Son Dakika

CIA'in 2030 öngörüleri

Okunan haber:

CIA'in 2030 öngörüleri

Metin boyutu Aa Aa

2030’da dünya nasıl bir çehreye sahip olacak? Amerikan Merkezi Haber Alma Ajansı CIA çalışanlarının dünyanın dört bir yanından
topladığı veriler geleceğin ve jeopolitik dengelerin nasıl şekilenebileceğine ışık tutuyor. Amerikan istihbarat teşkilatının her dört yılda bir yayınladığı Global Trends adlı bu raporunda gelecekle ilgili olasılıkları bir araya getiriliyor.

Rapor dünya nüfusunun her 10 yılda bir, bir milyar arttığı dönemin sona erdiğini belirtiyor. Yani 2010’da 6.8 milyar olan dünya nüfusu 2030’da ancak 8.5 milyara yükselecek. Demografik gidişat göçlerin artacağını, dünya nüfusunun ise yaşlanacağını işaret ediyor.

Rapora göre Çin ve Hindistan 2030’da en fazla nüfusa sahip ülkeler olacak. CIA, ABD’yi üçüncü sıraya Rusya’yı ise onuncu sıraya koyuyor. Ayrıca 2030, megapollerin dünyası olacak. 2 ya da 3 ülkeyi kapsayan sayıları 30 civarında olacak mega bölgeler oluşacak. Şehirler bugünkünden üç kat daha geniş bir alana yayılacak.

2012’de yarısı şehirlerde yaşayan dünya nüfusu 2030’da yüzde 60’a yükselerek 5 milyar kişi olacak. CIA’in raporu ülkeler arası anlaşmazlıkların ve iç savaşların azalacağını işaret ediyor. Bununla birlikte su gibi doğal kaynaklara çok az sahip genç nüfuslu ülkelerde çatışma riskinin kuvvetleneceğine dikkat çekiyor. Orta Doğu, Aşağı Sahra Bölgesi ve güney doğu Asya bu bölgelerin başında geliyor.

2030’da Çin dönemi kendisini kabul ettirmiş olacak. CIA Çin’i başarılı Asya’nın lokomotifi olarak görüyor. Teknolojik yatırım, askeri harcamalar, milli hasıla ve nüfus konularında Çin, Amerika ile Avrupa’nın toplamından bile daha yukarıda olacak.

Bununla birlikte rapor Amerika Birleşik Devletleri’nin de çok önemli bir rolde olacağını öngörüyor. Zira doğal gaz ve kaya gazı sayesinde ülke enerji bağımsızlığına sahip olacak. Ülkenin 2020’de Suudi Arabistan’ı geride bırakarak bir numaralı gaz üreticisi olması ve böylece Orta Doğu’daki dengelerin bozulması bile söz konusu.

Amerika Birleşik Devletleri’nde John Kerry’nin Dışişleri Bakanlığı görevine başladığı şu günlerde, Amerika 2030’da dünyada hangi rolü oynayacağını tartışıyor. Bu konuda Amerikan Ulusal İstihbarat Konseyi’nin (NIC) yayınladığı son rapor ise hararetli
tartışmalara yol açtı. Amerikan Merkezi Haber Alma Ajansı (CIA)‘e bağlı bu konsey, her dört yılda bir gelecekle ilgili bir tablo çiziyor. Bu konuda konuşmak üzere gazeteci Stephane Marchand ile birlikteyiz. Marchand bir dönem Figaro gazetesinin yardımcı yöneticiliği görevinde de bulundu. Bu rapor hakkındaki düşüncelerinizi kısaca alabilir miyiz?

Stephane Marchand:
NIC’ın bu raporu çok önemli bir soru soruyor: 2030’da Amerika ne halde olacak? Yanıt aslında biraz belirsiz. Amerikalıların emin oldukları şey, 1945’ten beri ellerinde tuttukları tüm dünyaya hakim süper güç rolünü 2030’da kaybedecekleri. Bununla birlikte bu egemenliğin nasıl bir şekilde el değiştireceğini bilmiyorlar. Bu yüzden de bazıları olumlu bazıları ise kötümser senaryolar yaratıyor.”

euronews:
“Basite indirgeyecek olursak, olası senaryolar ya geriye dönüş, ya işbirliği ya da parçalanmadan ibaret. Yazarlar bu son seçeneğin gerçekleşme şansının daha fazla olduğu kanısında. Yani dünya düzeninin bozulması ve ülkeler arasında anlaşmazlıkların artması riski. Bu gerçekçi mi yoksa hayal mi?”

Stephane Marchand:
“Kesin olan, Amerika’nın ve diğer ülkelerin tüm dikkatini Asya’ya yoğunlaştıracağı. Asya bir büyük ekonomik güç olarak gelişimini tamamlamak üzere. Acaba bu gelişim barışçıl yollardan yapılacak mı? Ve burada Çin çok kritik bir rol oynayacak. Eğer Çin, zeminin sağlam olduğunu hissederse, kalkındığını görürse kendini güvende hisseder ve olumlu bir rol oynar. Ama eğer ekonomik kalkınmasında tehdit edildiğini düşünürse, yaşlanmasını kontrol altına alamazsa, tatmin edici bir sosyal sistem uygulamayı başaramazsa ve ülke içinde istikrarı sağlayamazsa, Asya tehlikeye girer. Tehlikedeki bir Asya da 2030’daki dünyanın kötüye gitmesine yol açar. Ama şuna dikkat etmeli. En güçlü ekonomi olmak örneğin askeri anlamda da en güçlü olacağınız anlamına gelmiyor. Çinliler Amerika’nın örneğin silah gücünden hala çok uzakta. Gelir konusunda da şu anda Romanya ile aynı seviyedeler. Yani gerçek Çin gücünün ortaya çıkabilmesi ve Amerikan gücüyle ölçüşebilmesi için çok fazla zamana ihtiyaç var.”

euronews:
“Bu rapor aynı zamanda Amerika’nın dünyaya nasıl baktığını da gösteriyor. Buna göre ABD sizin de dediğiniz gibi dünyadaki egemenliğini kaybedecek. Peki bu tür bir rapor Amerikalı yöneticileri uyaramaya mı yoksa ülke yönetiminde onları etkilemeye
mi yarıyor?”

Stephane Marchand:
“Okuyucuları için bu tür bir rapor, özellikle satır aralarında söyledikleri açısından çok önemlidir. Bu satır aralarında ABD’nin endişeli olduğu okunuyor. Ekonomik açıdan geçileceklerini biliyorlar ve ipleri biraz daha elllerinde nasıl tutabileceklerini sorguluyorlar.

euronews:
“Rapor Euro Bölgesi’nin dağılacağını ya da en zayıf üyelerinin çıkarılacağını da öngörüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?”

Stephane Marchand:
“Bu rapordaki çok ilginç olan şey, aslında çok az girilen iki konu: Afrika ve Avrupa. Görünüşe bakılırsa Avrupa Amerikalılar için artık önemli bir bölge değil. Ki Obama yönetimi de bunu açıkca gösteriyor. Onların teşhisine göre jeopolitik alanda Avrupa artık etkili bir aktör olmayacak. Üstelik mali konuda bütünlüğü tehdit altında. Ve gerçekten de Euro Bölgesi’nin dağılması konusuna rapor birçok defa değiniyor.”