Son Dakika

Okunan haber:

Netanyahu: Belirsizliğın beslediği bir kariyer


İsrail

Netanyahu: Belirsizliğın beslediği bir kariyer

Son dakika sürprizi gerçekleşmedi ve Binyamin Netanyahu aynı göreve bir daha seçildi. Öyle anlaşılıyor ki, İsrailliler’in bir türlü vazgeçemediği kimi niteliklere sahip.

Başka bir deyişle İsrail toplumunun paradokslarını kendinde barındırıyor.

İsrailliler hem barış istiyor hem de işlerin şimdiden kestiremedikleri yönde gelişmesinden korkuyor.

Halk arasındaki adıyla Bibi, kariyerini işte bu belirsizlik üzerine kurdu. Uzmanlar onun için, ‘nasıl düşündüğü ve ne istediği asla bilinemeyen bir kişi’ diyor.

Bu defaki seçim yarışına bir takım önceliklere vurgu yaparak atıldı:

‘‘Dünyanın artık uyanması gerektiğine inanıyorum. Dünyanın karşı karşıya olduğu tehlike Yahudilerin atalarından miras kalan başkentleri Kudüs’te bina inşa etmesi değil. Asıl tehlike İran’ın inşa ettiği nükleer silahlar.’‘

İran tehlikesi Netanyahu’nun dilinden hiç düşürmediği bir konu. Eylülde BM Genel Kurulunda kendisini dinleyenlere kürsüden gösterdiği el bombalı desen belleklerden silinmedi.

Netanyahu, kestirmecilik diye de tanımlanabilecek bir basitliği tarz olarak benimsiyor. Bu tarz, seçmenler ve özellikle onların en sağcı kesimi üzerinde oldukça etkili.

Öyle ki, barış sürecini çökertme pahasına da olsa, seçim öncesi Kudüs’te ve Batı Şeria’da yeni Yahudi yerleşim birimlerinin inşası işine el attı. Amacı, ‘üye olmayan devlet’ statüsüyle Filistin’in BM’e kabulüne misilleme yapmak.

İsrail-Mısır sınırına çektiği duvarı ziyaret ederken Bibi bir yandan da Tevrat okuduğunu özellikle gösteriyor. Mesaj, ülkenin güvenliği için doğru bildiği yolda gitmeye devam ettiğini kanıtlamak.

Mısır sınırına duvar çekme doğruluğundan emin olduğu fikirlerden biri. Babasından devraldığı inanca göre, Arapların çoğu İsrail için tehdit oluşturuyor.

Oslo sürecinin ateşli bir muarrızı olarak hatırlanan Netanyahu 1995’te zamanın başbakanı İzak Rabin’e karşı Likud bayrağı altında sert kampanya yürüttü. Semim afişlerinde Rabin, Filistin yanlısı bir Hitler olarak gösterildi ve ekranlara yansıyan bu toplantıdan iki ay sonra İsrailli bir aşırı sağcı tarafından katledildi.

Bir kaç ay sonra da Netanyahu başbakan seçildi. Seçimi kazandığında 46 yaşındaydı. Gelmiş geçmiş en genç İsrail başbakanı oldu.

Bu seçimin sonucu Oslo sürecinin hızını kesmeye yetti. Barış olasılığı suya düşmekle kalmadı. Tüm umut kapıları kapandı. İkinci İntifada son beklentileri de silip süpürdü.

10 yıl süreyle iktidardan uzak kaldığı halde siyasetin içinde hep var olmaya devam eden Netanyahu 2009’da yeniden başbakan oldu. Hem sağın en genç politikacılarından biri olmaktan çıkmış, hem de koşullar değişmişti.

Oslo’nun üzeriden 13 yıl geçti. Hayal kırıklığıyla dolu 13 yıl. İsraillilerin çoğunluğu iki devletli çözüm fikrini hala destekliyor olsa da, büyük bir kısmı barış süreciyle ilgili hayallerini kaybetmiş durumda. Onlara göre, statükonun muhafazası yeni risk almaya kıyasla tercih edilmesi gereken bir durum.