Son Dakika

Okunan haber:

Kürt sorunu bu kez çözülecek mi? Diyarbakır izlenimleri


Türkiye

Kürt sorunu bu kez çözülecek mi? Diyarbakır izlenimleri

Ortadoğu’nun yanı başında capcanlı, hareketli bir kent Diyarbakır. Türkiye’nin en ağır sorununun merkezinde olduğuna inanmak güç. Ülkenin son yıllarda yaşadığı ekonomik toparlanmanın nimetleri kentte hemen göze çarpıyor. Suriye’deki krize kadar güneyden gelen turistlerin ticaret ve cazibe merkezlerinden biri olan kent, Irak’ın kuzeyi’ndeki Kürt Bölgesel Yönetimi ile gelişen ekonomik ilişkilerden de faydalanıyor. Bölge halkı Erbil ve diğer kentlerle ticaret yapıyor, işçi gönderiyor.

Diyarbakır kentinin bulunduğu alan son yıllarda neredeyse ikiye katlanmış. Kurulan yeni yerleşim yerlerinde yükselen lüks ve geniş binalar, siteler, sokaklardaki son model otomobiller bu kalkınmanın yansımaları. Kentin genç nüfusu da gelişim potansiyelinin önünün ne kadar açık olduğunu gözler örüne seriyor.

“Töre möre işleri eskisi gibi değil” diyor şoförüm Mehmet. Beş çocuk babası ve bunlardan ikisi artık lise çağında. “Eskiden” diyor “gençler evleneceği insanı belki bir gün görür karar verirdi. Şimdi üç ay beş ay görüşüyorlar, belki de ayrılıyorlar. Bunu artık normal karşılıyoruz.”

Tabi bu herkes için böyle değil. Restoranlar ve kafeler de erkekler çoğunlukta. Genç çiftler rahatlıkla sokakta dolaşabiliyor. Sokaklar cinsiyet bakımından daha dengeli bir dağılım sunuyor. Anadolu’nun pek çok kentinde olmadığı kadar kadın hayatın içinde. Farklı sosyolojik katmanlardan insanlar çarşıda, pazarda boy gösteriyor.

Diyarbakırspor’un sezonunda aldığı ceza sonucu tepetaklak inmesi can sıksa da yine de halkın ulusal futbola merakını azaltmamış. Şimdi Diyarbakır BB gözde. Takımın önümüzdeki yıl Bank Asya Ligi’ne çıkması bekleniyor. Bununla birlikte üç büyük kulübün formaları vitrinlerde. Atkılar boyunlarda. TÜrkiye’nin büyük kulüplerine tavır yok.

Geleceğe dair ümitler biraz siyasetin ama daha çok bölgedeki şiddetin askısında. İnsanların gözü kulağı Ankara’dan gelecek haberlerde. Halkın genelinde, Türkiye’nin boynundaki en büyük ağırlık olan Kürt sorununun çözümü için üzerine düşeni yapma algısı var. Fransa’da öldürülen 3 PKK’lı kadının cenazesi bu anlamda herkes için önemli bir sınavdı.

“Kürtler bu fırsatı kaçırırsa 100 yıl daha bekler” diyen Kürt meslektaşım aslında genel bir kanıyı dışa vuruyordu.

Bugün bölgede önemli bir çoğunluk hükümetin tavrının, bölgesel konjonktürün meselenin çözümü açısından önemli bir fırsat getirdiğini düşünüyor. Bu yönde yerel siyasilere baskı yapamasa da tavrını hissettiriyor.

BDP’li vekiller arasında da bu durumu sezenler var. PKK’nın etkisi altında sert konuşmalar yapan da. Ancak ikinci bir Habur olmasından endişe edilen cenazeler öncesi “sağduyu” kente hakim oldu. BDP İl Başkanı Zübeyde Zümrüt, “cenazelere daha hiçbir şey yapılmadan Habur benzetmesi yapılmasını önyargılı bulduğunu ve süreci baltalamaya yönelik olduğunu düşündüğünü” söylüyordu örneğin. Olay çıkmaması ve cenazenin provoke edilmemesi için dikkatle hazırlıklarını yürüttüklerini de.

Cenazeyi siyasi bir şova dönüştürmekten çok “karalar bağlamak ve yas tutmak” fikrini savundu BDP’li siyasiler. Halkın da istediği buydu.

Cenaze töreninde Euronews mikrofonlarına konuşanların genel kanısı “barış sürecini destekledikleri ve devamını bekledikleri” yönündeydi. Kürt kimliğinin tanınması ve asimilasyona son verilmesi talepleri öne çıkıyordu. Bunu söylerken bu konuda atılan adımları görmezden gelmemeleri, müzakerelerin geleceği açısından en önemli unsurlardan biri olan kamuoyu desteği açısından kritikti. “Ben Kürtçe konuşmak istiyorum” diye söze başlayan ama daha iyi anlaşılmak için Türkçeye geçiş yapan insanlar uzlaşma potansiyelini ortaya koyan bir başka veriydi.

Cenazelerin şiddet olayları yaşanmadan geçiştirilmesi önemli bir noktası oldu. Bunda emniyet güçlerinin dikkatli tavrı da rol oynadı. Polisler miting alanına çok yaklaşmadı. Alan yas tutmak isteyenlere bırakıldı.

Diyarbakır’dan bakınca “normal” karşılanabilecek bazı şeylerin Batı’dan “aşırı” hatta “kabul edilemez” görülmesi kuşkusuz kaçınılmaz. Cenazede PKK lehine atılan sloganlar, ülkenin geri kalan kısmı için “terörist” olan ve Türk ordusuyla çatışırken ölenlerin “Kürt şehitleri” olarak selamlanması Türkiye’nin diğer kentlerinde insanların tüylerini diken diken etmesi de öyle. Ama eğer herkesin istediği gibi akan kana son vermek hedef ise, bu yolda ciddi bir adım atılacak ve arkasında durulacak ise tarafların bir süre birbirlerini bu tür konularda duymamaları gerekecek.

“Biz çocuklarımız için iş, aş istiyoruz. Bu kan dursun artık” en çok duyduğumuz sözler. Türkiye’nin Öcalan ile başlattığı görüşmeler toplumdaki barış algısını iyice güçlendirmiş durumda. Paris’teki cinayetleri kimin işlediği üzerinde farklı spekülasyonlar olmakla birlikte, bu eylemin süreci durdurmak için yapıldığı fikri üzerinde uzlaşma var.

Konunun Abdullah Öcalan’ın da gündeminde olduğunu, birkaç gün önce kendisiyle İmralı’da görüşen kardeşi Mehmet Öcalan’dan öğreniyorum. Öcalan kameraya konuşmak istemiyor ama off the record görüşme isteğimi kabul ediyor. Söylediklerinden edindiğim izlenim, sürecin ilerlemekte oldu yönünde. Herkes çok dikkatli adım atıyor. Mehmet Öcalan ise kardeşinin kentteki popülaritesinin tadını çıkarıyor. Gittiği her yerde insanlar kendisiyle birkaç kelime konuşuyor, selamlaşıyor.

Diyarbakır’daki genel hava iyimserlik üzerine kurulu. Ama ihtiyatlı bir iyimserlik bu. Burada her şeyin pamuk ipliğine bağlı olduğunu, barışın içerde ve dışarıda pek çok düşmanı olduğunu herkes biliyor.

Başbakan Erdoğan ve AK Parti’nin kentte hatırı sayılır bir kredisi var. Koyu BDP’li olmayanların Erdoğan’a sempatisi konuşmalardan hemen anlaşılıyor. En büyük eleştiri “atılan adımların arkasının getirilememesi.” Kadim Martoma Kilisesi’nden devşirilen, tarihi neredeyse 1500 yıl öncesine uzanan Ulu Cami’deki restorasyon çalışmalarını anlatan fotoğraflarda burayı ziyaret eden sayısız bakanın ve cumhurbaşkanının resimlerinin bulunması, hükümetin kente gösterdiği hassasiyeti yansıtıyor.

Bölgede alınması gereken çok yol var. 9 bin yıldır ayakta olan surlar pek çok medeniyetin ve pek çok farklı insan topluluğunun birikimine sahip olsa da halkı kendi kimliğiyle, Kürt kimliğiyle tanınmak, var olmak istiyor. Türkiye’den ayrılmanın bir şey kazandırmayacağını düşünüyorlar. “Ayrılık olsa gider Ankara’ya yerleşirim” diyor biri. Ama burada fikirlerin çok çabuk değişebileceğini de unutmamak gerekiyor.

Diyarbakır üzerinde gece gündüz uçan jetlerin yeni havaalanının açılmasıyla birlikte kentten gideceği beklentisi var. Kepenk kapatmaların geçmişte kalmasını isteyenler var. Normal, şiddetten uzak bir hayat isteyenler var. Ama kuşkusuz her şeyin bir bedeli var.

Sürecin ne yönde ilerleyeceğine büyük ölçüde bu bedeli kimin ne kadar ödemeye hazır olduğu gösterecek. Diyarbakır’daki cenaze bu açıdan önemli bir eşikti. İlk izlenimlere göre Türkiye bu sınavı geçme yolunda önemli bir adım attı.

Bora Bayraktar, Diyarbakır

Mali'deki Fransız asker sayısı artırıldı

Mali

Mali'deki Fransız asker sayısı artırıldı