Son Dakika

Okunan haber:

AB ülkelerinde iflasın önüne nasıl geçilebilir?


Avrupa

AB ülkelerinde iflasın önüne nasıl geçilebilir?

Her iş yerinin umudu sürdürülebilir büyümeyi ve güveni sağlamaktır. Ancak ekonomik açıdan oldukça zorlayıcı olan bu dönemde birçok girişimci iflas sonucu işlerinin yok olması riskiyle karşı karşıya.

Devletler bu konuda sürekli ikileme düşüyor. Ödeme aczi vakalarına karşı ne yaıplmalı? Herkesin ortak çıkarlarını korumanın en adil yolu nedir? Kimileri şirketlerin kuruluşu kadar kapanışının da serbest pazarın doğal bir getirisi olduğu görüşünde.

En büyük ve güçlü ekonomiler dahi iflas örneklerinden kurtulamıyor. Örneğin Almanya’da, küresel ekonomik krizin başladığı 2007 yılından bu yana, her yıl yaklaşık 30 bin işyeri kapandı.

Berlin’de, inşaat şirketi geçtiğimiz Ekim ayında ödeme aczine düştüğünden spor kompleksi inşaatı yarım kalan Sabine Reineke ile görüştük. Ancak iflasın sebebi yeterinde iş yapılmaması değil. Şirket, çoğunluğu kamu kurumlarından oluşan müşterilerinin zamanında ödeme yapmamasından ötürü zor bir sürece girdi. Reineke şimdilerde ise taşeron şirketlerle de zorluklar yaşadığından ve yıkıcı bir süreçten geçtiğinden söz ediyor: “Kimileri ödeme aczine düşmenin ne demek olduğunu tahmin edemeyebilir. Bu bizim için, şirket olarak, büyük bir darbe oldu. İş yerimiz 9 yıldır faaliyette ve yaptığımız işlere baktığınızda çok fazla proje gerçekleştirdiğimizi ve işimizi gerçekten iyi yaptığımızı görebilirsiniz. 9 yılın sonunda ödeme zorlukları yüzünden ödeme aczine düştüğümüzü beyan ettiğimize halen inanamıyorum.”

Reineke, işlerinin bozulmasına yol açan süreci unutmanın zorluğundan söz ediyor. Bu çıkmaza tek başına değil tüm çalışılanlarıyla girdiğini de sözlerine ekliyor: “Şirketimde çalışan 10 kadar işçi ve aileleri için, bu durum yaşamlarında köklü ve acı bir değişime neden oldu. Neredeyse bir gecede işlerini kaybettiler. Bu benim için de kişisel olarak çok zor. Benim de 3 çocuğum var.”

Her ülkenin, ödeme aczini düzenlemeye yönelik yasaları bulunuyor, ancak birçoğu reforma gitmeye yöneliyor. 2000 yılında Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren iflas ve ödeme aczine yönelik kanun da yeniden gözden geçiriliyor. Söz konusu kanun, iflas eden iş yerinin birden fazla üye ülkede mal varlığı ya da alacaklısı olması halinde devreye giriyor. Bireyleri de kapsayan kanun, bu alanda ülkeler arası işbirliğini geliştirmek amacıyla tasarlandı.

Ancak şirketlerin ekonomik düşüşe girdiği dönemde öncelikleri belirlemenin önemi büyük. Kimilerine göre yürürlükte olan yasalar daha çok tasfiye yöntemine yönelik, oysa ki farklı ihtimalleri de gözden geçirmek daha faydalı olabilir. İflas konusunda uzman Christian Köhler-Ma, Avrupa ülkelerindeki çeşitli uygulamaları sıralıyor: “Bazı ülkeler, şirketleri kurtarmaya ve yeniden yapılandırarak faaliyete geçmelerine ağırlık veriyor. Son yıllarda bunun bir örneği İngiltere oldu. Almanya da kararlılıkla bu stratejiyi uyguluyor. Fransa da bu yönde uygulamaları teşvik etmek için ödeme aczinde reforma gitmeye karar verdi. Diğer ülkelerde sistem henüz o kadar gelişmedi ve yasalar değişse dahi, örneğin İspanya’da olduğu gibi, yürürlüğe girmeleri uzun zaman alıyor.”

Uzmanlar, tasarruf tebirlerinin iş hayatına büyük etki ettiği bu dönemin ekonomik şartlarına da bakılarak, bu düzenlemelerin acilen yapılması gerektiğini savunuyor.

Ödeme aczi konusuyla ilgilenenler bunda kişilerin payının göz ardı edildiğini söylüyor. İstatistikler şaşırtıcı sonuçlar gösteriyor. Avrupa Birliği sınırları içinde her yıl yaklaşık 220 bin işyeri iflas ediyor. Tahminen 1,5 milyonluk bir nüfusu etkileyen işsizliğin ise ödeme aczinden kaynaklandığı biliniyor.

Avrupa Birliği yasalarında yapılan en ufak değişikliğin anında takip edildiği Lüksemburg’a dönüyoruz. Özellikle sınır ötesi işletmelerin yoğun olduğu ülke, zenginliğiyle bilinse de 2010 yılında yaklaşık 500 şirket iflasını beyan etti. Lüksemburg Bağımsız Ticaret Birliği’nden uzmanlar Avrupa’da iş dünyası çapında küreselleşmeden söz edilse de özellikle işten çıkarılan işçilerin haklarını savunmaya yönelik yasaların uyumlu hale getirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu uzmanlardan biri olan Viviane Jeblick, risk altındaki şirketlere iflasın öncesinde destek verilmesi gerektiğini dile getiriyor: “Bu insanlara daha fazla destek olmamız gerekir, onların durumunu takip ederek bu süreçte yardımda bulunmalı, onları yalnız bırakmamalıyız. Ancak bu arada o süreçten önce bir miktar mali yardım almış olduklarını da unutmamalıyız. Ancak bu yeterli değil. Bu olaylardaki insan faktörünü genellikle unutuyoruz. Zorlukları öngörebilmemize yarayan bir sisteme ihtiyacımız var. Bu şekilde iflasın eşiğine gelmeden önce harekete geçebiliriz.”

Bazı ülkelerde batmak üzere olan şirketleri ayakta tutmak ve iflas eden işadamlarının yeni iş kurmalarını sağlamak için son uyarı niteliğinde politikalara rastlamak mümkün. Ancak uygulamalar ülkeden ülkeye büyük ölçüde farklılık gösteriyor. Avrupa ülkeleri arasında ödeme aczi vakalarında işbirliğine yönelinirken yasaların birbirine uyumlu hale getirilmesine gereken önem verilmiyor. Lüksemburg Üniversitesi’nde Uluslararası Hukuk Profesörü Gilles Cuniberti, gelecekte bu uyumu sağlamanın mümkün olup olmadığı sorusuna şu sözlerle yanıt veriyor: “Şirketleri kurtarmaya yönelik yasaların uyumlu hale getirilmesi çok karmaşık bir süreç. Bu, hukukun birçok farklı alanına giren bir konu ve bu uyumu sağlamanın en az 20 yıl gerektirdiğine inanıyorum. Yakın vadede ise pek gerçekçi bir hedef değil. Daha uyumlu bir sistem ihtimali sadece belirli bazı alanlar için geçerli. Örneğin işçilerin korunması bunlardan biri olabilir. Diğer yandan yasaların uygulanması ve alacaklılara dair uygulamalar orta vadede dahi pek mümkün görünmüyor.”

İş hayatında iflas konusuna yaklaşımda değişim olduğu bir gerçek. Siyasetçiler yasaların bu eğilimi yansıtması ve uyumlu hale getirilmesi gerektiğini onaylıyor. Ancak bir yandan işvereni riskten kurtarırken diğer yandan işçilerin, alacaklıların ve müşterilerin haklarını korumak, dengeli uygulamalar gerektiriyor. Uzmanlar, iflas eğilimi gösteren işyerlerinin acilen harekete geçmesini tavsiye ederken gelecekte büyümenin hızlanmasına dair umutlarını koruyor.