Son Dakika

Okunan haber:

Kemal Derviş: Kriz aşılamazsa AB, Kuzey-Güney ekseninde ikiye bölünebilir


Türkiye

Kemal Derviş: Kriz aşılamazsa AB, Kuzey-Güney ekseninde ikiye bölünebilir

Dünyanın büyük güçlerini dize getiren ekonomik krizin küçük çapta bir benzerini on yıl kadar öncesinde kucağında bulan ve Türkiye’nin o karanlık günlerden çıkmasını sağlayan temelleri atan bir isim Kemal Derviş. Dünyanın önde gelen ekonomistlerinden olan ve adı pek çok uluslararası finans kurumunun başkanlığı için geçen Derviş, bugünlerde de Brookings Enstitüsü’nün Başkan yardımcılığını yürütüyor. Boğaziçi Enstitüsü’nün düzenlediği Avrupa’daki Kriz: Fransa ve Türkiye konulu seminer için İstanbul’da idi. Derviş, Avrupa’daki krizin henüz aşılamadığını ve aşılamaması durumunda Avrupa Birliği’nin Kuzey-Güney ekseninde bölünme olasılığı bulunduğunu söyledi. Derviş’e göre asıl sorunu çözecek adımlar atılırsa kriz bir iki yıl içinde aşılabilir.

Bora Bayraktar, euronews: Avrupa Birliği’ndeki kriz ne yöne doğru gidiyor? Sizin bir takım değerlendirmeleriniz oldu. Avrupa’nın kuzey ve güney olarak bölünebileceğinden söz ediyorsunuz. Nasıl değerlendirmek lazım?

Kemal Derviş: Kriz aslında devam ediyor. Avrupa Merkez Bankası’nın önlemleriyle veya alacağını vaad ettiği önlemlerle biraz kontrol altında gibi duruyor. Ama esas sorunlar henüz çözülmüş değil. Esas sorunlar derken şunu demek istiyorum: Büyümeye geçiş, işsizlik hala devam ediyor ve yukarıya doğru giderek devam ediyor, İspanya’da, Yunanistan’da, İtalya’da Fransa’da. Dolayısıyla maalesef kriz atlatılmış değil ama belirli reformlar üzerine ve belli yapısal değişim üzerinde bir anlaşma var. Onu hayata geçirmeleri gerekiyor. Onu hakikaten yapabilirlerse o zaman bir iki yıl içinde kriz atlatılabilir.

Kuzey-güney bölünmesinden söz ettiniz, yani bu olabilir diyorsunuz?

Kuzey Avrupa’nın güneyden bayağı ciddi bir farklı yaklaşımı var, konumu var, bir psikolojisi var, bir dünyaya bakışı var. Fransa bunların ikisinin arasında. Ben onun için şunu vurguladım: Fransa aslında çok önemli. Çünkü kuzey ile güney arasında bağlantıyı kurabilecek bir ülke. Onun için Fransa’nın güçlü olması ve kendi ekonomisinin de büyümesi ve güçlü olması çok önemli. Kuzey Avrupa şu anda müthiş bir cari fazla veriyor. Güney Avrupa cari açık veriyor. Her ikisinin de bu soruna çözüm araması lazım. Çünkü sürekli fazla vermek de iyi bir şey değil toplum için. Tabi açık vermek de iyi bir şey değil. Dolayısıyla ikisinin de çözüme katkıda bulunması gerek hem kuzeyin hem güneyin. Burada Fransa’nın Almanya ile birlikte tabi, çok önemli bir işlevi var.

Türkiye’ye önerdiğiniz farklı bir üyelik kavramından söz ettiniz. Yani bu kuzey-güney bölünmesi olasılığına karşı bir merkez-çevre birleşmesi mi acaba öngörülmeli?

Kuzey-güney bölünecek demiyorum ama öyle bir tehlike var. Ama atlatılabilir. Eğer kriz devam ederse ve İspanya, İtalya, Yunanistan’da hiçbir düzelme olmazsa o zaman olabilir. Ama ben atlatılacağı kanısındayım. Bu nedenle bölünmeyi öngörmüyorum. Benim öngördüğüm kriz atlatılacak. Biraz zor olacak ama başaracaklar. Eurozone’un kendisi çok daha entegre, egemenlik paylaşımı güçlü ve ileri düzeyde bir Avrupa çıkacak ortaya. Bir kısmı Avrupa Birliği’nin diğer bir parçası, İngiltere başta olmak üzere bu kadar egemenlik paylaşımına girmeyecek, Euro para birliğine de girmeyecek. Ama Avrupa Birliği üyesi olacak. Parlamentonun, komisyonun, konseyin üyesi olacak. İşte benim önerim veya benim yaklaşımım şu: Bu Türkiye için de yeni bir fırsat açıyor. Türkiye mutlaka Avrupa Birliği’ne girmeli. Bu özel bir statü veya girmeden bağlı olma gibi bir şey değil. Hayır, girip söz sahibi olmalı. Fakat bu herhalde çok ileri düzeyde bir egemenlik paylaşımına gidecek olan Eurozone’a üye değil daha büyük Avrupa Birliği’ne üye olabilir. Bu bence hem Türkiye’yi rahatlatır hem Avrupalıları rahatlatır hem de Avrupa projesine inandırıcı bir boyut kazandırır. Şu anda biz girecekmişiz gibi yapıyoruz, onlar da aynı şekilde yapıyor ama artık bizim gençlik buna inanmıyor. Haklı olarak. Yapılabilir, ulaşılabilir ve gerçekleşebilir iyi bir hedefin ortaya konmasıyla bence bütün bu olay yeniden ivme kazanır.

Siyasi kararlılık çok önemli tabi krizlerin aşılmasında. En önemli siyasi belirsizlik Amerika’daki seçimlerdi. Obama kazandı tekrar. Bunu nasıl değerlendirmek lazım? Nasıl bir katkı getirecek?

Ben Obama’nın kazanmasına çok sevindim. Zordu, bir çok başkan kaybetti. Sarkozy kaybetti, Gordon Brown kaybetti, İspanya’da Zapatero kaybetti bu kriz yüzünden. Yani ekonomiler zorda. Zengin ülkelerin ekonomileri zorda. Tabi insanları tabi daha varlıklı ama ekonomiler büyümüyor, işsizlik var. İşsizlik Amerika’da da çok büyüdü. Tüm bunlara rağmen Obama kazandı. Kendi şahsi kişiliği çok önemli burada. Aynı zamanda daha adil bir gelir dağılımının Amerika için mutlaka gerekli olduğunu savundu. Bence bu Amerikan vatandaşında önemli, çünkü çok bozuldu gelir dağılımı son 10 yılda. Yankı uyandırdı. Kadınların haklarını savundu ve kadınlar ona çok sahip çıktı. Bir de Amerika artık yani daha da bir mozaikleşti. Bugün Amerika’da nüfusun yüzde 15’i İspanyolca konuşuyor İngilizce değil. Bu insanlara elini uzattı. Bu insanların bir kısmı izinsiz geldi, onların çocuklarının okumalarını, kalabilmelerini sağlayan kanun geçirdi. Sadece beyaz, Protestan bir Amerika değil çok boyutlu Afrika kökenli, ispanya, Latin Amerika, Asya kökenli bir çok insanın Amerika’da rahat edebileceği bir ortamı çok daha iyi savundu.

Derviş’e göre Amerika’daki seçimi Obama’nın kazanması sadece sosyolojik açıdan değil küresel ekonomik krizin açılması açısından da önemli. Çünkü bu politikaların devam edeceğinin bir işareti. Sorunun çözümü için gerekli zaman böylece kazanılmış oldu.