Son Dakika

Okunan haber:

Avrupa'da sorgulanan serbest kıyafet uygulaması Türkiye'de ne getirecek?


Türkiye

Avrupa'da sorgulanan serbest kıyafet uygulaması Türkiye'de ne getirecek?

Son yıllarda yap boz tahtasına dönen Türk eğitim sistemi bu kez okullarda serbest kıyafet uygulamasıyla gündemde. Çok tartışılıp değerlendirilmeden Meclis’ten geçirilen 4+4+4 uygulaması hem okulları hem aileleri daha ilk günlerden ağır sorunlarla karşı karşıya bıraktı. Ardından üniversiteye hazırlık dershanelerinin akıbeti tartışmaya açıldı. Şimdi de okullarda serbest kıyafet uygulaması bir anda kamuoyunun gündemine oturdu. Ülkede 60 bin 165 okulda toplam 25 milyon 429 bin 670 öğrencinin eğitim gördüğü göz önüne alındığında bu kararlar hemen hemen herkesi yakından ilgilendiriyor.

Serbest kıyafet uygulaması Avrupa’da da çok tartışılıyor. On yıllardır okullarda kıyafetin serbest olduğu çok sayıda Avrupa ülkesi, doğurduğu sosyo-ekonomik sorunlar nedeniyle son yıllarda bu uygulamayı sorgulamaya başladı. Yapılan araştırmalar, ilk ve orta öğretim okullarında patlayan moda çılgınlığı ve marka rakabetinin, çocuklar arasında ayrımcılık, hırsızlık, şiddet ve kimlik sorunları gibi ağır sonuçlara yol açtığını ortaya çıkardı.

Türkiye’de ise serbest kıyafet uygulaması da şimdiden kafaları karıştırdı. Kimi öğrenci ve aileler kararı memnuniyetle karşılıyor ve çocukların daha özgür, güçlü bireyler olarak yetişeceğine dikkat çekiyor. Bazılarıysa çocuklar arasındaki rekabetin gelir dağılımındaki uçurumlar nedeniyle avantajsız durumdaki öğrencilerin hayatını kabusa çevireceğini düşünüyor. Bu noktada belki de en önemli nokta, yeni düzenlemenin çocukların ruh sağlığını nasıl etkileyeceği.

Euronews’a konuşan Çocuk-Genç ve Erişkin Psikiyatristi Prof.Dr. Bengi Semerci okul kıyafetinin gerekli olduğunu belirtiyor: “Öneri okulların siyah önlük değil ama seçtikleri sade ve ekonomik formaları olmaları, ancak çocukları kazak, gömlek rengi, uzunluk kısalık, saç toplu ya da açık,jöleli-değil, gömlek içerde-dışarda, kravat var-yok ya da bağlaması yanlış gibi ayrıntılarla aşırı zorlamayan, bunları disiplin sorunu haline getirmeyen, daha esnek olan bir tutum geliştirilmesidir.”

“Tikiler ve Ezikler”

Semerci’ye göre okul kıyafetinin pek çok işlevi var. Öncelikle, “okul forması çocuğun okul çocuğu olduğunu ve okul tarafından sahiplenildiğini, aranabileceğini gösterir ki bu da çocuğu dış tehditlerden koruyucudur.Okul saatlerinde dışarda olduklarında dikkat çekerler, araştırılırlar.Kötü niyetli kişiler de çocuğun aranabileceğini,bir yere ait olduğunu fark ederler.İkincisi okula ilişkin bir forma çocuğun okulla bağını güçlendiren, aidiyet duygusunu geliştiren bir simgedir.” Serbest kıyafet uygulamasında kimin öğrenci olduğu kimin olmadığı çok da anlaşılamayacağından bu durum öğrencilerin güvenliği açısından önemli bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Profesör Semerci “Çocukların kıyafetleri arasında oluşacak her türlü farklılık (marka, renk, biçim vs) onlar arasında gruplaşmalara ve ilişki sorunlarına yol açabilir.Bu sadece sosyoekonomik farklılığa bile bağlı değildir. Ailelerin düşünceleri, inançları, seçimleri, hırsları çocukların kıyafetlerine yansıyarak onalr arasında ayrımcılığı arttırır” derken, çocukların kendi aralarında şimdi bile dış giyime bakarak “tikiler ve ezikler” gibi ifadelerin kullanıldığını hatırlatıyor.

Serbest kıyafetin aile içinde gerilime de yol açabileceği de ayrı bir konu. “ Kıyafet seçimi, ailelerle çocuklar arasında yeni bir çatışma alanı oluşturur. Maddi nedenlerle ya da kendi kuralları nedeni ile çocuğun kıyafetini belirleyen aile ile, diğer arkadaşlarına benzemek isteyen ya da farklı olmak isteyen çocuk ciddi çatışmalar yaşayabilir. Aile ve çocuk arasındaki tartışmalar artabilir.   Özellikle egenlik döneminde cinselliği vurgulayıcı kıyafetler, belli görüşleri, duyguları simgeleyen kıyafet seçimleri hem giyen gencin gelişimini, hem diğerlerini olumsuz etkileyebilir ve gençleri tehlikelere açık hale getirebilir.  Bütün bunlar okul idaresini zorlayacak ve öğretmen, yönetici, öğretmen ilişkisini de olumsuz etkileyecektir” diye uyarıda bulunuyor Profesör Semerci.

Euronews’a konuyu değerlendiren Sabah Gazetesi eğitim yazarı Sait Gürsoy ise kararın çok da acil olarak alınmadığını belirtiyor ama o da bazı sorunlara işaret ediyor:

euronews: Sayın Gürsoy, Türkiye bir sabah uyandı ve gazetelerde bundan böyle öğrencilerin okula serbest kıyafetle gidebileceğini okudu. Bu biraz ani olmadı mı?

Sait Gürsoy: Yeterli çalışma oldu mu derseniz, aslında okullarda serbest kıyafet birkaç yıl önce ele alındı. Milli Eğitim Bakanlığı bununla ilgili çalışmalar, değerlendirmeler yaptı. Sanıyorum bu çalışmalar tamamlandı ve konu başbakanın önüne geldi. Başbakan onayladıktan sonra da karar kamuoyuyla paylaşıldı. Şimdi, okullarda serbest kıyafet kararıyla ilgili madalyonun iki yüzü var. Birinci yüzü, bildiğiniz gibi Avrupa’daki birçok ülkede hali hazırda kıyafet zorunluluğu yok. Ama bir çok ülkede de bu konuya geri dönüşüm var. Ben şahsen Galatasaray Lisesi’nde serbest kıyafet uygulamasını yaşadım. Serbest kıyafetle gitmenin artılarını biliyorum. Ancak Türkiye’nin ekonomik ve sosyal durumu söz konusu olduğunda, burada ciddi bir farklılaşma olacağı açık. Artık anaokullarından itibaren evlerde “yarın okulda ne giyeceğim” sorusu ortaya çıkabilir. Bu ekonomik olarak negatif pozisyonda olan aileleri zorlayacaktır. Gençler ve çocuklar arasında rekabet olacaktır. Kendi kıyafetlerini seçme çocukların kişiliklerini geliştirebilir ama aileler arası ekonomik farklılığı göz önüne almakta yarar var.

Nasıl bir uygulama olacak?

Sait Gürsoy: Bir takım sınırlamalardan söz ediliyor. Örneğin kız öğrencilerin saçları boyasız olacak deniyor. Makyaj olmayacak, hatları belli eden kıyafetler giyilmeyecek. Ama bakın bugün okullarda kızların bir çoğunun saçları boyalıdır. Bu kurallar belli yerlerde daha sert uygulanacak bazı yerlerde daha rahat olacaktır. Erkekler sakal ve bıyık bırakmayacak ama saçlarını temiz olmak kaydıyla uzatabilecekler. Sistem 2013-2014 yılından itibaren yürürlüğe girecek.

Madalyonun bir de öbür yüzü var demiştiniz

Sait Gürsoy: Bu okullarda öğrencilere kıyafet serbestliği getirilmesi meselesi, bazı çevrelerde okullarda türban serbest cümlesiyle anlaşıldı. Bu ne kadar doğru onu göreceğiz. Ama bu ifade belli çevreleri mutlu ettiği gibi kamuoyunun bir bölümünü de rahatsız etti. Yine Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıklamasında okula ait olanlar dışında semboller kullanılmayacak. Tartışmalar, bunun üzerinden yapılacak mı yapılmayacak mı görülecek. Ama özel okullara kendi kıyafetlerini belirleme hakkı da tanınıyor.

Eğitim konusunda Türkiye fazla mı aceleci hareket ediyor? Biliyorsunuz bu sene başında apar topar 4+4+4 yasası kabul edildi. Yeterli hazırlık olmadığı, konunun yeterince değerlendirilmediği hemen ortaya çıktı. Bu karar da bunun gibi olmadı mı?

Sait Gürsoy: Sadece 4+4+4 yasası değil bir de dershaneler konusu var. Bence de 4+4+4 aceleci alınmış bir karar olabilir. Şahsen ben bunun önce pilot bir iki bölgede denenip artıları eksileri görüldükten sonra Türkiye’ye yayılabileceğini düşünüyorum. Dershaneler kapatılıyor ifadesi de böyle. Ekonomik açıdan, hukuksal açıdan iyice değerlendirilmesi gerekir. Ama kıyafet konusu sanıyorum uzun zamandır işlenen bir hadise. Uygun zaman bulunmuş ve uygulamaya konulmuş denilebilir.

Avrupa’nın bir çok ülkesinde, örneğin Fransa’da serbest kıyafet uygulamasının çocuklar arasında doğurduğu gerilim dolayısıyla formaya geri dönüş tartışılıyor. Başka ülkelerde de benzer tartışmalar var. Biz ise şimdi Avrupa’nın deneyip vazgeçmeye hazırlandığı bir uygulamayı getiriyoruz. Acaba biraz geriden mi takip ediyoruz?

Sait Gürsoy: Bakın geçmişte de kredili sistem uygulaması böyle olmuştu. Amerika’da bir iki eyalette uygulanıyordu. Rahmetli Milli Eğitim Bakanı Avni Akyol o zaman kredili sistemi bize getirdi. Denildi ki Amerika da bu sistemi uyguluyor. Oysa ki ABD’de bu sadece iki eyalette vardı. Bizde uygulamaya kondu sonra kaldırıldı.

Bora Bayraktar, İstanbul