Son Dakika

Okunan haber:

İsrail’de eski siyasetin sonu mu?


İsrail

İsrail’de eski siyasetin sonu mu?

İsrail seçim havasına ancak oylama bittikten, sandıklar kapandıktan ve gece 22:00’de ilk sonuçların açıklanmasından sonra girildi. Heyecan dalgası sürpriz bir şekilde ikinci parti konumuna gelen eski televizyoncu Yair Lapid’in büyük çıkışından ve Başbakan Netanyahu’nun beklenmedik oy kaybından kaynaklandı. Aslında Netanyahu’nun Likud Partisi’nin seçim merkezindeki küçük kalabalık sonuçlar açıklanmadan büyük kaybın işareti gibiydi. Dev bir sirk çadırını andıran merkezde basın mensuplarının sayısı Likud destekçilerinin en az iki üç katı daha fazlaydı. Netanyahu da gizlemeye çalışsa da salona keyifsiz geldi.

Peki bu sonuçlar İsrail ve bölge için ne anlama geliyor? Bu rakamlar ne ifade ediyor? Sonuç bir şeyleri değiştirecek mi?
Bu soruların bazıları elbette hükümet kurulduktan sonra yanıtlanacak. Ama bu haliyle seçim sonuçlarının İsrail için yeni bir başlangıcın habercisi olduğu söylenebilir. Sonuçlar eski politikaların, eski politikacıların, eski düzenin şöyle bir silkelenmesi anlamına geliyor. Seçmenin çantada keklik olmadığını, yeni kuşağın, modern siyasetin söze, imaja, lider kültüne değil gerçek sorunlara sunulacak çözümlere odaklandığını ortaya koyuyor.

İsrailliler 1948’den bu yana yapılan 19. seçimlerde öncelikle olaylara seyirci kalmayacağını gösterdi. Katılım tahminleri aşarak yüzde 66 oldu. Bu önceki seçimden daha yüksek bir orana işaret ediyor. Katılımın yükselmesi son 10 yılda İsrail siyasetine egemen olan radikal sağın gerilemesinin önemli sebeplerinden biri. Bir anlamda, 2000 yılında barış görüşmelerinin çökmesinden, Şaron’un siyaseti rehin almasından sonra yönünü kaybeden İsrail solu, iç sorunlara odaklanarak yeniden “ben de varım” dedi. 120 sandalyeli parlamentoda sağ ile merkez-sol dengesinin 61-59 gibi gerçekleşmesi bekleniyor.

Bu sonuçlarla değişime açılan yapı, İsrail siyasetinin son 10 yılına damga vuran Ariel Şaron’un vizyonu. İsrail’in ilk neslinden gelen, Araplarla savaşla, devlet inşasıyla, işgal ile, FKÖ ile savaşla pişen, Batı Şeria ve Gazze’yi kolonileştiren Şaron, ölümünden önce İsrail’in Likud-İşçi Partisi dengesine dayalı siyasi sistemini Kadima’yı kurarak bozmuştu. Kadima, İsrail-Filistin sorununda tek taraflılığı savunan, iki toplumun kesin olarak (duvarla) ayrılmasını öngören, güvenliğe ağırlık veren, ekonomik olarak ise sağ politikaları savunan bir noktadaydı. Kadima kurulurken aynı neslin barış kampını temsil eden İşçi Partisi’nden önemli isimleri yanına çekmiş, Mofaz, Livni gibi güvenlik kökenli isimlerle merkeze yerleşmişti. Bunu yaparken İşçi Partisi’ni bitirmiş, İsrail siyasetinin merkezini de iyice sağa çekmişti.

Ancak bu durum İsrail seçmeninde çapraz sonuç veren bir yapıya dönüştü. Seçmenlerin bir kısmı kendilerini “sağa oy verip sol politikaları destekler, sol siyasileri seçip sağ hükümetleri kurar” buldu. Çünkü devlet alışkanlığından gelen Livni, Mofaz, Barak gibi eski askerler ve istihbaratçılar siyasi kimliklerini geriye atarak devletin üst düzey memurları gibi davrandılar. Kurulan hükümetleri siyasi tabana değil devletin bekasına dayandırdılar.

Likud Partisi’nin kurucularından Emmanuel Gertel, Netanyahu’nun oy kaybını Euronews’a bu şekilde açıklayanlardan biriydi: “Netanyahu, dış güçlerin baskısıyla İşçi Partisi’nin politikalarını uygulamaya çalıştı. Likud iki devletli çözüme inanmıyor. Ama Netanyahu o yönde konuşmalar yaptı. Kendisine oy verenlere sırtını döndü. Güçlü bir sağ lider gibi davranmadı. Sonuçta seçmeni onu cezalandırdı. Likud’un oyları ya daha sağdaki partilere ya da İşçi Partisi’ne gitti.”

Değişim potansiyelinin ardındaki gecenin sürpriz ismi Tel Aviv’deki seçim bürosuna şarkılar, patlatılan şampanyalar ve sloganlar eşliğinde giren Yair Lapid’di. “Bir Gelecek Var(Yesh Atid)” adlı partinin başkanı, eski bir televizyon sunucusu olan Yair Lapid, sadece partisinin ve kendisinin değil, ülkesinin kaderini de yeni bir yön verme şansı yakaladı. 12 sandalye kazanması beklenen Lapid 18-19 gibi bir çoğunluk olacak. Bu siyasi kariyerine 8 Ocak 2012’de başlayan bir yeni politikacı için parlak bir zafer. Daha önce İsrail’in ünlü Channel 2 kanalında, Yediot Ahronoth gazetesinde çalışan Lapid İsrail’in yükünü çeken orta sınıfı yanına çekerek bunu başardı.

Lapid’in ilk değiştirdiği şeylerden biri İsrail siyasetinde belirleyici olarak dış politika ve İsrail-Arap sorunlarının yerine iç meseleleri koyabilmiş olması. 1992, 1996 seçimleri adeta barış süreci için referandum niteliğindeydi. 1999’da Ehud Barak barış vaadiyle işbaşına gelmiş, 2001’de Şaron barış sürecine karşı çıkarak işbaşına gelmişti. 2003 seçimi yine güvenlik meselelerine odaklanmış, 2006 seçimleri İsrail’in Gazze’den çekilmesinin, 2009 ise Gazze’ye yönelik operasyonun gölgesinde geçmişti. Bu seçim öncesinde de bir Gazze operasyonu oldu ama asıl belirleyici bu kez 2011 yılındaki sosyal hareketler ve protestolar oldu.

İsrail’de onbinlerce kişiyi sokaklara döken ekonomik sorunları, radikallerin askere gitmelerine engel olan yasayı görmezden gelen Netanyahu ve ortakları bir yerde bu tavrın bedelini ödediler.

İkinci önemli değişiklik, İsrail’deki sağın ihtiyaçlarına dayalı sisteme meydan okunması oldu. İsrail’de ülkenin ekonomik ve askeri gücü anlamında yükünü çeken orta sınıf artık bu duruma bir dur dedi. Radikallerin de askere alınacağı vaadini veren, işsizlik, yüksek konut, elektrik ve benzin fiyatlarını düzenleme gibi somut politikalarla seçmenin önüne çıkan Lapid büyük destek gördü. Kendi deyimiyle “sessiz çoğunluğu yeniden siyasetin merkezine” oturttu. “Herkes devlete hizmet edecek, çocuklarımız kendilerine ev alabilecek, benzine ve elektriğe daha az ödeyeceğiz” gibi basit sloganlar seçimdeki başarısına büyük katkı sağladı.

Tel Aviv’deki bir seçim merkezinde konuştuğum İsrailli de aynı konuya dikkat çekiyordu. Eşi ve küçük kızıyla oy vermeye gelen Chaim “güvenlik politikaları diyorlar ama bu yıl bazılarımız sığınaklara kaçmak zorunda kaldı. Ben istediğim, özlediğim gibi bir hayat kurmak istiyorum. Ama ekonomik koşullar buna izin vermiyor. İstediğim gibi bir yerde oturamıyorum. Çocuğumu nerede okutacağımı bilemiyorum” derken Lapid’i işaret ediyordu.

Bu yönüyle 22 Ocak seçimleri aynı sertlikte olmasa da Türkiye’deki 3 Kasım 2002 seçimlerini hatırlatıyor. Eski liderleri bir anda siyasetten silen Türk seçmen kadar radikal olmasa da İsrail seçmeni son seçimin birinci partisi olan Kadima’yı, eski Dışişleri Bakanı Livni’yi iyice marjinal hale getirdi. Bu durumu önceden sezen Barak zaten siyasetten kendisi çekildi.
Bütün bu toz duman arasında Filistin Sorunu nereye oturuyor?

Görünüşe göre İsrail toplumunun karnı Arap-İsrail anlaşmazlıklarına, İran tehdidine ve barış sözlerine doymuş durumda. İnsanlar tamamen kontrol edemedikleri, çok sayıda ve çok çeşitli faktörlerin rol oynadığı bu sorunlar yerine kendi günlük meselelerine çözüm aramayı seçti. Lapid, Filistinlilerle görüşme yapılması gerektiğini belki bir uluslararası zorunluluk olarak dile getirse de önceliğinin bu olmadığını net bir şekilde ortaya koydu. Lapid İsrail’in “geri dönüş hakkını tanımadığını, Kudüs’ün İsrail’in bölünmez başkenti olduğunu” Batı Şeria’daki Ariel yerleşim yerinde söylemişti. Ancak Filistinlilerle başka bir anlaşma zemini aranacağını belirtmişti. Lapid hükümete katılırsa önemli bir denge unsuru olacak.

Radikal sağ ise konumunu korumuş görünüyor. Dinci Şas Partisi Naftali Bennet’ten gelen baskıya rağmen pozisyonunu korudu. İşçi Partisi tıpkı Lapid gibi sosyal sorunlara, ekonomik meselelere eğilerek, 2011’de hükümet karşıtı oluşan muhalefeti iyi kullanarak konumunu güçlendirdi. Yükselen bu iki parti de tıpkı Arap dünyasında ve İran’da olduğu gibi Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerini aktif kullanarak farklı bir kampanya yürüttü. Sol partilerden Meretz de parlamentodaki sandalye sayısını ikiye katlayacak gibi görünüyor.

İsrail artık yeni bir dönemin eşiğinde. Ülkenin iç sorunlara dönerek bunlara odaklanması, doğuracağı olumlu sonuçlarla belki eski siyasileri ve siyaset anlayışını tarihe gömecek. Bu da bölgesel sorunlara daha sağlıklı yaklaşılmasını sağlayacak. Kimsenin başta pek ilgilenmediği bu seçimin bölge için getirdiği en önemli şey belki de bu umut olacak.

Bora Bayraktar, Tel Aviv