarını ve sayılarının azlığını gösteriyor. Yeterli sayıda silahları bulunmuyor, birçok cephede aynı anda savaşacak kadar askere sahip değiller. Biz de onları zayıflatmak için birçok cephe açtık. Onlar da ne yapacaklarını şaşırdı. Onlar gerçekten çok zayıf.”

Muhabirimiz ikinci sorusunda muhaliflerin silahlarını nereden elde ettiklerini ve kendilerini cihadist unsurların katılıp katılmadığını sordu:

Abdükadir El-Hacı:
“Cevap soruda saklı. Ne uluslararası yardım, ne de silah yardımı aldık. Sizin de fark ettiğiniz gibi yabancı ülkeler bizim için hiç bir şey yapmadı. Elimizdekiler, Esad rejiminden aldığımız silahlar. Şu anda birkaç tankımız var. Sizce bu tanklar nereden geldi? Hepsini Esad rejiminden elde ettik. Kimse bize tank vermedi. Onları kendimiz kazandık. Allah’a şükür, silahlarımız, kalaşnikoflarımız var. Ama hava saldırılarına karşı kendimizi savunabilmemiz için daha sofistike ve modern silahlara ihtiyaç duyuyoruz. Ama görüyorsunuz uluslararası toplum bizi izlemekten başka bir şey yapmıyor. Suriye halkı her gün katlediliyor. Kadınlar, çocuklar öldürülüyor. Her gün evler, camiler yıkılıyor. Bu Güvenlik Konseyi’nin büyük bir ayıbı. Esad’ın ordusu her yerde varlık gösteremiyor. Helikopterleri ile ve jetleri ile havadan bombardıman yapıyorlar. Fakat yerden ilerleyemiyorlar. İlerlemeden önce çok dikkat etmeleri gerekli.”

Peki acaba verdikleri mücadelede saflarında Libya, Tunus ya da Filistin’den gelen savaşçılar da bulunuyor mu?

Abdükadir El-Hacı:
“Tevhid Sancağı adına söyleyebilirim ki, bizde hiç Suriyeli olmayan adam yok. Hepsi Halep, Humus, Hama ve Latakya’dan geliyor. Belki öteki tugaylarda Arap kökenliler vardır. Ama sayıları çok sınırlı. Bizim ise askere değil, silaha ihtiyacımız var. Bizimle birlikte mücadele edenlere teşekkür ediyoruz. Çünkü bizimle birlikte acı çekiyorlar. Yaptıkları tek şey kendilerini Suriye için feda etmek. Suriye halkı için Müslümanlar olarak birleştik. Hepsi Suriye halkını savunmak için burada. Fakat sayıları fazla değil.”