Son Dakika

Okunan haber:

Euronews ekibinden 2013 yılı tahminleri


DÜNYA

Euronews ekibinden 2013 yılı tahminleri

2013 yılının dünya liderleri kimler olacak? Avrupa’yı nasıl bir gelecek bekliyor? İtalya’da liderlik koltuğunda kim olacak? Mısır ve Suriye başta olmak üzere Arap Dünyası’nda taşlar yeniden yerinden oynayacak mı? İran’daki seçimler güç dengesini değiştirecek mi? Tüm bu soruları Euronews ekibinden isimlerle masaya yatırıyoruz.

Euronews Farsça Servisi’nin sorumlusu Maria Sarsalari, haziran ayında sandık başına gidecek olan İran’ı zor günlerin beklediğini belirtiyor:

“Son seçimlerdeki protestoların ardından 2009 ve sonrasında reformist hareketlerin çoğunun kökü kazındı. Görünen o ki rejim seçimleri de adayları da kontrol altında tutmak istiyor. Tüm bu varsayımlar geçtiğimiz seçimlerdeki gibi bir tansiyona veya durumun kontrolden çıkmasına neden olabilir.

Son olarak adaylar arasındaki televizyon münazaralarının canlı değil de banttan verileceği ve yayından önce kontrol edileceği açıklandı. Bu yüzden ülke içinde büyük bir değişiklik bekleyemeyiz. Uluslararası düzeyde ise nükleer güç konusu ve diğer ülkelerle ilişkilerin gidişatı İran liderinin kararına ve sistemdeki üst yönetimin niyetine bağlı. Çünkü İran’da dış politika konularında kararı hükümet vermez bu yüzden belirleyici rolleri yoktur. Ayetullah Hamaney esaslı konular hakkında karar verir ve son sözü söyler.”

Avrupa’yı bekleyen yeni bir zorlu yılın analizini ise Brüksel Büro Sorumlumuz Frederic Bouchard yapıyor:

“Nobel Barış Ödülü kriz sarmalındaki Avrupa için büyük bir sürpriz oldu. Ancak bu, içinde bulunulan kötü durumun üstünü örtmeye yetmedi. Halen ekonomik kriz, işsizlik, durgunluk devam ediyor. Belçika’da rekor sayıda şirket iflas etti, 2013 için Avrupa Birliği düzeyinde herhangi bir gerçekçi yatırım stratejisi bulunmuyor.

Ancak yine de iyimser olmak için nedenler var. 27 üye 2012’yi daha iyi şartlarda bitiriyor. Bir Avrupalı diplomatın dediği gibi, Euro Bölgesi’nin yarısında kurtarma operasyonu başarılı oldu. Yılın altıncı zirvesinde Avrupa Birliği tam koordine olmuş bir ekonomiye adım attı. Avrupa Patent Anlaşması’nın 40 yıl aldığı düşünülürse altı ayda gelinen bu nokta büyük bir ilerleme demektir.

Euro Bölgesi’nde bağımsız banka denetimleri garanti altına alındı, Yunanistan ikinci hayati yardım dilimini aldı. Kimse artık geçen sene olduğu gibi Euro Bölgesi’nin çökeceğinden bahsetmiyor. Bu başta Angela Merkel gibi birçok kişi mutabık olmasa da François Hollande’ı krizin en kötü dönemini geride bıraktığımıza inandırmaya yetti.

Ancak İtalya’da seçimler öncesinde bir siyasi belirsizlik havası hakim. Silvio Berlusconi’nin geri dönmesi Euro Bölgesi’ni vururken, mali piyasalarda da bir felakete neden olur. Ülkede sağ ve sol kanat İtalya’da reform sürecinin devam etmesini istiyor bu yüzden Mario Monti’yi birlikte destekliyorlar.

Avrupa’nın önündeki bir diğer belirsizlik ise 2014-2020 bütçesi. Üye ülkelerin mutabık olmadıkları noktaları öne çıkardıklarını ve kendi çıkarlarını herşeyin en üstünde tuttuklarını hatırlatalım. Kimisi genel bir tarım politikasını desteklerken kimisi bölgesel yardım istiyor. Büyük Britanya ise veto tehdidini halen masada tutuyor.

Liderler şubat ayında yeniden masaya oturacak ve Britanya meselesi yeniden gündeme gelecek. David Cameron bütçeden şu ünlü dört milyar Euro’luk indirim için var gücüyle savaşacak. Görünen o ki Euro Bölgesi’nin dışında olan ülke, politikalarını Avrupa’dan kopma yönünde sürdürecek. Britanya çoktan bütçe paktında yer almıyor ve 2015’te birlik üyeliğini sorgulayan bir referandum yapılması gündemde. Ufukta çalkantılı bir boşanma mı var? bunu göreceğiz.

Atina muhabirimiz Stamatis Giannisois, Yunanistan’ın yeni yıla umutlu ancak tedirgin girdiğini kaydediyor:

“Euro Grup’un aralıkta aldığı 52,5 milyar Euro’luk yardım dilimini serbest bırakma kararı Yunan hükümetinin elini ve koalisyonun istikrarını güçlendirdi. Öte yandan Yunanistan’ın ekonomik iyileşmeyi sağlamaya çalışacağı 2013 yılının zorlu yıllardan biri olması bekleniyor. Maaşların düşürülmesi, yüksek işsizlik ve vergi oranları yaşam şartlarını da etkileyeceği için yeni bir toplumsal isyan dalgası görmek mümkün.

Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nden çekileceği tartışmaları insanlar ceplerinde daha az para gördükçe ve geçim sıkıntısı yaşadıkça devam edecek. Bununla bilrikte aralık ayındaki karar bir nevi Yunanistan hükümetinin söz verdiği gibi reformları yerine getireceğine olan inancı onaylayan bir güvenoyu niteğinde, Yunanistan’ın Euro Bölgesi’ndne ayrılma olasılığı daha az, en azından yakın dönem için.”

Seçim havasına giren İtalya’da çoktan tartışmalar başladı. Paris Büro Sorumlumuz Giovanni Magi, Berlusconi’nin dengeleri değiştirebileceği uyarısında bulunuyor:

“Silvio Berlusconi’nin katılımı herşeyi radikalleştirebilir. Bu çoktan Avrupa karşıtı ve popülist sloganların dolu olduğu Pepe Grillo’nun Beş Yıldız Hareketi ve Kuzey Ligi’nin de üstünde bir kampanyaya benziyor. Eğer Mario Monti adaylığını koyarsa, Avrupa’nın Popüler Partisi ve Katolik Kilisesi’nden desteği yanına çekebilir, Berlusconi’nin partisinden isimler de dahil olmak üzere merkezi bir araya getirebilir .

Tüm kamuoyu yoklamaları merkez-sol Demokratik Parti’nin kazanacağını gösteriyor. Seçimlerden sonra beklenen, parti lideri Pier Luigi Bersani’nin başbakan olması ve merkezle birlik arayışı içinde olması. Belki Monti’yi ekonomi veya maliye bakanı veya daha yüksek ihtimalle mayıstaki seçimler öncesi cumhurbaşkanı adayı olarak düşünebilir.

Bugün Euro Bölgesi ekonomileri tamamen birbirine bağlı durumda. Monti hükümetinin sonunda bunu gördük, medya çılgına döndü bunun da İtalya, İspanya ve ötesine etkileri oldu. İtalya’nın mücadelesi Euro Bölgesi’yle aynı. Uluslararası güveni sağlayabilecek, sağlam çoğunluğun olduğu bir parlamento sağlanmalı.”

Peki ya Arap Dünyası? Euronews Arapça Servisi sorumlusu Riad Muazzez, bölgede tansiyonun düşmeyeceğinin altını çiziyor:

“Rejimin devrilmesi bölgede oyunun kurallarını değiştirecektir. Bunun öncelikli nedeni Hizbullah’ın silahlar, askeri eğitim ve diplomasiyle Suriye tarafından desteklenmesidir. Esad düştüğü zaman Hizbullah çok önemli bir ortağını kaybedecek. Aynı şey İran için de geçerli. Son 40 yıldır Tahran Şam’ın arkasında durdu. Bu kadar önemli bir ortağın kaybı İran rejimini de zayıflatacaktır.

Mısır’da İslamcılarla onlarla aynı görüşte olmayan öteki siyasi güçler arasında inanılmaz bir savaş yaşanıyor. Bugün İslamcılar’a demokratik bir rejim kurmaları için iktidar verildi, radikal dinci bir rejim için değil. Peki bunu yapacaklar mı?

Arap Baharı’na konu olan Tunus, Mısır, Yemen ve tabii ki Suriye gibi her ülkede büyük bir hayalkırıklığı hakim. Arap halkı demokratik bir değişim, gerçek demokrasi ve ilerlemeyi sağlayacak bir süreci ümit ediyordu. Ancak Tunus ve Mısır’dan Fas ve Irak’a kadar Arap Dünyası’nda radikal İslamcılık’ın yükseldiğini görüyoruz.”

Görünen o ki hiçbir coğrafyayı gelecekte neyin beklediğini öngörebilmek mümkün değil. Şu kesin ki 2013 yılı da tıpkı 2012 gibi dünyanın çehresini değiştirecek bir yıl olacak.