Son Dakika

Okunan haber:

Avrupalı kadınlar daha fazla söz sahibi olmak istiyor


Avrupa

Avrupalı kadınlar daha fazla söz sahibi olmak istiyor

Avrupa Birliği, kadın yöneticilerin iş başında olduğu dünya ortalamasının çok gerisinde kalıyor. Zira kıta genelinde her 100 üst düzey yöneticiden sadece 3’ü kadınlardan oluşuyor.

Yani Yönetim Kurulu Başkanı olarak çalışanların oranı yüzde 3’lerde kalırken yüzde 14 oranında da yönetim kurulu üyesi bulunuyor.

Konuyu gündemine alan Avrupa Birliği’nde durum yavaş da olsa düzeliyor. Avrupa Komisyonu, halk arasında cam tavan olarak adlandırılan ve kadının üst düzey yönetici pozisyonlarına getirilmesini engelleyen erkek egemen iş dünyasını değiştirmeye çalışıyor.

Ancak Avrupa genelinde yönetimlerde kadın erkek eşitliğinin sağlanması için daha 50 yıla ihtiyaç olduğu düşünülüyor.

Euronews muhabiri Monica Pinna konuyu vatandaşlara sordu.

“Avrupa’da tepe yöneticisi olan kaç kadın var?”

İşte bu konuda bilgi sahibi olmayan vatandaşların cevabı:

“Ben yüzde 35 diyebilirim.”
“Yüzde 20’den fazla değil.”
“Yüzde 25?”
“Yüzde 35
“Yüzde 70 olmalı.”

Kadınlar şirket yönetim kurullarında yeterli oranda temsil edilmiyor. ‘Cam tavan’ olarak adlandırılan sanal bir engel, Avrupa genelinde kadınların hala üst düzey görevlere gelmesinin önüne konulan bariyerleri simgeliyor.

Anne-Marie haksız olarak işten çıkarılmasının ardından açtığı davayı kazandı ve sonra Lyon’da kendi işini kurdu.

Anne-Marie Dominguez’e kulak verelim:

“Çalışırken hareket alanım kısıtlanmıştı. Yani bunun anlamı, birşeyi yapmadan önce mutlaka izin almam gerekirdi. Bütçe ile ilgili işlem yapmadan önce mutlaka onay almam lazımdı. Kısıtlı bir hareket alanım vardı. Hatta işimi yapam için bana yeterli miktarda güç de verilmemişti.”

Ülkeler, ya kişisel girişmlerin önünün açılması teşviki ya da yasal çözümlerin benimsenmesi için günden güne bastırıyor.

Avrupa Komisyonu 2020’de yönetim kurullarında yüzde 40 oranında kadın temsilci olması için bir yasal düzenleme yapmaya hazırlanıyor.

Danışmanlık şirketi bulunan Avivah Wittenberg Cox, kadın kotasında köklü bir değişim olması gerektiğini düşünüyor:

“Keşke cam tavan engeli olsaydı. Çünkü o, şu anki sorundan çok daha iyi. Cam tavan, kadınların belirli noktalara gelmesini kısıtlayan, yasal olmayan fakat varlığı da ispatlanamayan sanal bir engel. Buna cam tavan deniyor. Ama şu anda şirketlerdeki durum öyle değil. En alt seviyeden başlayarak erkek çalışan oranı artarken kadın oranı gittikçe düşüyor. Sanki zehirli bir cinsiyet ayrımı gibi.”

İngiltere, özdenetim girişimi ile toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmak için çalışmalarını hızlandıran ülkeler arasında. Ama aynı zamanda AB’nin kotalar konusundaki düzenlemesine karşı çıkıyor.

2007’ye kadar İngiltere genelinde büyük şirketlerde çalışan kadınların oranı yüzde 12 idi. Bugün bu rakam yüzde 16’ya ulaşmış durumda.

Hükümetin tavsiyeleri ve özel kuruluşların girişimleri ile sonuç değiştirilmeye çalışıyor.

Yüzde Otuz Kulübü adlı kuruluşun yöneticisi Gay Collins, bu anlayışı değiştirmek istiyor:

“Her ne kadar yavaş bir başlangıç yapmış olsak da 2015 itibari ile şirketlerde kadın çalışan oranını yüzde 30’a yükseltmeye çalışıyoruz. Mart ayından bu yana şirket yönetim kurullarına yüde 44 oranında başvuru gerçekleşti. Oraya doğru olumlu yönde bir ivme kazandık.”

Euronews muhabiri Pinna, geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırmanın ilginç sonuçlar ortaya koyduğunu dile getiriyor:

“Bir araştırma sonucu cinsiyet farkının giderilmesinin Euro Bölgesi’nde gayri safi yurtiçi hasılayı yüzde 13 oranında arttırdığını ortaya koydu.”

Peki kadın erkek eşitliğini işte sağlamanın temel unsurları neler?”

Küresel yönetim danışmanlık grubu Accenture, yıllar önce cinsiyet eşitliği için hedefler belirledi. Onlar yönetim kurulundaki kadınların oranı konusunda İngiltere’nin üzerinde. Fiona O’Hara da onlardan biri.

Çeşitliliğin başındaki kişi olarak o, şirketin çeşitli programlar aracılığıyla kadınların iş dünyasına çekilmesi, desteklenmesi ve geliştirilmesini taahhüt ediyor:

“Accenture 10 yıldan fazla bir süredir iş dünyasında çeşitliliğe odaklanmış durumda. Saptadığımız konulardan biri de doğum iznine ayrılan kadınların yüzde 75’i işine geri dönüş yapıyordu. Biz işe geri dönmek isteyen bu kadınları desteklerimizle yüzde 90’a çıkarmayı başardık. Geri dönmek isteyen kadınlara karşı oldukça esnek olduk.”

Accenture aynı zamanda yetenekli kadınların üst düzey yönetici pozisyonları için yetiştirilmesine yönelik bir rehberlik programı da sunuyor. Şirketin ürün temsilcisi Simon Eaves, yaptığı işle ilgili bilgi veriyor:

“Programa bir yıl önce başladık. Ben kuruluş içinde yüksek performans gösteren beş kadından sorumlu danışmanım. Onların kendi kariyerlerini şekillendirmeleri için oldukça fazla zaman harcıyorum.”

Havacılık, ulaşım ve güvenlik konusunda uzman olan Thales grubu da aktif olarak cinsiyet dengesi üzerinde çalışıyor. Dünya genelinde çalışanlarının yüzde 22’si kadın. 16 kişilik yönetim kurulunda 4 kadın üye bulunuyor. Bu da yüzde 25’e denk geliyor.

Marion Broughton Thales’in genel müdür yardımcısı. Kendisi hava elektroniği ve hava opreasyonu işletmelerinden sorumlu:

“Yönetimde görev aldıkça daha fazla çalışmalıydım. İnsanlar buna bakıyordu. Kadın yönetici atadıklarında onların doğru karar aldığını göstermek zorundasınız. Bu terfileri almak için çok daha yoğun çalışmak zorundaydım. Ama gelişimin önündeki engelleri hesaba katmadım.”

Thales, 2009’dan bu yana kadın yönetici sayısını arttırmaya özen gösteriyor. 2009’da yüzde 9 olan kadın yönetici sayısı bugün yüzde 11’i bulmuş. Paris’te insan kaynakları, hukuk ve etikten sorumlu başkan yardımcısı Anne Ravaran ile görüştük:

“Önemli olan şirketin kendi kendine bir inisiyatif alması. Eğer böyle bir karar almasaydı işte çeşitlilik anlamında tarihi bir hata yapmış olurdu.”

Fransa, AB üyesi İtalya, Belçika, Hollanda ve İspanya ile birlikte kota kanunu destekleyen ülkelerden biri. 2017’ye kadar şirket yönetimlerinde yüzde 40 oranında kadın olmak zorunda. Fransa’da kadınların yönetim kadrosunda görev alma oranı artık hızla artıyor.

2007’de yüzde 9 olan rakam 2012’de yüzde 22’yi buldu. Kanunun kabulunden bu yana yüzde 10’luk bir artış sağlandı.

Kotalar iyi olsa da bazen çelişkili sonuçlar getiriyor. İş çevrelerinin eleştirisine maruz kalıyor. Özellikle de kadın kotası ve yetenek konusunda.

Euro Crm’nin tepe yöneticisi Pia Casanova’da olduğu gibi birçok işadamı ve iş kadını Avrupa’da aynı pozisyonu paylaşıyor:

“Kadın kotası azınlıklara rağmen alınmış bir karar. Olumsuz sonuçları da olabilir. Birileri çıkıp ‘sen kadın olduğun için bu göreve getirildin. Nihayetinde kadın kotası var ve sen de bu kotadan dolayı buraya alındın’ diyebilir.”

Uygulamanın mimarlarından olan Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Viviane Reding, taslak mevzuat tedbirinin, cinsiyet eşitliği sağlanana kadar devam edecek geçici bir düzenleme olduğuna dikkati çekiyor:

“Kadınları sadece kadın oldukları için işe almak tümüyle yanlış bir karar olur. Onları yeteneklerinden ve işi bildiklerinden dolayı için işe almalıyız. Onlar bir nesne değil. Burada konu sadece kadın faktörü değil. Mesele insani kapasite. İnsani yönünü bırakıp kadın yönünü ele alırsak yanlış yapmış oluruz.”

Şirketlerin yönetim kurulunda çalışacak kadın sayısının arttırılması cinsiyet eşitliği için bir dönüm noktası olabilir. Ancak bu, şirketlerin yönetiminde nasıl bir değişiklik olur sorusunu akıllara getiriyor.

Avivah Wittenberg Cox, şirketlerde cinsiyet eşitliğinin iş eşitliği anlamına gelmediniği açıklıyor:

“Biz alınacak en iyi tedbirin şirketlerde cinsiyet dengesinin sağlanması ya da hararetli bir şekilde tartışılması olduğunu söylemiyoruz. Herkes şirketine kadın yönetici seçip bununla övünüyor. Burada asıl mesele kadınların esas olarak karar alıcı beyin takımının arasında olmasıdır. Şu anda birçok şirket, karar mekanızmasının dışındaki yönetim kadrolarına kadın çalışan alıp bunu gösteriş amaçlı kullanıyor.”

Bonus interview: balance and leadership

AB ülkelerinde kayıp çocuk vakalarına karşı nasıl mücadele edilebilir?

Avrupa

AB ülkelerinde kayıp çocuk vakalarına karşı nasıl mücadele edilebilir?