Son Dakika

Okunan haber:

Sürrealist futbol: El Clasico


SPOR

Sürrealist futbol: El Clasico

Barcelona takımının sloganı, ‘Més que un club’ yani ‘Bir kulüpten daha fazlası’. Şayet takımın karşısındaki rakibi Real Madrid olunca bu slogan ‘Futboldan daha fazlası’ oluyor. Maç saati yaklaştıkça Barcelona’nın bordo maviye boyanmış bütün damarlarından insanlar Katalonya’nin merkezi Camp Nou’ya akın ediyor. Yazdan kalma sonbahar gününde birazdan şehrin bütün kanını toplayan kalbin güm güm sesleri Pirene Dağları’ndan Akdeniz’e kadar yayılacak. Borç harç içindeki İspanyollar grev mirev de dinlemeden, iş yavaşlatan trenlerde saatlerce kan ter içinde beklemeyi göze alıp dev randevuda buluşmaya çalışıyor. Karaborsaya düşen bilet fiyatları 300, 500, 700 diye gidiyor… Ancak parasız İspanyollar için bunun hiçbir önemi yok. Onlar 99 bin 354 kapasiteli stadı tıka basa dolduruyor.

Sahada Madrid’in rütbesiz askeri Cervantes’in silahşorleri ile Katalonya’nın özgürlük savaşçısı Salvador Dali’nin sürrealist topçuları. Vuku bulan futbol mu, sanat mı ayırt etmek güç. Biri yazıyor, biri çiziyor. Bir saniye nefes almak yok. Messi, La Mancha’lı Yaratıcı Asilzade Don Kişot gibi karşısında yel değirmeniymiş, Sergi Ramos’muş, Pepe’ymiş, Marcelo’ymus aldırmadan saldırıyor. Topu, birkaç saniye içinde bir kartal gibi havalandırıp, çita gibi taşıyıp, aslan gibi hedefe ulaştırarak ardında tüyleri diken diken bırakıyor. Tribünleri bulutlara kadar çıkan stadda sahadaki Messi’yi miyop gözler bile rahatlıkla ayırt edebiliyor.

Maçın başlarında Dali’nin talebelerini düşler aleminden uyandıran Ronaldo oluyor. Son Mohikan, kolu kırık yorgun savaşçı Puyol’un kanattaki yokluğunu affetmiyor. Çok geçmeden sağa sola bakıp oyunla ilgisi yokmuş gibi ortada sinsi sinsi dolanan Messi bir anda pozisyonun ortasına dalıyor ve tek rakibine cevabını veriyor.

Şövalyeler ilk devreyi böyle kapatıp mola veriyor. Devre arasında Joan Gamper’in aruz ölçüsüyle yazdığı şiir geçiyor yeşil çimlerden: Carles Comamala, Kubala, Josep Samitier, Vicenç Piera, Josep Escola, Gonzalvo III, Luis Suarez, Eulogio Martinez, Carles Rexach, Johan Neeskens, Amor, Asensi, Ronald Koeman, Stoichkov, Michael Laudrup, Zubizarreta, Bernd Schuster, Johan Cruyff, Samuel Eto’o, Deco, Ronaldinho, Rivaldo, Ronaldo, Luis Enrique, Romario, Patrick Kluivert, Xavi Hernandez, Guardiola…

İkinci yarıda dakikalar 61’i gösterdiğinde tribünler hep bir ağızdan bir imparatoru selamlar gibi Messi Messi diye haykırıyor. Serbest vuruş anında herkes golün geleceğini bilerek kameralarında kaydet tuşuna basiyor. Kameralara yansıyan falsolu kesme bir vuruş ve topun filelerle kucaklaşması.

Futbol evi Camp Nou’nun çimlerinde bir de Türk silahşor var: Zonguldaklı Mesut Özil. Bir ara beyefendiliği bir kenara bırakıp hırsından çimleri yoluyor. Bu hırsının meyvesini çok geçmeden alıyor. Barcelona defansinin kanını donduran öldürücü nokta pasıyla Ronaldo’ya al da at diyor. Şövalyeler ve topçular büyük meydan savaşı sonunda yenişemiyor.

Yine istatistikler altüst oluyor: Messi, forma giydiği 11. resmi maçta 12’inci, son 155 resmi maçta 169’uncu gol attı. Ronaldo üst üste 6. El Clasico maçında gol atan ilk futbolcu oldu. Real Madrid’de 155. resmi maçında toplam gol sayısını 160’a çıkardi. Real Madrid, Ronaldo’nun La Liga’da gol attığı hiçbir maçı kaybetmedi.

Bütün istatistiklerin ötesinde hafızalarda Figueresli Salvador Dali’nin düşlerindeki sürrealist çizgiler kalıyor; şekli futbola benzeyen…