Son Dakika

Okunan haber:

Mısır: "İktidar, elindeki gücü kişiselleştirmeye çalışıyor"


DÜNYA

Mısır: "İktidar, elindeki gücü kişiselleştirmeye çalışıyor"

Hamdin Sabahi Mısır’ın önemli muhalif liderlerinden biri. Demokrasi taraftarı bir politikacı savunduğu siyasi düşüncelerinden dolayı 17 kere hapis cezasına çarptırılmış. Bu yüzden de Mısır Halk Hareketi Kurucusu’nun isteği ülkede demokratik bir sistem ve anayasa oluşturabilmek.

euronews:
“Mısır’ın en önemli muhalif liderlerinden ve eski cumhurbaşkanı adayı sayın Hamdin Sabahi euronews’a hoş geldiniz. Son referandumdan çıkan sonucu nasıl yorumluyorsunuz?”

Hamdin Sabahi:
“Anayasa Mısırlıları bir araya getirmeyi başaramadı. Anayasanın geçerli olması ve hakları savunabilmesi için gerekli üçte ikilik çoğunluk yakalanarak kabul edilmedi. Ortak bir ulusal projenin doğacağı bir milli birliği sağlayan anayasa yerine daha çok bölücü bir anayasa ortaya çıktı.”

euronews:
“Ama sayın Hamdin, demokrasi sandıktan çıkan sonucu kabul etmek değil midir?”

Hamdin Sabahi:
“Evet demokrasi bu anlama geliyor. Ve sonuçlara fazlasıyla saygı duyuyoruz. Ama burada çok temel bir şey olan seçimlerin bütünlüğünün sağlanması da gerekli. Demokrasi sadece güce ulaşmak için değil gücü uygulamak için de kullanılmalı. Mısır’da güce demokratik yollardan ulaşılmış gibi görünüyor. Fakat şu anda iktidarda olanlar yükselmelerini sağlayan merdivenin yerini değiştirmeye, gücü kişiselleştirmeye çalışıyor.”

euronews:
“Müslüman Kardeşler’in referandum sonuçları üzerinde değişiklikler yaptığını söyleyebilir miyiz?”

Hamdin Sabahi:
“Evet, Müslüman Kardeşler hükümetinin yönettiği anayasa bunu işaret ediyor. Anayasa birçok hata ve eksikle dolu. Ayrıca ihlaller anayasanın bütünlüğünü tehlikeye sokuyor.”

euronews:
“Muhalefetle yönetim arasında sorun yaratan maddelerden birkaçını bize söyleyebilir misiniz?”

Hamdin Sabahi:
“Anayasa bazı temel hakların yasaklanmasına olanak tanıyor. Özellikle de ifade ve düşünce özgürlüğü gibi. Anayasaya’daki her özgürlüğün, devlet ve toplumun kurallarından oluşan temellere uygun olması gerekiyor. Bu da Şeriat’ın yorumlanması ile özgürlüklere karşı kullanılmasını karıştırmaya neden oluyor. Şu anda İslam’ı ve Şeriat’ı kullanarak böyle yapanlar çoğunlukta. Onlar bunları bizim aksimize kısıtlayıcı aletler olarak görüyor. Bu insanlar şu anda İslami yasaları özgürlüklere ve ayrımcılıklara karşı bir tehdit olarak, hatta bazen nefret yaymak için bile kullanıyor. Şu anda siyasi hayatın ön saflarındalar. Anayasanın bu maddelerini kötü yönde kullanabilirler. Bu da İslam’a, Şeriat’a, özgürlüklere ve tüm Mısır halkının isteklerine aykırı davranmaya yol açabilir.”

euronews:
“Anayasa bildirgesi ve yeni anayasa projesini düşürmek için bir halk hareketinden bahsettiniz. Fakat referanduma katılım oranı yüzde otuzu bile geçmedi. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?”

Hamdin Sabahi:
“Bunu Mısır halkının derin bir krizde olması ile açıklıyorum. Yaşayabilme ve geçinebilme krizi ile. Birçok Mısırlı anlaşmazlıkların ve siyasi tartışmaların normal hayatı, iş olanaklarını ve kalkınmayı engellediğini düşünüyor. Bu şüphesiz doğru. Bu yüzden de daha iyi bir sosyal yaşamı ve ekonomik şartları sağlayacak, istikrara ulaştıracak durumun önünde bir engel olarak gördükleri için de sürece katılmakta tereddüt ediyorlar.

euronews
“Siyasi rakipleri Hamdin Sabahi’nin iktidara ulaşmasının mümkün olmadığını ve gözünü iktidar hırsının bürüdüğünü belirtiyor. Bu iddiaları nasıl yorumluyorsunuz?”

Hamdin Sabahi:
“Gücü elde etme gibi bir hırsla dolu değilim. Seçimlere katılmam da benim aldığım bir karar değildi. Başkaları istemezse de gelecek seçimlere de katılma gibi bir düşüncem de yok. Mısır Ulusal Hareketi, sadece bu konuda, adaylığımın milli çıkarları koruyacağını açıkça gördü. Mısır’daki gücü kesinlikle bir kazanç kapısı olarak görmüyorum. Fakat eğer bu kişisel değil de ortaklaşa alınmış bir karar olursa, bunu ben de kabul ederim.”

euronews:
“Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın önündeki olaylarda çoğunlukla Müslüman Kardeşler’den kişilerin öldüğü doğru mu?”

Hamdin Sabahi:
“Bu doğru değil, yanlış bir haber.”

euronews
“Müslüman Kardeşler bunu söylüyor.”

Hamdin Sabahi:
“Bu iddia doğru değil, kanıtlayamazlar.”

euronews:
“Muhalefet ise şiddet olaylarında kullanılan silahların Müslüman Kardeşler’e bağlı milislerde olduğunu iddia ediyor.”

Hamdin Sabahi:
“Kesinlikle. Fikirleri ifade etme süreci Müslüman Kardeşler’in organize gruplarla müdahalesine kadar barışçıldı. Ben onlara ‘milis’ demiyorum. Bence Müslüman Kardeşler’in milisleri yok. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın önünde şiddet kullanan organize gruplara sahipler. Biz Müslüman Kardeşler’i çok net bir şekilde şununla suçluyoruz: Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın önündeki kanlı olayların temel nedeni onlardı. Savcılığın başlattığı soruşturmanın sonlandırılmasını bekliyoruz. Açılan soruşturmalar, cumhurbaşkanının komplo konusunda verdiği demecin yalan olduğunu kanıtladı. Bu soruşturmalar, bizim de düşündüğümüz gibi, Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde gençlerin şiddete yönlendirilmelerinde Müslüman Kardeşler’in sorumlu olduğunu gösterdi.”

euronews:
“Şimdi de biraz Mısır Devrimi’ni gerçekleştiren liderlerdeki ortak kanıdan bahsetmek istiyorum. Onlar Hamdin Sabahi’nin eski rejimdem olduğu düşünülen kişilerle ittifak yapmaktansa, muhalif simgelerden biri olarak kalmasının daha iyi olacağını düşünüyorlar. Buna ne diyeceksiniz?

Hamdin Sabahi:
“Benim şüphe ile yaklaşılan Amr Musa ve Seyyid El Bedevi ile bir ittifaka gitmemin eleştirildiği doğru. Fakat elleri devrimde şehit düşmüş Mısırlıların kanları ile lekelenmiş ya da yolsuzluk yaparak Mısırlıların parasını kullanmış hiç kimse ile ne işbirliğine gittik ne de gideceğiz. Biz, geçmişte eski rejimle çalışmış bazı kişilerle birlik içinde olduk. Sayın Amr Musa’nın eline devrimci kanı bulaşmadı. Seyyid el-Bedevi eleştirilebilirdi ama partisi Vefd, Mısır Ulusal Hareketi’nin, ülkenin geçmiş ve geleceğinin önemli bir parçasıydı. Bu iki isim harekete katıldıklarında onları savunmak hiç de zor olmaz.”

euronews:
Dediklerinizden devrimin bir diktatörlüğe ulaştığı mı anlaşılmalı?”

Hamdin Sabahi:
“Halihazırdaki rejim demokratik değil. 25 Ocak’taki (2012) devrimin de bir sonucu değil. Rejim, ne fakirlerin ihtiyaçlarını karşılayabiliyor, ne sosyal bir adalet sağlayabiliyor, ne karar alım sürecine bir katılımın önünü açıyor, ne demokrasiye izin veriyor, ne de Mısırlıların hedeflerini yerine getirebiliyor.”