Son Dakika

Okunan haber:

Türkiye için iyisi hangisi: Romney mi Obama mı?


ABD

Türkiye için iyisi hangisi: Romney mi Obama mı?

Amerika Birleşik Devletleri’nde seçimlere kısa bir süre kala başkan adayları son olarak kozlarını dış politika üzerinden paylaşıyor. Belki Amerikan seçmeni ekonomi, işsizlik, sağlık reformu gibi konulara odaklı ama dünyanın bu tarafında, adayların seçilmesinin Ortadoğu’yu nasıl etkileyeceği sorusu gündemde. Suriye’deki kriz ikinci yılına girerken, Arap dünyasındaki hareketlilik sürerken Obama’nın devam etmesinin ya da Romney’nin başkanlık koltuğuna oturmasının ne sonuç doğuracağı tartışma konusu. Ve bu iki adayın Türkiye politikaları…

Geçmişte ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki silahsızlanma anlaşmalarını (START) müzakere eden Amerikalı diplomat Richard Burt, Romney’nin seçilmesinin Ankara-Washington hattına belirsizliğin hakim olacağını gizlemiyor : “Başbakan Erdoğan ve Başkan Obama iyi bir çalışma ilişkisi geliştirdiler. 1980’ler sonrası Reagan dönemindeki Özal ile ilişkilerden bu yana Türk ve Amerikan liderleri arasındaki en iyi ilişkilerin kurulduğu bir dönemdeyiz. Irak’taki anlaşmazlığa, Mavi Marmara Krizi’ne, kesintilere rağmen bölgesel etkili bir güç olan Türkiye ile küresel bir güç olan ABD arasındaki ilişkiler önemli bir seviyede seyrediyor. Eğer Obama’nın yerine Romney gelirse ne olur bilemiyorum. Bunu Washington’da da kimsenin bildiğini de sanmıyorum. Romney’nin Başkan Yardımcısı adayı Paul Ryan’ın da dış politikada çok önemli bir tecrübesi yok. Romney’nin dış politika çevresi Bush döneminden kalan Neocon’lardan oluşuyor. Bakıldığında ilişkilerin aksaması muhtemel.

McLarty Associates Avrupa Direktörü olan Burt’ün Romney’nin olası başkanlığı ile ilgili projeksiyonu ümit verici değil belki ama gerçekçi ve uyarıcı. Burt, “Mit Romney irrasyonel bir siyasetçi değil. Bir işadamı, analist ve yatırımcı. Yani pragmatik. Kampanyasında da bunu gördük” derken Ankara ile ilişkileri belli bir noktada tutacağına inandığını ifade ediyor.

İki lider arasında Ortadoğu konusundaki fark başkanlık kampanyasındaki atışmalara yansımış durumda. Göreve “Müslüman dünya ile barışma” hedefiyle başlayan, 11 Eylül, Afganistan ve Irak gibi ağır yüklerle devraldığı başkanlığı sırasında gerilimi azaltmaya çalışan Obama, Ortadoğu’da fırsatlara ve tehditlere göre tepkisel bir tavır içinde. Bugüne kadar belirgin bir olayları yönlendirme kaygısı olmadı. Romney ise bölgede liderlik etmekten söz ediyor.

Türkiye ile ABD arasındaki en büyük sorun ABD’nin Suriye konusunda Türkiye’nin beklediği sertlikte bir hamle yapmamış olması. Obama ve danışmanları Suriye’deki durumu tahmin edilemez, kaygan bir zeminde görüyor. Burt’e göre “Türkiye ise Suriye krizine sürükleniyor . Obama ve Erdoğan rejime karşı güçlü bir dil kullanma ve Esad’ın çekilmesi konusunda aynı noktada. Ama Obama yönetimi güç kullanımı konusunda başbakan Erdoğan’ın beklediği noktada değil hatta isteksiz. Obama tam bir iç savaşın diğer ülkelere sıçramasından çekiniyor. Romney ise eğer Amerika Suriye’de yeterince rol almazsa muhalefetin radikalleşeceğini düşünüyor.”

TüSİAD ve Brookings Enstitüsü’nün İstanbul’da düzenlediği toplantıda Brookings’ten Dış Politika Araştırma Merkezi Direktörü Michael O’Hanlon ise Türkiye’nin ABD ile Rusya arasındaki bir itişmenin arasında kalabileceğine dikkat çekiyor. O da Suriye konusunda kim seçilirse seçilsin acil bir adım beklemediğini vurguluyor: “Amerika’da kim kazanırsa kazansın Suriye’ye çabukça bir müdahale beklemiyoruz. Romney kazanırsa Irak savaşını yapan Neoconlar bile Suriye’de bunu tekrarlamak istemeyecektir. Suriye konusunda güçlü görüşleri var ama Irak’ta çok şey öğrendiler. Suriye’de aynı sürece gireceklerini sanmıyorum. Dikkatlerini İran’a yönelteceklerdir. Bence Suriye politikası Bosna politikasına benzeyecek ve süreç içinde kriz her yıl biraz daha ileri gidecek ve durum giderek kabul edilemez olduğunda müdahale gündeme gelebilecektir.”

Türk-Amerikan ittifakında taraflar geçmişten bugüne çok sert inişler ve çıkışlara rağmen ilişkileri belli bir düzey tutmasını bildi. Johnson mektubundan 1 Mart tezkeresine uzanan fırtınalı dönemde

Türkiye’nin jeopolitik konumu, ABD’nin hayati önem verdiği bölgelere yakınlığı ve Kuzey Atlantik İttifakı, ilişkilerin temel çizgisini belirledi. Türkiye’nin Lisbon Zirvesi’nde NATO’nun füze savunma sistemine katılmasıyla Washington açısından en temel sorun çözülmüş oldu. Bu adım belki Türkiye’nin Ortadoğu’da hareket alanını daralttı ama Ankara-Washington ilişkilerindeki ana sorunlardan birini gidermiş oldu. Öteden beri Türkiye’ye Demokratlardan daha sıcak bakan Cumhuriyetçilerin işbaşına gelmesi, kadroda Eric Edelman gibi isimlerin bulunması, Irak savaşı sırasında yaşanan kötü hatıraları canlandırma olasılığını beraberinde getiriyor. Yine de Obama ile son televizyon tartışmasında Türkiye ile yakın ilişkiler konusunda kullandığı ifadeler, seçilmesi halinde Romney’nin Ankara-Washington ekseninde büyük bir sapma yaşatmayacağının göstergesi gibi duruyor.