Son Dakika

Okunan haber:

Avrupa sineması henüz yolun başında


KÜLTÜR

Avrupa sineması henüz yolun başında

Bu yıl 25’incisi düzenlenen Avrupa Film Ödülleri, Malta’nın Valetta kentinde yapılan ödül töreniyle sahiplerini buldu.

1988 yılından bu yana verilen Avrupa Film Ödülleri, henüz Amerikan Akademi Ödülleri kadar tannmasa da organizatörler uluslararası bir kimlik kazandırmaya çalışıyor.

Organizasyonun Genel Müdürü, Wim Wenders, Avrupa’nın zengin kültürünün ekonomik krizi geride bırakacağını dile getiriyor:

“Ben AFÖ‘nün kuruluşundan beri bu işin içerisindeyim. Bazen bir dakika dur diyorum ve bakıyorum inanılacak gibi değil, hala varız. İlk başladığımızda çok tecrübesizdik ve organizemiz de çok küçüktü ama şimdi artık devasa bir yapı olduk.”

Oyuncu Mads Mikkelsen’a göre tören yılda iki defaya çıkarılmalı:

“Avrupa’da yapılan filmleri kutluyoruz. Bunu yılda iki defaya çıkarmalıyız. Böyle bir farklılık olmalı. Biz farklı olmalıyız. Birbirimize ilham kaynağı olmalıyız.”

Törende Avusturyalı yönetmen Michael Haneke imzalı Amour yani Aşk, 2012’nin en iyi filmi seçildi.

Michael Haneke’nin aşk, ölüm ve yaşlılık konularına eğildiği Aşk, En İyi Avrupalı Film, En İyi Avrupalı Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Kadın Oyuncu olmak üzere dört ödülle geceye damgasını vurdu.

Yönetmen Michael Haneke, her senaryonun içinde insanın kendi hayatında yaşadığından bazı kestiler olabileceğini dile getiriyor:

“Bence her filmde otobiyografik anlar bulunabilir. Bu mantıklı. Birileri bir yerlerden ilham almalı. Ama ben şahsen otobiyografik filmlerden nefret ediyorum. İnsanlar bu tarz filmlerle kendi içlerinde yaşadıklarını dışa yansıtıyorlar. Bu filmde benim yaşadıklarımdan birkaç kesit olsa da buna otobiyografi diyemem.”

Avrupa sineması 25 yılda çok mesafe kat etti. Bu 25 yıl önce belki de hayal bile edilemezdi.

Bu arada yarışmaya katılan altı film, Avrupa genelinde gösterildi ve geniş kitlelerce izlenildi.

Avrupa Film Ödülleri’nin keşif dalındaki ödülü ise Hollandalı yönetmen Boudewijn Koole’ün ilk çıkış filmi olan Kovboy’a gitti.

Filmin kahramanı jojo isimli 10 yaşında sevimli bir çocuk. Değişken bir baba ve olmayan bir anne ile eski düzenini yitirmiş, ailesinin yeni sistemine alışmaya ve gerçeklerle arzuları arasındaki dengeyi bulmaya çalışan bir çocuğun dokunaklı hikayesi anlatılıyor. Jojo’nun en yakın arkadaşı ise kuşu.

Boudewijn Koole, Avrupalı filmlerin diğerlerinden farklı olduğu düşüncesinde:

“Bu akşam burada Avrupalı atmosfer var. Yaptığımız filmler bazı yönleri ile Asya ve Amerikan yapımı filmlerinden daha farklı. Bunun bir parçası olmaktan onur duyuyuroum.”

Ödül töreninde Doğu Avrupalı yapıtlar her ne kadar çok fazla temsil edilmese de Romanyalı yönetmen Tudor Giurgiu’nun spiderman’i en iyi kısa film kategorisinde ödüle layık görüldü.

Romanyalı yönetmen Tudor Giurgiu, ülkesinin henüz yolunda başında olduğunu dile getiriyor:

“Bizim birçok eksiğimiz var. Ama en azından birşey var ki çok iyi sinema yapma isteğimiz ve bugünün Romanya’sının içinde bulunduğu durumdan gerçek zamanlı olarak ilham alan çok iyi senaristler.”

Tören boyunca birçok tartışma yapıldı ve yeni arkadaşlıklar kuruldu. EFA adına yeni projeler hayata geçirildi. Organizatörler geçeni 25 yılda neler yapıldığına dair fikir alışverişinde bulundu. Ancak alınması gereken daha çok mesafe var.

Muhabirimiz Sebastian Saam’a kulak veriyoruz:

“Michael Haneke’nin Aşk filmine dört ödül birden verildi. Bu, Avrupalı yönetmenlere, oyunculara ve yapımcılara böylesi bir zamanda gönderilen net bir mesajdı. Avrupa Film Ödülleri’nin bu yılki mesajı; Avrupa’da önümüzdek yüzyılın ilk çeyreğinde sinema alanında yapılması gereken daha çok şey var.”

Editörün Seçtikleri

Bir sonraki konu
Büyük Umutlar

KÜLTÜR

Büyük Umutlar