Son Dakika

Okunan haber:

Newtown trajedisi silahlanmayı yeniden gündeme taşıyacak mı?


Insight

Newtown trajedisi silahlanmayı yeniden gündeme taşıyacak mı?

Amerika Birleşik Devletleri’nin Connecticut eyaletinde üç gün önce yaşanan katliamın şokunu Amerikalılar üzerlerinden atamıyor. 20’si çocuk, 26 kişinin hunharca öldürüldüğü böylesi bir saldırıyla yetkililer daha önce karşılaşmamış.

Yaşları 6 ile 7 arasında değişen 8’i kız, 12’si oğlan toplam 20 çocuğun cenaze töreninde Başkan Barack Obama bir baba olarak kameraların karşısındaydı. Obama duygulu konuşmasında birçok defa İncil’den alıntıda bulundu.

Ağır psikolojik sorunları olduğu düşünülen saldırgan 6 yetişkinin de hayatını aldı. Aralarından bazıları çocukları korumak için canlarını vermekten çekinmedi.

Okul müdürü 47 yaşındaki Dawn ve 56 yaşındaki psikolog Mary, saldırganı engellemeye çalışan ve hayatlarını kaybeden ilk kişilerdi.

27 yaşındaki genç öğretmen Victoria öğrencilerini bir dolaba sakladı. Katil sınıfa girdiğinde ise çocukların beden eğitimi dersi için dışarıda olduğunu söyledi. Bu yalana inanan katil, öğretmenin hayatına son verdi. Çocuklar kurtulmuştu.

Öğretmenlik kariyerinin ilk yılındaki 29 yaşındaki Lauren Rousseau, aynı yaştaki Rachel Davino ve 52 yaşındaki Anne Marie Murphy de kurşunların canlarını aldığı diğer öğretmenlerdi.

Hayatını kaybeden çocuklardan Emily’nin babası hıçkırıklar içinde şu birkaç cümleyi söyleyebildi:

“O, tek başına tüm odayı ışıyabilecek bir çocuktu. Herkes hakkında söyleyeceği nazik bir şeyler hep olurdu. İnanılmaz biriydi ve onun babası olduğum için o kadar şanslıyım ki…”

Sam ve sınıf arkadaşları ise biraz daha şanslıydı. Öğretmenleri hepsini tuvalete kilitleyerek kurtulmalarını sağlamıştı:

“Büyük bir gürültünün ardından öğretmenimiz koştu ve kapıyı kapattı. Sonra da hepimiz tuvalete gittik.”

Kaitlin Roig, Sam’in öğretmeni:
“Hepinizi çok sevdiğimi bilmenizi istiyorum dedim. Her şey yoluna girecekti çünkü duydukları en son şeyin bu olmasını istedim.”

Newtown’dan dönen muhabirimiz Stefan Grobe yaşanan dramı değerlendirdi.

euronews:
“Washington büromuzdan muhabirimiz Stefan Grobe ile birlikteyiz. Stefan, Newtown’daydın. Oradaki gözlemlerini bizimle paylaşır mısın, neler hissettin?

Stefan Grobe:
“Çok korkunçtu, kurbanların aileleri ile tanışmak, normal hayatlarını sürdürürken şimdi bu korkunç olayı atlatmaya çalışan insanların yaşadıklarına tanıklık etmek sarsıtıcı. Yaşananlar kolay kabul edilebilir durum değil.

euronews:
“Sence Başkan Obama bu saldırıyı nasıl ele aldı?’‘

Stefan:
“Bence dün geceki konuşması çok yerindeydi. Bu Obama’nın Gettysburg Hitabesi olacaktır. İç savaş döneminde Abraham Lincoln’un yaptığı o meşhur konuşma gibi. Başkan da saldırıdan birkaç saat sonra ulusal bir tartışmanın ortasında buldu kendini.

Buradaki asıl soru şu: şimdi Amerikalılar böyle bir durumla nasıl başa çıkacak?
Amerikalıların silahlanma konusunda daha katı yasaklara olan talebinin son 20 yıl içerisinde azaldığını görmek ilginç. 1990’larda her 10 Amerikalıdan 8’i daha sert silah kanunlarından yana iken 2010’da bu sayı 4’ün altına düştü.

euronews:
“Avrupalılar için Atlantik’in diğer ucunda yaşayan sıradan Amerikalıların silah sevdasını, aralarındaki bağı anlamak gerçekten güç. Burada sormamız gereken bu ve buna benzer birçok vahşete tanıklık etmişken Amerikalılar neden hala silahlarından vazgeçemiyor?’‘

Stefan:
“Bu sorunun kökü Amerikan yaşam tarzına ve anayasada yapılan 2. değişikliğe dayanıyor. 1791 yılında çıkarılan kanunla Anayasa Yüksek Mahkemesi şahışların silah bulundurma hakkının korunduğunun ve evde silah bulundurmanın savunma hakkı olduğunun altını çizerek silahlanmayı desteklemiş bir nevi teşvik etmiş oldu.

Ben size daha enteresan bir rakam vermek istiyorum: 2012 yılı içerisinde 16 milyondan fazla Amerikalı silah ruhsatı için başvuruda bulundu. Bu rekor bir sayı. Her silahlı saldırı sonrası Amerikalıların can güvenliklerinin tehlikede olduğunu düşünerek silah dükkanlarına koşup ruhsat için başvuruda bulunma gibi bir eğilimleri var.

Bence bu sorun önümüzdeki yıllarda ABD’de sıkça tartışılıcak. Obama’nın 2. başkanlık döneminde gündeme oturacak konu olacak, hatta başkan için bir dönüm noktası olabilir bile diyebiliriz.’‘