Son Dakika

Son Dakika

Alain Bauer: Türkiye ile Fransa arasındaki tarihi rekabet hala sürüyor

Okunan haber:

Alain Bauer: Türkiye ile Fransa arasındaki tarihi rekabet hala sürüyor

Metin boyutu Aa Aa

Sadece son yıllarda değil belki bir asırdan fazla bir süredir Türkiye’nin ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Ortadoğu’da rekabet halinde olduğu bir ülke Fransa. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra kırk yıla yakın bir süre Suriye ve Lübnan’daki Manda yönetimlerinin başında olan Fransızlar bölgedeki etkinliklerini korumak istiyorlar. Özellikle Lübnan’da yaşayan Hristiyan Maruniler ve diğer azınlıklar üzerinden bölgede etkili olmaya çalışan Fransa Suriye’deki krizi de yakından izliyor. Ankara’nın Ortadoğu’da yıldızının parladığı günlerde atağa kalkan dönemin Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin gizlemediği bu rekabet ve Türkiye’nin Avrupa Birliği ilişkilerini, Paris’teki “derin Fransa’nın” aktörlerinden biri olarak görülen CSFRS (Eğitim ve Stratejik Araştırma Yüksek Konseyi) Başkanı Alain Bauer ile konuştuk.

euronews, Bora Bayraktar: Türkiye Fransa ilişkileri son birkaç yıl içinde ciddi sıkıntılar yaşadı. Özellikle Sarkozy döneminde sert rüzgarlar esti. Seçimlerden sonra şimdi iki ülke ilişkileri hangi noktada?

Alain Bauer: Türkiye Fransa ilişkilerini son birkaç yıl içine sığdıramayız. İki ülke arasındaki ilişkiler 600 yıl önce başlayan uzun bir hikaye. Çok çok uzun bir süre ortak çıkarlarımız ve hedeflerimiz vardı. Daha sonra ilişkilerimiz karmaşıklaştı. Çünkü biz başlarda Türkiye’nin Avrupa’ya katılma talebini estetik kaygılarla atılmış bir hareket olarak değerlendirdik. Derin, stratejik bir adım olarak görmedik. Bu yüzden çok şey vaat ettik ve sonrasında bu vaatlerden çok azını gerçekleştirebildik. Şu anda ilişkiler daha karmaşık bir hal aldı. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılımıyla ilgili bazı siyasi sorunlar var. Katılımla ilgili sorunlar sadece yasama, sosyal, etik alanlarda değil. Gerçek modern bir Türkiye için, bu alanlarda da ekonomisindeki seviyeye ulaşabilmesi için adımlar atılmalı. Elbette siyasi entegrasyon büyük bir sorun. Çünkü Avrupa daha kendi içinde, tüm üyeleriyle tam bir bütünleşme sağlayabilmiş değil. Geçmişte Yunanistan’a yapıldığı gibi ekonomik gücünü resmi olarak AB standartlarına getirmeden Eurozone’a alınmasındaki gibi bir yanlışı Türkiye’yi de içine alacak bir genişleme konusunda tekrarlamamalıyız.

Peki ne yapılmalı bu konuda?

Suriye sorununu çözmeliyiz. Türkiye’nin NATO içindeki konumunu değerlendirmeliyiz. Türkiye iyi ve güvenilir bir müttefik. Bu nedenle tutulmayan sözlerden vazgeçip yapılabileceklere odaklanmalıyız. Türkiye sözlerimizi tutmamızı beklerse ilerleme sağlayamayız. Biz ne yapılabilir, ne gerçekleştirilebilir ona bakmalıyız. Buna göre verilen sözleri yeniden formüle edip yeni bir yol bulabilmeliyiz. Türkiye’yi belki Avrupa Birliği’ne değil ama tek Avrupa ittifakının içine almalıyız. Biliyorsunuz Avrupa Birliği zaten bir kriz yaşıyor. Bunun sonunda yeni, farklı bir şey olacak. İyi ihtimalle Türkiye Avrupa’nın içinde yer alacak. Kötü ihtimalle Avrupa Birliği diye bir şey kalmayacak.

Türkiye açısından Sarkozy yılları zor geçti. Şimdi yeni bir yönetim var. İyileşme olacak mı?

Bence Sarkozy döneminde ilişkiler açık dostaneydi ama diplomatik değildi. Hollande ile birlikte ilişkiler hem dostça hem de diplomatik olacak. Fransa’da Türkiye’nin büyüklüğü ile ilgili korku aşılacak mı? Avrupa’nın dışındaki İslam dünyası ile ilgili endişeler giderildi mi? Bunu bilemiyorum. Ama elbette ilişkiler daha saygılı olacak ve daha rahat yürüyecek. İlişkilerin kalitesi artacak buna şüphe yok. Ama asıl meseleleri halletmemiz gerek. Öncelikle ekonomik genişleme, Avrupa’nın bütünleşmesi gibi. Avrupa’nın komşularıyla ilişkisi ne olacak? Suriye krizi sadece Türkiye’nin sorunu değil bu bir Avrupa sorunudur. Ama dediğim gibi ilişkilerin kalitesi artacak, insanların birbirlerine saygılı olduğunu göreceğiz ama bence asıl sorun Avrupa bu kadar tarihi derinliği olan, kökleri olan büyük bir ülkeye ne kadar entegrasyon önerebilir? Bunu cevaplamak zor.

Fransa ile Türkiye arasında Suriye krizinden öncesine uzanan bir rekabet var Ortadoğu’da. Bu iki ülke hala büyük rekabet halinde görünüyor değil mi?

Osmanlı İmparatorluğu Fransız Koloni İmparatorluğu ile rekabet ediyordu. Bu bir gerçek. Bugün biz Lübnan’la ilgili çok endişeliyiz. Suriye rejimi öteden beri sorunlu. Öyle ki Fransız bakanlar geçmişte Şam’a gittiklerinde bile Lübnan’ı konuşurlardı. Türkiye ile Fransa arasında yüz yıllık geçmişi olan bir rekabet durumu var elbette. Bu sürüyor. Ama şu an önemli olan ilişkilerin kalitesini yükseltmek.

Suriye krizinde Fransa’nın perspektifi nedir?

Fransız perspektifi olarak öncelikle orada yaşayan insanların yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi. Kim olurlarsa olsunlar yaşadıkları insani kriz bizim için bir endişe kaynağı. Bence Suriye’deki büyük problem şu anda Alevi krizi. Biz bunu tam anlamıyoruz. Dinsel öğelerin ne kadar güçlü etkileri olduğunu unutuyoruz. Azınlıkların Sünnilere karşı nasıl bir dayanışma içinde olduğunu bu nedenle tam okuyamıyoruz. Bence bu konuya odaklanmak gerekiyor.