Son Dakika

Türkiye Ortadoğu’da bölgesel aktör olmak için ne yapmalı?

Okunan haber:

Türkiye Ortadoğu’da bölgesel aktör olmak için ne yapmalı?

Metin boyutu Aa Aa

Türkiye’de yıllardır farklı çevrelerden aydınları bir araya getirerek verimli bir tartışma platformu sunan Abant Platformu 28. Toplantısını “Türkiye Üzerine Farklı Bakışlar” başlığı altında yürütüyor. Abant toplantılarında bu kez geçmiştekilerden farklı olarak sosyal paylaşım ağı Twitter da etkin bir şekilde kullanılıyor. Katılımcıların Abant hashtag’i ile yazdığı mesajlar anlık olarak toplantı salonundaki dev ekranda görülüyor, canlı bir tartışma sürdürülüyor.

Abant’ta Prof. Dr. Hans Köchler’in açtığı dış politika oturumunda konu, Türkiye’nin Ortadoğu politikalarına ve Suriye’ye odaklandı. Köchler Türkiye’nin bulunduğu bölgede en önemli sorunun jeopolitik güç boşluğu olduğuna dikkat çekti ve “Soğuk Savaş sonrası Türkiye’nin karşılaştığı en büyük meydan okuma Arap isyanlarıdır” değerlendirmesini yaptı.

Köchler değerlendirmesini, Türkiye’nin komşularla sıfır sorun politikasını bölgedeki statükonun devamına dayandırdığını belirterek: “Türkiye bu düzenin hiç değişmeyeceğini varsaydı. Türkiye pek çok ülke gibi bu duruma hazırlıksız yakalandı” derken Türkiye’nin önündeki en önemli sorun “açılımını olumsuz etkilemeden statükonun çöküşüne nasıl tepki vereceğini belirlemektir” dedi. Köchler buna karşı Türkiye’nin bölgesindeki çatışmalara taraf olmaktan kaçınmasını önerdi.

Taraf olma meselesi özellikle Suriye konusunda Türkiye’de tartışmaları tetikleyen, hükümete yönelik eleştirilerin odaklandığı bir nokta. Abant’taki dış politika oturumunda da durum farklı değildi.

Zirve Üniversitesi’nden Doç. Dr. Gökhan Bacık, Türkiye’nin en önemli stratejik kapasitesinin yıllarca “bölgedeki herkesle konuşabilmek” olduğunu hatırlatarak, Ankara’nın çatışmalarda taraf olmasının bu aktivizmi zayıflattığına dikkat çekti. Türkiye’nin bölgesindeki Irak, Suriye, Mısır gibi ülkeler çökerken ister istemez bu konuların içinde olduğunu vurgulayan Bacık burada da kapasite sorununun öne çıktığını belirtti: “Türkiye’nin bölgesel hegemon söylemi materyal kapasitesiyle örtüşmüyor. Uzun vadede bu limitli kapasiteyi daha ekonomik kullanmak gerekiyor.” Doç. Dr. Savaş Genç de Türkiye’nin askeri sanayinin ve kapasitesinin bölgesel aktör kapasitesini yönetmek adına yeterli olmadığını vurguladı.

Abant Platformu’nda Türkiye’nin Ortadoğu’da karşılaşacağı en önemli sorunlardan biri de İran olarak öne çıktı. Today’s Zaman gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Dr. Bülent Keneş, jeopolitik olarak İran’ın gelişiminin Türkiye’nin hareket alanını daralttığı görüşünü ortaya attı.

ABD’nin önce Afganistan’ı işgal ederek İran’ın en büyük düşmanlarından biri olan Taliban’ı yerle bir ettiğini ardından yine İran’ın bir numaralı düşmanı Saddam Hüseyin’i devirdiğini hatırlatan Keneş, “bunlar İran’ın oyun alanını genişleten sonuçlar doğurdu. İran’ın bölgede nüfuzunu genişletmesi gerçeğiyle karşı karşıyayız. ABD’nin yanlış hesapları, İran’ın yayılmacılığına karşı Sünni Arap dünyasında kendilerini İran ve Şiilik karşıtı olarak konumlandıran Selefilik ve Vahabizm güç kazandı. Suriye’yi bunun dışında değerlendiremeyiz. İsrail’de de ayrı bir aşırıcılık mevcut. Türkiye bu üç aşırıcılığın etkisi altında” şeklinde konuştu. Keneş, “Türkiye Şii hilali kuşatması ile karşı karşıya. İran ile sorununu çözmezse Avrasya’ya erişim sorunu yaşıyor. Türkiye için Suriye’deki rejimin dostane hale gelmesi jeopolitik bir zorunluluk. Arap dünyasına bahar ayı itibarıyla ulaşamaz hale geldik. Bu sürdürülebilir bir jeopolitik bir durum değil” yorumunu yaptı.

Bora Bayraktar, Abant