Son Dakika

Okunan haber:

Avrupa Birliği'nin barış ve refah hayali


Insight

Avrupa Birliği'nin barış ve refah hayali

Yıl 1945. İkinci Dünya Savaşı’nın sonu. Avrupa yerle bir, beş parasız ve ikiye bölünmüş durumda. Yaşlı kıta, tarihinin en kötü ideolojilerinden birine şahit oldu. Yeni bir savaşı artık kimse istemiyordu. Barış için devletler kolları sıvadı.

Bu fikrin temelinde Avrupa’nın kurucuları olacak birkaç isim vardı:

Konrad Adenhauer:
“Bir politikayı denemenin en iyi yolu güvenlik üzerine inşaasından geçer.”

Jean Monnet:
“Avrupa’nın ilk yürütme organının kararlarını altı ülke sanki bir bütünmüş gibi uyguladı.”

Robert Schumann:
“Fransa’nın temel hedefi her zaman barışa hizmet etmek oldu.”

Bu kişiler ve onların izini takip edenler sayesinde kömür ve çelik üzerinde ilk birliktelik sağlandı. Avrupa, ilk defa siyasi ve ekonomik bir gerçeklik olarak ortaya çıkıyordu. 1957, Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun (CEE) Roma’da kurulduğu yıl oldu. 6 üyesi Almanya, Belçika, Fransa, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda oldu.

Yıllar geçtikçe Avrupa kendini geliştirdi, genişledi ve demokrasi fikrinin yayılmasını sağladı. 1986’da diktatörlük rejiminden geçmiş İspanya ve Portekiz’i bünyesine kattı. Jacques Delors’un liderliğindeki komisyon Avrupa ile ilgili kötümserliği hızla silen faaliyetlere imza attı. 85-95 arası Avrupa’ya damgasını vurdu. Ekonomik birlik yerini Avrupa Birliği’ne bıraktı.

François Mitterrand ve Helmut Kohl, Fransa ile Almanya arasındaki buzların erimesine ön ayak oldu. Bu iki ülke Avrupa’daki barışın ve ekonomik kalkınmanın simgesi haline geldi.

1989 ise dünyayı ikiye bölen Berlin duvarının yıkıldığı yıl oldu. Bir yıl sonra ise iki Almanya tek olacaktı.

2004’te Avrupa, tarihinin en büyük genişleme sürecini yaşadı. Eski Sovyet Blok’undan 8, toplamda 10 ülke Avrupa Birliği’ne girmeyi kabul etti.

Başlangıçtaki ‘barış için tek bir Avrupa’ fikri, Avrupa Birliği’ni ayakta tutan temellerden biri olmaya devam ediyor. Fakat küresel mali kriz bu Birliği ‘temelden’ sarsıyor.

euronews:
“Eski İspanya Dışişleri Bakanı Javier Solana, bir dönem NATO Genel Sekreteri ve Avrupa Birliği Dış Politika Şefi olara görev yaptınız. Şimdi ise Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nin bir üyesisiniz.

Avrupa Birliği, yaşlı kıtanın belki de içine oranla dışında daha fazla bir demokrasi modeli olarak tanındı. Nobel Barış Ödülü neden Avrupa Birliği’ne verildi? Bunun nedeni kurumsal yapısı mı yoksa geçirdiği süreç mi?”

Javier Solana:
“Sizin de altını çizdiğiniz gibi bence, Avrupa Birliği’nin oynadığı rolde uluslararası bir tanınmışlık olduğunu düşünüyorum. Hatırlayın, çok acımasız bir savaşın yaşandığı bir kıtaya sahipiz. 20.yüzyılda neleri başardığımızı bir düşünün, barış, istikrar, özgürlük içinde yaşayabildik ve tüm bunlarla dünyada önemli bir varlık gösterebildik. Şu anda zor bir durumla karşı karşıyayız ama bu geçecek.”

euronews:
“Avrupa’nın bütünlüğünü mali krizin tehdit ettiği bu günlerde bu ödül büyük bir şans ve fırsat. Geçmişte Eurozone liderlerini yönetime bağlı riskler konusunda uyarmıştınız. Siyaseti bir tarafa bırakıp olayın insani yönünü ele alalım?”

Javier Solana:
“Vatandaşların karşı karşıya kaldıkları bu anı, sizin de tahmin edebileceğiniz gibi, çok derinden yaşıyorum. Bu zor bir dönem, çok zor bir kriz. İnsanlar acı çekiyor biz ise çok kararlı, hızlı ve yararlı bir şekilde hareket etmek zorundayız. Özellikle de Avrupalı liderler bunu yapmalı.”

euronews:
“Krizin çok ağır etkilediği ülkelerde sosyal bir karmaşanın olduğu ve aşırı kanatların kuvvetlendiği kesin. Avrupa Birliği’nin geleceği için endişelenmeli mi?”

Javier Solana:
“Hayır bunu düşünmüyorum. Çok zor dönemlerden geçen Avrupa Birliği her zaman başarmayı bildi. Bu krizden de çıkmayı başaracağız. Aynı zamanda bu kriz, 21.yüzyıldaki hayata bizi hazırlamalı. Bu yüzyıl, büyük değişikliklere sahne olan dünya tarihine damgasını vurdu. Şu anda çok kutuplu bir dünyada yaşıyoruz. Değerleriyle birlikte Avrupa Birliği’nin sesi, olaylara yaklaşımı çok önemli ve birlik her zaman her şeye hazır olmak zorunda.”

euronews:
“Balkanlardaki savaş sırasında NATO’nun başındaydınız. Bu süreç, AB’nin en kara sayfalarından biri olarak tarihe geçti. Ama yıllar sonra Brüksel’deki ön görüşmeler Makedonya’da böylesi bir çatışmanın çıkmasını engelledi. İnsan haklarını koruma görevini Avrupa Birliği’nin üstlenmesinde size göre hangi olaylar rol oynadı?”

Javier Solana:
“Bence birçok olay var. Zorlu dönemlerde Afrika’da bulunduk ve buradaki sorunların bazılarını çözdük. Asya’da siz de hatırlayacaksınız, Endonezya gibi bir ülkedeki tarihi sorunların çözülmesini Aceh barış süreci sayesinde sağladık. Avrupa Birliği son 10 yılı dış politikamız açısından çok parlak geçirdi.”

euronews:
“ Avrupa Birliği’nin böyle bir ödüle layık görülmesini bekliyor muydunuz?”

Javier Solana:
İçtenlikle söylüyorum ki hayır. Böyle bir sürpriz yapılmasını beklemiyordum.”