Son Dakika

Son Dakika

ABD Başkanlık seçimlerinde ırk ve dinin yeri

Okunan haber:

ABD Başkanlık seçimlerinde ırk ve dinin yeri

Metin boyutu Aa Aa

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir Afrika asıllı Amerikalının başkanlığa seçilmesi ülkede tarihi bir andı. Peki zenci bir başkan kanayan bir yara olan ırkçılık sorununa çözüm olabilir miydi? Bu sorunun yanıtını eski insan hakları savunucularından Eleanor Holmes Norton’a sorduk. Demokrat temsilci ırkçılığın hala büyük bir sorun olduğundan ve bunu söylemeye insanların cesaret edemediğinden yakındı:

“Bazı beyaz Amerikalıların ırkçılıktan beslendiklerini fark etmekte zorlanabilirsiniz. Ama ben buna gün geçtikçe daha fazla inanıyorum. Amerika’da ırkçı olsanız bile ırkçı olarak ön plana çıkmak saygısızlık olarak görülüyor. Bu yüzden de bunu ortaya çıkarmak ve kimliğini saptamak çok zor.”

2008 başkanlık seçimleri öncesi yapılan kamuoyu yoklamaları, Obama’nın beyaz olması durumunda şu andaki oy oranından 6 puan daha fazla alacağını gösteriyordu.

Eleanor Holmes Norton:
“Çoğunluğu beyazların oylarından elde ederek başkan olan son Demokrat aday Jimmy Carter’dı. Başkanlık yarışında ikinci defa yarışacak bir beyazın bile bu kadar zorlandığını göz önünde bulundurduğumuzda, ülkenin ilk siyah başkanının yeniden seçilmesinin ne kadar zor olacağını siz düşünün.”

Amerikan Sayım Bürosu Amerika’daki etnik azınlıklarda doğan bebek sayısının beyaz bebeklerden ilk defa daha fazla olduğunu açıkladı. Bu da şu anda çoğunlukta bulunan beyaz halkın kısa sürede azınlık haline geleceğini gösteriyor. Nüfustaki bu değişiminin çok önemli siyasi ve sosyal sonuçları olması kaçınılmaz:

Eleanor Holmes Norton:
“Yakın gelecekte bu ülkede çoğunluğu, beyaz ırktan gelmeyen insanlar oluşturacak. Bazı kişiler için bu durumun bir tehditten farkı yok. Tabii ki başkan da modern toplumda yaşanan tüm değişikliklere yakından bağlantılı.”

Norton, bazı aşırı muhafazakar Cumhuriyetçilerin Obama’nın köklerini hiç durmadan sorgulamasının manidar olduğunu belirtiyor:

“Bir siyahın bir siyah olduğunu ve bunun yeterince kötü olduğunu onlar gerçekten söylüyor. Ama bir de babası Afrika’dan gelen bir siyah ise bu daha kötü. Onlar, gerçekler ne olursa olsun bu kişiyi istemediklerini belirtiyor. Bunu şu anda kendi evinizin dışında söylemeyi ise kimse istemiyor. Ama bu duyguların bastırıldığı bence çok açık.”
Amerika politikasında din, ırkçılıkla birlikte çok önemli bir rol oynadı. Birçok gözlemci bu durumu Amerika’ya has bir durum olarak yorumlarken, Norton bu fenomeni sorgulamadan edemiyor:

Eleanor Holmes Norton:
“Ülkede en az 20 yıldan beri dinin politikaya karıştırıldığını unutmamak gerek. Birçok aday hangi dine inandıklarını itiraf etmek zorunda kaldı. Ama bu kimin umrunda? Ve yapılmasının sebebi ne? Nedeni, onların kendi değerleri hakkında bilgi vererek insanları kendilerine çekmeyi ummaları. Başkan bile Hristiyan olduğundan bahsetti!”

Kürtaj, Amerika’daki dini grupların arasındaki farklı bakış açılarını yansıtan konulardan biri. Yüksek Mahkeme tam 35 yıl sonra bir kadına kürtaj yaptırma hakkı tanıdı. Bu konu Amerikan siyasi hayatında çok önemli bir rol oynamaya devam ediyor.

Eleanor Holmes Norton:
“Çok tartışılan kürtaj konusunu ele alalım. Vicdani nedenlerden dolayı kürtaja karşı çıkanlara saygı duyuyoruz. Aramızdan birçoğu onlarla hiçbir bağlantısının olmamasını istiyor. Bu insanlar kendi inançlarını yasallaştırarak bizim inançlarımızın ezilmesini istiyor. Bu, dine saygılı özgür bir toplumda görülecek ve dini kamu hayatından ayıracak bir durum değil.”

Hak ve özgürlükler konusunda Amerikalılar arasındaki farklar mali krizle birlikte daha da derinleşiyor. Zira krizden en fazla etkilenenlerin başında siyahi ve Latin azınlıklar geliyor.