Son Dakika

Son Dakika

Lübnan'a sığınan Suriyeli mülteciler sefalet içinde

Okunan haber:

Lübnan'a sığınan Suriyeli mülteciler sefalet içinde

Metin boyutu Aa Aa

Yaklaşık iki yıldır devam eden şiddetli çatışmalar sebebiyle komşu ülkelere kaçan Suriyelilerin sayısı giderek artıyor. Mülteci olarak gittikleri ülkelerde de büyük zorluklarla karşı karşıya olan Suriye halkının dramı bu kez Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü’nün son raporuyla ortaya kondu.

2012 yılı sonunda yapılan araştırmaların yayınlandığı rapora göre, özellikle Lübnan’a sığınan mülteciler ihtiyaçlarının karşılanamaması sebebiyle sefalet içinde yaşıyor.

İç savaş sebebiyle Türkiye, Irak ve Ürdün’e de sığınan Suriyelileri karşılamak için uluslararası yardımların sunulduğu bir mülteci kampı açmayan tek ülke Lübnan.

Oysa ülkedeki mülteci sayısı 250 bini aşmış durumda.

Suriye’den kaçarak ailesi ile birlikte Bekaa vadisinin doğusuna yerleşen 15 çocuk annesi Samia Gamal geldiklerinden beri hiç bir yardım almadıklarını söylüyor:

“Bu çadır için ayda 100 Dolar ödüyoruz. Geldiğimizde buradaydı, gidip sahiplerini bulduk ve kiraladık.”

Samia’nın iki kızı bulabilirlerse günlük işlerde çalışıyor. Ancak kazandıkları para bu büyük ailenin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor.

Samia Gamal:
“Yeterince yiyecek almaya paramız yetmiyor. Biraz sebze ve ekmek alıyoruz. Tavuk ya da et gibi pahalı şeyleri zaten almıyoruz. O gün elimizde olanlara göre bir ya da iki öğün yiyoruz. Pek belli olmuyor. Genelde pilav ve çorba ile idare ediyoruz. Bir kamyonet odunun fiyatı 150 dolar, oysa bize en az iki kamyonet gerekiyor.”

Lübnan’da düzenli yardım sunan bir mülteci kampı olmadığı için, Suriyeliler yüksek meblağlar ödeyerek boş buldukları arazileri ve otoparkları kiralamak zorunda kalıyor.

Tıbbi anlamda ise durum çok daha kritik. Sınır Tanımayan Doktorlar’ın görüştüğü mültecilerin yarısından fazlası kronik rahatsızlıklarının tedavisini ödeyemeyecek durumda. Hamilelik takibi ya da doğum gibi temel sağlık hizmetlerinin ücretleri de ateş pahası.

Üstelik, resmi mülteci olarak kayıtlı olmayan kişiler bu masrafların tamamını kendileri karşılamak zorunda. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne mülteci olarak kayıt yaptırmak ise yaklaşık 3 ay sürüyor. Bu süreç içinde aileler hiçbir ulsulararası yardım almadan kendi başlarının çaresine bakmaları gerekiyor.

Suriye’deki şiddetten kaçan halkın sığındığı ülkelerin başında Lübnan geliyor. Bekaa vadisindeki kamplarda yaşam savaşı veren mültecilerin sayısının 250 bini geçtiği tahmin ediliyor. Sınır Tanımayan Doktorlar, mültecilerin yaşam koşulları hakkında çarpıcı bir rapor yayınladı. Bu raporu, örgütün başındaki Bruno Jochum ile görüştük.

euronews:
“Sınır Tanımayan Doktorlar’ın geçtiğimiz günlerde Lübnan’daki Suriyeli mültecilerin yaşam koşulları hakkında yayınladığı rapora göre bu mültecilerin çoğunluğunun temel ihtiyaçları karşılanamıyor. Bu insani şartların bu denli kötüleşmesi sizce nasıl açıklanabilir?”

Bruno Jochum:
“Bekaa vadisi ve Trablus’taki tıbbi ekiplerimizi gidip yerlerinde ziyaret ettim. Durum şu ki, her gün kadınlı çocuklu yüzlerce aile sınırı geçerek Lübnan’a sığınıyor. Gelişlerinde kendilerini karşılayarak yardım edecek kimse olmadığı için başlarının çaresine bakmak zorunda kalıyorlar. Ellerindekilerle yetinmeleri gerekiyor ama savaştan kaçarak geldikleri için imkanları çok kısıtlı.”

euronews:
“Raporunuza göre, Suriyeli mültecilerin birçoğu Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne kayıtlı değil. Bunun sebebi nedir?”

Bruno Jochum:
“Bu gerçekten de karışıklığa yol açan bir durum. Bir yandan mültecilerin kimlikleri Lübanlı yetkililer tarafından hızla belirleniyor. Fakat diğer yandan kişileri mülteci statüsüne kaydetme süreci çok zaman alıyor. Bu süre bazen 2-3 ayı buluyor. Bu durum hakları olan yardımlardan gecikmeli olarak faydalanmalarına yol açıyor. Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi ağır kış şartlarında çocuklu bir ailenin uzun süre beklemesi mümkün değil. Yardım onlara geldikleri anda ya da birkaç gün içinde ulaştırılmak zorunda.”

euronews:
“Suriyeli mülteciler yaptıkları sağlık masraflarının bir kısmını karşılamak, aynı zamanda da bir yer kiralamak zorunda. Oysa Lübnan, Türkiye ve Ürdün’de bu tür konaklama kamplarına her zaman rastlanmıyor. Eğer Beyrut bu politikasına devam ederse sizce durumu nasıl iyileştirebilir?”

Bruno Jochum:
“Önceliğimiz en azından insanların beraber kalabileceği lojmanların bulunması. Ya da eğer çok büyük bir göçle karşı karşıya
kalınırsa kampların oluşturulması. Lübnan’daki mültecilerin neredeyse yarısı kalacakları yerin parasını kendi cebinden ödüyor. Diğer yarısı ise genellikle penceresiz, ısıtması olmayan inşaatlarda, çiftliklerde ve garajlarda, yani başlarını sokabildikleri herhangi bir yerde 10-15 kişi beraber kalıyor.”

euronews:
“Bruno Jochum, bu bölgelerde birçok defa çalıştınız. Somali, Sudan ve Afganistan’da görev aldınız. Suriye’deki insanlık krizini nasıl analiz ediyorsunuz?”

Bruno Jochum:
“Bence onları vuran ilk şey savaşanlar arasındaki şiddet. Özellikle de sağlık personelinin ve hastaların birçok defa saldırılara hedef olması. Diğer yandan son zamana kadar şu anda yardım götürdüğümüz insanlar rahat bir hayat sürüyordu. Bu yüzden de şu anda dünyaları yerle bir oldu. Yani evlerinden kaçmak zorunda kalan bu insanların sizden ya da benden bir farkı yok. Onların hızlı bir şekilde oluşturulacak ve beklentilerini karşılayacak
uluslararası bir yardıma ihityaçları var.