Son Dakika

Okunan haber:

Erdoğan: Batı artık dünyanın tek merkezi değildir


Türkiye

Erdoğan: Batı artık dünyanın tek merkezi değildir

Son günlerde sadece bölgenin değil tüm dünyanın gözü Ankara’da. Suriye ile yaşanan kriz, sınırdaki karşılıklı top atışları, uçak krizi Türkiye’yi Suriye krizinin merkezine yerleştirdi. Aylardır bu meseleye odaklanan ve kendini bu noktada uluslararası toplum tarafından yalnız bırakıldığını hisseden Türk hükümeti Şam karşıtı sert söylemini artık uluslararası topluma da çevirdi. İki gün sürecek “Adalet” temalı İstanbul Küresel Forumu’nun açılışında konuşan Başbakan Erdoğan, sözleriyle Türkiye’nin bu pozisyonunu net bir biçimde ortaya koydu. Erdoğan, hem Suriye yönetimini eleştirdi hem de rejimin ayakta kalmasına göz yuman ülkeleri ve özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni topa tuttu.

Konuşması boyunca mevcut uluslararası kurum ve kuruluşların bugünkü yapısını adaletsiz olmakla eleştiren Başbakan Erdoğan değişim taleplerini tekrarladı: “Günümüzde dünyasında adaletsizliğin yapısal bir hüviyet kazandığını görüyoruz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere pek çok uluslararası kuruluşun işleyişinde bu yapısal adaletsizliği açıkça görüyoruz. Kimse BM’nin yapısının adil bir anlayış üzerine inşa edildiğini söyleyemez. Beş daimi üye on geçici üye… Bu geçici üyelerin bir anlamı yok. Beş daimi üyeden biri hayır dediği zaman mesele bitiyor zaten. Oradan karar çıkartmak mümkün değil. Öyle ise BM ne için? BM’nin adalet üzerine reforme edilmesi şart” diyen başbakanın sözleri alkışlarla kesildi.

Başbakan Erdoğan’ın öteden beri dillendirdiği bu eleştiriyi yeniden gündeme getirmesi bir anlamda Türkiye’nin Suriye konusunda yalnız bırakılmasından duyduğu rahatsızlığın bir dışa vurumu. Suriye’de bir buçuk yıldır devam eden iç savaşta Baas rejimi, Türkiye’nin öngördüğünün aksine hala devrilebilmiş değil. Suriye içindeki mevcut güç dengeleri göz önüne alındığında bölünmüş bir tablo çizen muhalefetin dışarıdan destek almadan Esad yönetimini deviremeyeceği de artık herkesçe kabul ediliyor. Üstelik İran ve Rusya gibi ülkeler Esad yönetiminin arkasında kararlı bir biçimde duruyor. Baas yönetiminin dışarıdan müdahale olmaksızın devrilemeyeceğini artık Ankara da görüyor. Türkiye krizin uzamasının yol açtığı istikrarsızlığın sürmesinden uluslararası bir müdahalenin önünü kesen BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi Rusya’yı sorumlu tutuyor. Son Moskova-Şam uçağının inişe zorlanması da aslında bunun bir göstergesi.
Krizi kontrollü olarak tırmandırma eğilimindeki Başbakan Erdoğan’ın Suriye’ye dönük sözleri bu savı doğrular nitelikte.

Erdoğan “Suriye’de 20 aydır tüm dünyanın gözü önünde cereyan eden insanlık dramına, bütün çabalarımıza rağmen, Birleşmiş Güvenlik Konseyi müdahale etmedi. Şu anda Suriye’de 30 bin insan öldü. 250 bin insan ülkesinin dışındadır. Bunların 100 bini Türkiye’de. Bu kardeşlerimiz bizim misafirimiz. Ülkesinin içinde 2 buçuk milyon Suriyeli evlerinden ayrı yerlerde kaçak göçek yaşamaktadır. Her an korku içindeler Bu Esed rejimine her gün onlarca yüzlerce insanı öldürmek konusunda cesaret veren, adeta yeşil ışık yakan bir tutum var ortada. Bunun kaynağı nerede? Uluslararası kuruluşların sesi ciddi anlamda çıkıyor mu? Maalesef çıkmıyor. Sıradan bazı ifadelerle günü kurtarmanın hiçbir anlamı yok. Burada olması gereken ne ise bunun yapılması gerekir. Eğer daimi üyelerden bir tanesini, iki tanesini bekleyecek olursak o zaman Suriye’nin akıbeti çok tehlikeli ve insanlık tarihe bunu unutulmayacak ifadelerle kazıyacaktır. Ne acıdır ki 20 yıl önce Balkanlar’da, Saraybosna’da, Srebrenitza’da, Tuzla’da yüz binlerce insanın katline seyirci kalan Birleşmiş Milletler bugün Suriye’de de acizlik içindedir” diye konuştu.

Dünyada yükselen güçler arasında gösterilen Türkiye’nin, uluslararası sistemin değişmesi taleplerine adalet perspektifinden bakıldığında itiraz etmek çok olası değil belki. Ama dünyada geçer akçenin hala “güç” olduğu göz önüne alındığında, Ankara’nın uluslararası kuruluşlardaki reform çabalarının tıpkı Suriye krizinde olduğu gibi Türkiye’nin yalnız mücadele ettiği bir alan olarak kalma olasılığı da yüksek görünüyor.