Son Dakika

Okunan haber:

Hollande ve Monti, Lyon'da Avrupa'nın ekonomik geleceğini tartıştı 


Küresel Tartışmalar

Hollande ve Monti, Lyon'da Avrupa'nın ekonomik geleceğini tartıştı 

Euronews’un Küresel Tartışmalar programının ilk bölümünde çok özel konukları ağırladık. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve İtalya Başbakanı Mario Monti ile ekonomik kriz döneminde Avrupa’nın gidişatı ve dünyayı sarsan sorunlar üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.
 

Claudio Rosmino, euronews:
 
“Sayın Monti, Sayın Hollande, Euronews’a hoşgeldiniz. 22 Kasım’da gerçekleşen Avrupa Birliği liderler zirvesinden sonuç çıkmadı. Bütçe konusunda anlaşılamadı. Hükümetler kemer sıkma politikaları uyguluyor ancak Avrupa bunu yapmıyor. Vatandaşlara bunu nasıl izah edebiliriz?”
 
Mario Monti:
 
“İlk olarak Avrupa Birliği’nin tahminlerinin %1’i olduğuna dikkat çekmek isterim. Böyle kemerlerin sıkıldığı ve bütçelerin küçültüldüğü dönemde 1 Euro bile harcadığımızda bunu kontrol etmeli ve AB’deki politikaların ve uygulamaların verimli olduğundan emin olmalıyız. Tabii bu aynı zamanda her şeyi, bütün harcamaları kesmek zorunda olduğumuz anlamına gelmesin ama bütün harcamaları kontrol etmeliyiz ve buna AB de dahil. Bu tasarrufu birlik çapında da yapıp bunu sadece üye ülkelerin üzerine atmak da doğru değil. Örneğin büyük projelerde, savunma gibi büyük projelerde, tek bir ülkenin üzerine yıkılamayacak kadar büyük projelerde birliğin tavrı önem kazanıyor. İtalya olarak birlik bazında daha fazla harcama taraftarı değiliz ama bunu kontrol edebilmeliyiz.”
 
François Hollande:  
 
“Sayın Monti’nin söylediği gibi, AB kurumları Avrupa’nın zenginliğinin %1’ini kullanıyor sadece. Siz bunun çok olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hayır bence bu iyi bir seviye. Özellikle de gelişme ve yatırım bütçesi olarak düşündüğünüzde gayet iyi. Hepimiz kendi ülkemizde bütçe disiplini için gerekenleri yapıyoruz. Biz Avrupa çapında gelişme sağlanmasını istiyoruz ve bir çözüm bulunacağından da şüphe etmiyorum. Avrupa ilk kez bütçeden yana bir sıkıntı yaşamıyor. Ben iyi bir bütçe hazırlanması için, uyumlu bir şekilde çalışabileceğimizden şüphe etmiyorum. AB gelip para koyup, aynı parayı tekrar geri aldığınız bir kasa değil. Birlikte gelişebileceğimiz, hepimize faydalı olabilecek bir mekanizma. Özellikle altını çizmek istediğim nokta şu ki, bütçenin ötesinde 2012, Avrupa’nın ilerlemesinin sağlandığı bir yıl olacak. Yunanistan için bazı çözümler üretilmeye başlandı. Piyasalara tekrar güven verilmeye başlandı. Mario Monti ve Sayın Merkel ile iyi bir uzlaşmaya varabileceğimizi düşünüyorum.”
 
Sophie Desjardin, euronews:
 
“Bütçe konusunda David Cameron en son gerçekleşen zirvede tasarruf yapılmasını öneriyordu. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?”
 
François Hollande:
 
“Sürekli dikkatli olmak gerekiyor tabii ki. Bunun için zaten kurulmuş kurumlar var. Bunları korumalıyız. Strazburg’da Avrupa kurumları var. Tabii ki sürekli tasarruf yapmak gerekiyor. Son Avrupa Konseyi’nde de bu konuşuldu. Konsey Başkanı, yüksek öğrenim alanında yapılan harcamaların büyük bir kısmının Birleşik Krallık’ın lehine olduğunu söyledi. Avrupa’da yüksek öğrenim ve araştırmaya ayrılan bütçeyi bu nedenle kesecek değiliz.“ 
 
Sophie Desjardin, euronews:
 
“Dilerseniz şimdi görüntüleri izleyelim. Bundan sonra sohbetimize devam edeceğiz.”
 
Claudio Rosmino, euronews:
 
“14 Kasım’da Avrupalılar kemer sıkma önlemlerine karşı genel greve gitti. Yunanistan, İspanya, Portekiz ve İtalya gibi kimi ülkelerde durum çok kritik. Avrupa vatandaşları tasarruf tedbirleri altında boğulmuş hissediyor. Uygulanan yöntem doğru mu?”
 
Mario Monti:
 
“İlk olarak bu hastalığın, bu sorunun gidişatını öncelikle çok iyi tespit etmemiz gerekiyor. Bunun, bu sıkıntının nedeni bizim tasarruf tedbirleri istememiz değil; tam tersi bu sorunun nedeni daha önce bütçe disiplininin bırakılmış olması. İtalya’da birkaç yıl önce harcamalar kontrol edilemiyordu ve Euro’nun yürürlüğe girmesiyle bütçe açığı vermeye başladık, ki bu milli gelirin %8’i gibi bir orana ulaştı. Bu daha önce hiç gündeme gelmeyen bir konuydu. O zamanlar bu denli yüksek bir açık verilmesi kabul edilebilir olarak algılanıyordu, ama burada bu açığın, bu borçlanmanın ilk kurbanları gelecek kuşaklardır ve şu anda da görüldüğü gibi çok yüksek genç işsizlik oranlarının oluşmasıdır ve bu krizin nedeni hem İtalya’daki hem Avrupa’nın diğer ülkelerindeki politika oluşturucuların, karar vericilerin, gelecek nesilleri dikkate almadan hareket etmesi idi ve şu anda bunun tersine çevrilmesi gereklidir. Tabii ki bu kısa vadede bir durgunluğa neden olacak ve tabii bu kemerler sıkılarak bir çözüm bulunacağı anlamına gelmesin. Bir yandan da büyüme ve kalkınmayı yakalamak için her türlü araca, yeni yollara başvurmamız gerekiyor. Örneğin iş arayan gençlere destek olmak gibi… Burada bir diğer konu da gençler arasındaki Avrupa algısı ve çok yanlış bir algılama olan, Avrupa’nın hiçbir kalbinin olmaması ve mekanik bir yapı olması. Bu tamamen yanlış bir algı.”
  
François Hollande:
 
“Geçtiğimiz yıllarda bazı sert önlemler alındı kamu harcamalarının yönetilmesi için. Bunların özellikle de Fransa’da bir düzene konulması gerekiyordu. Aksi takdirde borçlarımız üzerinde yapılan spekülasyonlar karşısında yenik düşebilirdik. Ülkeler kendi kamu maliyelerini dengeli hale getirmek zorundalar ve ondan sonra dışarıdan destek aramalılar. Dayanışma da zaten bunu gerektirir. Ondan sonra dış yardım talep edilebilir. Daha sonra Avrupa kurumları aşamasına geçilebilir. Avrupa kurumları da dayanışma ve gelişme mekanizmalarıdır. Avrupa bütçesi de budur. Dayanışma, destek ve gelişme getirir. Ben kendi ülkem adına konuşabilirim. Fransa’da kamu maliyesinin iyi yönetilmesi için çalışıyoruz. Aynı zamanda yüksek rekabet gücü için de gayret ediyoruz. Gençler için de iş sağlanması gerekiyor. Çalışmaların merkezine gençliği aldık. Onlara iş sağlanması, aynı zamanda gelişimin sağlanması ve istihdamın geliştirilmesi gerekiyor. Gelecek yıllarda da benim projelerimin merkezinde bu bulunuyor.”
 
Sophie Desjardin, euronews:
 
“Kemer sıkma politikalarından söz ettik. Şimdi Yunanistan’dan bahsedelim. Yunanistan’a yeni bir yardım paketi sağlandı. Yunanistan’ın borcunun GSYH’ye göre 2020’ye kadar % 124’e çekilmesi hedefleniyor. Yunanistan dayanabilecek mi?”
 
François Hollande:
 
“Bence bu hedeflerin koyulması gerekli. 8-10 yıl sonrası için bu hedeflerin belirlenmesi gerekli görünüyor. Yunanistan şu anda Avrupa’dan kendisine bir destek olduğunu biliyor ve ona bir nefes alma imkanı tanındı, güven verildi. İrlanda’da da çok zor bir durum yaşanıyor. Varılan uzlaşma sonrasında Euro Bölgesi için artık bir şüphe duyulmadığını, endişelerin ortadan kalktığını söyleyebiliriz. Birkaç ay önce, yakın zamanda bazı patlamalar olacağından söz ediliyordu. Fakat şimdiki duruma baktığınızda Yunanistan’a destek sağlandı, İtalya’da faizler düştü, İspanya’da bankalara destek sağlandı ve güven geri geldi. Bu etabı başarabildik diyebilirim ve şimdi gelecek etaplara geçmemiz gerek. lazım. Dayanışma göstermemiz ve gelişmenin sağlanması gerekli. Birliğimizin derinleştirilmesi ve herkesin saygı göstereceği bir disiplin sağlamamız gerekiyor.”
 
Sophie Desjardin, euronews:
 
“Sayın Monti, Yunanistan’ın da borçlarının silinmesinin gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyor musunuz? Geçtiğimiz günlerde Angela Merkel bunun bir ihtimal olabileceğine değindi. Uluslararası Para Fonu (IMF) ise uzun zamandır bu yönde tavsiyede bulunuyor ve bunun kaçınılmaz olduğunu belirtiyor.”
 
Mario Monti:
 
“Gelecekte ne olacağını kestirmek biraz zor ama bu da bir ihtimal tabii ki. Almanya 1950’lerden beri bundan faydalandı.  Yunanistan’a ve onların tarihine tüm saygımı koruyarak belirtmeliyim ki, Yunanistan kuralların çok iyi uygulanmadığı, vergi kaçırmanın Avrupa’da en yüksek olduğu ve rekabetçiliğin çok düşük olduğu ve liyakat sisteminin çok işlemediği bir ülke idi ve bunlar modern piyasa koşullarında ve Avrupa’nın yeni piyasa koşullarına uymak için böyle bir ortak pazara yöneldi. Ortak birlik oluşturdu ve bu arada tabii ki ülkelerin de bu yeni şartlara uymsı gerekiyordu. Şu ana kadar olanlara bakalım. Yani bardağın boş değil de dolu tarafına bakmak gerekirse; eğer Yunanistan bu birliğin içinde hiç olmasaydı şu ana kadar yaşadığı değişimleri, reformları yaşayamayacaktı ve bu da bir şekilde Yunanistan’ın modernleşmesine, reformları hayata geçirmesine yol açtı. Son birkaç yıla baktığımızda da bu değişimin doğru yolda ilerlediğini söyleyebiliriz. Bunun sadece kısa vadeli sonuçlarına bakmamalıyız. Uzun vadeli bir perspektifte bakarsak Yunanistan’ın bundan faydalanacağını görebiliriz.”
 
Sophie Desjardin, euronews:
 
“Ekonomist dergisinde çıkan bu resmi göstermek istiyorum. “Lütfen motorları çalıştırabilir miyiz?” yazıyor. Avrupa Birliği’nin, kaptanı Almanya olan, batan bir gemi olduğu intibasını veriyor. Fransa ve İtalya’nın Almanya’ya karşı birlikte hareket etme isteği bulunuyor mu?”
 

François Hollande:
 
“Almanya güçlü bir ekonomi. Fakat diğer Avrupa devletleri olmadan tek başına bir şey yapamaz ki bu konuda Sayın Merkel ile de anlaşıyoruz. Kurucu bir ülke olarak Fransa’da tıpkı İtalya gibi Avrupa’da önemli bir role sahip. Güçlü bir ekonomimiz var ancak birliği başkalarının yerine yönetmek gibi bir iddiamız bulunmuyor. Ortak bir yönetim yürütüyoruz. Almanya’nın öne çıkması kendisi için de iyi olmayacaktır. Bizim birlikte çalışmamız gerekiyor. Almanya’nın kârına olan da tüm AB ekonomisinin düzelmesidir. Eğer Avrupa’nın genel ekonomisinde bir düşüş olursa bu Almanya’yı da etkileyecektir, ki bugün yaşanan da bu. Alman ekonomisinin büyümesi yavaşladı. Almanya dayanışmacı olmak, biz de rekabetçi gücümüzü göstermek zorundayız. Ekonomist’in Avrupa için en objektif dergi olduğunu söyleyemem. Tabii burada İngiliz basınından bahsediyorum; İngiliz hükümetinden bahsetmiyorum. O resimdeki Avrupa gemiye benzetiliyordu. Hepimiz aynı gemideyiz ve biz geminin doğru yolda olduğunu düşünüyoruz. Bazı yollar bulmayı başardık. Tabii ki limana ulaşmadık henüz. Fakat Avrupa gemisi, güven yolu üzerinde, gelişme yolu üzerinde ilerliyor. Almanya’ya ihtiyacımız var; Almanya’nın da Fransa’ya ihtiyacı var. Bu tartışılmaz bir gerçek. İtalya’ya da ihtiyaç var; Avrupa’nın en büyük 3. ekonomisi. Sorumluluk duygusu içerisinde hepimizin birbirimizin katkısına ihtiyacı var.”  
 
Sophie Desjardin, euronews: 
 
“Sayın Monti, siz buna inanıyor musunuz?”
 
Mario Monti:
 
“Ben Alman ya da Fransız değilim, bildiğiniz üzere. Ben daha çok işbirliğine inanıyorum ve bu işbirliği kesinlikle Avrupa için hayati önem taşıyor. Fransa ve Almanya herhangi bir konuda anlaşamazsa bu Avrupa için tabii ki bir sorun oluşturacaktır. Ama bu yeterli bir koşul değil. Almanya ve Fransa’nın anlaşması bir şart. İtalya da bu işbirliğine katkısını sürdürecektir. Fransa ve Almanya arasındaki tartışmaları kesinlikle ilgiyle izliyoruz.”
 
Claudio Rosmino, euronews:
 
“Her ikiniz de ekonomik büyümeyi destekliyorsunuz, ancak motor durmuş durumda. Büyümeyi sağlamak için Euro’nun devalüasyonu söz konusu olabilir mi? Bu büyümeye yardımcı olabilir mi?”
 
Mario Monti:
 
“Herhangi bir ekonomide asla tabu olmaz. Bunun çok elle tutulur bir ihtimal olduğunu düşünmüyorum. Bunun da birçok nedeni var. Diğer ekonomi politika alanlarında ciddi bir koordinasyon seviyesine ulaşmamız gerekiyor ve bunun için birçok ortak kararın, birlik içerisinde alınacak kararların olması gerekiyor. Bunlar yatırım politikaları olabilir, veya sanayi projeleri olabilir. Bu tür yatırım projelerinde ve birlikte alınan kararlarda Avrupa’nın daha fazla işin içerisinde olması gerekiyor. Sadece para politikasıyla değil. Burada ciddi bir denge kurmamız gerekli. Bir yandan tasarruf yaparken bir yandan da büyümeyi sağlamak için hem frene basarken hem de gaza basmamız, bunun çok iyi dengesini kurmamız gerekiyor.”     
 
François Hollande:
 
“Geçtiğimiz aylarda Euro düşük paritedeydi, düşük noktaya geldi, fakat bu gelişmeye yaramadı. Biz yine ekonomi politikalarımızı gelişme yönünde düzenlemeliyiz. Bizim neye ihtiyacımız var? İlk olarak güvenin sağlanmasına ihtiyacımız var. Güvenin yeniden sağlanması gerek, bu kesin. İkinci olarak rekabetçi olmaya ihtiyacımız var. Avrupa Birliği, dünyanın birinci derecedeki ekonomik gücüdür. Amerika’dan daha güçlüdür, Çin’den daha güçlüdür. İş bilgisi yönünden, ekonomi yönünden birinci sıradadır ve bizim gelişme için dayanışmaya ihtiyacımız var. En kötüsü ise Avrupa’nın kendisinden şüphe duyması. Düşüş kelimesini ağzımıza aldığımızda bu sürece girmiş bulunuyoruz. Biz yeniden güveni sağlamalıyız, biz çıkışa odaklanmalıyız, yeniden gelişmeye inanmalıyız. En son AB, Nobel Ödülü’nü aldı. Kimileri buna çok şaşırdı. Halbuki AB, çatışmaların önlenmesi için işleyen bir mekanizma oldu. Gelişmeyi sağlayabilecek ve bizim de geleceğe inanmamızı sağlayan bir mekanizma…”
  
Sophie Desjardin, euronews: 
 
“Dilerseniz yine görüntüleri izleyelim. Sonra yeniden buradayız. Gazze… 166 kişi öldü Gazze’de. İsrail’de ise 6 kişi ölmüştü en son. 20 sene boyunca blokaj yaşandı. Avrupa ne yapıyor?”  
 
François Hollande:
 
“Avrupa tekrar tekrar, kararlı bir şekilde diyalog ihtiyacını ortaya koyuyor. Avrupa İsrail’in dostu, Avrupa Filistin’in dostu. Yıllardır süren çatışmanın ardından artık uzlaşmanın, görüşmenin, diyaloğun vakti geldi, diyebiliriz. Oslo görüşmelerini iyi niyetle tamamlamalıyız.”  
 
Sophie Desjardin, euronews: 
 
“Neden Avrupa’nın sesi çıkmıyor? Neden sesi duyulmuyor?”  
 
François Hollande:
 
“Çünkü ekonomik gücüne nispetle Avrupa’nın sesi siyasette güçlü bir biçimde çıkmıyor. Avrupa’nın bu konuda tam yerini aldığını söyleyemeyiz. Güvenliğin sağlanması, ortak dış politika belirlenmesi, bizim Avrupa ölçeğinde talebimiz. Son olarak Filistin’in Birleşmiş Milletler’de üye olmayan gözlemci devlet statütüsü edinmesinde biz kendi tavrımızı koyduk.
 
Sophie Desjardin, euronews: 
 
“Bu, Avrupa’nın bölünmüş olduğunu gösteriyor.”
 
François Hollande:
 
“Bu Avrupa’da ortak bir dış politika belirlenmesine aykırı bir durum değil. 27 ülkeyiz şu anda. Yarın belki 28 olacak; belki daha sonra daha fazla olacak. Biz öncü bir Avrupa kurulmasını istiyoruz; ekonomik politikalar yönünden, endüstri politikaları yönünden ve dış politikalar yönünden öncü bir güç olmasını istiyoruz. Avrupa’nın daha güçlü ve ortak politikalar geliştiren bir mekanizmaya dönüşmesini istiyoruz. Öncelikle bunun Avrupa ortak para birimi alanında olması gerekiyor.”
 
Sophie Desjardin, euronews: 
 
“Dilerseniz ikinize ortak bir soru sormak istiyorum. Geceleri uyanık kalmanıza sebep olan nedir?”
 
“François Hollande:
 
“Bizim uykumuzu engelleyecek çok konu olduğunu söyleyebilirim. Demin Gazze görüntülerini gösterdiniz. Suriye’den bahsedebiliriz. Avrupa’daki gösterileri gördük. Gençlerin sıkıntısını, tepkisini gördük. Avrupa’nın ne yapması gerekiyor? Harekete geçmesi gerekiyor ve herkesin görevinin sonuna geldiğinde elinden gelen herşeyi yaptığını söyleyebilmesi gerekiyor.”
 
Sophie Desjardin, euronews: 
 
Mario Monti:
 
“Ben Başbakanım ve resmi olarak devlet başkanı değilim. Bu nedenle geceleri rahat uyuyabiliyorum belki de. Ama bir taraftan da elimden gelen herşeyi yaptığıma inanıyorum. “  
 
Claudio Rosmino, euronews:
 
“Sayın Monti, Sayın Hollande, programımıza katıldığınız için teşekkür ederiz.”  
 
François Hollande:
 
“Teşekkürler”
 
Mario Monti:
 
“Teşekkürler.”