Son Dakika

Okunan haber:

İtalya'nın görmezden gelinen mevsimlik işçileri


İtalya

İtalya'nın görmezden gelinen mevsimlik işçileri

20 yıldır İtalya’nın Calabre bölgesinde her kış aynı senaryo yaşanıyor. Göçmen işçiler narenciye hasadı için bu bölgeye akın ediyor. Çektikleri azap hep aynı. Üç yıl önceki dev insan göçünün ardından tekrar Rosarno’dayız ve burada da hiçbir şey değişmemiş. Ekimden marta kadar terk edilmiş evlerde ve derme çatma barakalarda yaklaşık 4 bin kişi yaşam savaşı veriyor.
İş bulabilen şanslıları zorlu ve uzun iş saatleri bekliyor:

“Maceraya atılıyorum. İş bulmam kesin değil. Birine rastlamam çok iyi olur. Yoksa…

euronews:
“Nereye gidiyorsun, Rosarno’ya mı?”

“Evet, Rosarno’ya.”

euronews:
“Birini bulursan seni işe alır mı?

“Bir günlüğüne işe alır.”

euronews:
“Ne kadar ödüyor?”

“25 Euro.”

Uluslararası Af Örgütü İtalya’da yabancı işçilerin sömürüldüğünü ileri sürüyor. Örgüte göre işçiler en düşük maaşın sadece yüzde kırkını kazanabiliyor. Üstelik çalışma şartları da içler acısı. Bir iş bulmak kadar kenara para koymak da onların için neredeyse imkansız:

“İki gün çalıştıktan sonra üç gün duruyorsunuz. Bu şekilde kazandığınız tüm parayı da harcamış oluyorsunuz.”

Calabre bölgesindeki narenciye hasatı geçmişte bölge halkı için bir zenginlik kaynağı idi. 80’li yıllarda narenciye büyük bir gelir kapısı oldu.

7 bin hektarlık narenciye bahçelerinden alınan ürün önceleri Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri’ne satılıyordu. Bugünse tek alıcı süpermarketler. Çiftçilerin belirlenen düşük fiyatları kabul etmekten başka çaresi yok. Örneğin süpermarketler portakalın kilosunu 25 cents’ten alırken, Coca Cola bir litre portakal suyuna sadece 8 cents ödüyor.

Bu yüzden de göçmen işçi çalıştırmayan çiftçilerin ürünü dalında çürümeye bırakmaktan başka çaresi kalmıyor. Sosyolojistler bu duruma oldukça sık rastlandığını belirtiyor:

“Çiftçiler fazla para ödemek istemeyen sanayinin belirlediği fiyatları kabul etmek zorunda. Bu da yabancı işçilerin çalıştırılmasının temel nedeni. Yarım asırdan fazla zamandır bu işçiler çalıştırılıyor. Önceleri çalışanlar bölgedendi. Şimdi ise hepsi yabancı.”

Ücretlerin düşüklüğü bölge ekonomisinin nefes almasını sağlayan tek faktör. Fakat bu işçileri insani bir şekilde ağırlamak için hiçbir şey düşünülmemiş. Kuralları belirleyen bir yasa olmadığı gibi, ortak kanı bu işçilerin sanki görünmez olduğu. Bu yüzden
de hepsi yaşam savaşı veriyor. Geçtiğimiz şubatta hükümetin açtığı çadır kampında doluluk oranı kısa sürede kapasitesinin iki katına çıktı. Derme çatma barakalarda yaşayanların sayısı 700’ü aşıyordu.

Bir fırtınanın ardından belediye başkanı sonunda bir şeyler yapma kararı aldı:

“Vakit kaybetmeden yardım istedim. Valiye ve Calabre bölgesi başkanına mektup yazdım. Diğer kurumlara da başvurdum. Kimse cevap vermedi. Benim de kampı kapatmaktan başka çarem kalmadı.”.

Bölgedeki durumun aciliyetine ve vehametine rağmen, yeterli kaynak ve mali yardımın elde edilip, yeni bir çadır kampının kurulması için en az iki ay gerekiyor:

“Durumun bu kış da sürmesine izin vermezdik. Çadırlar buradaki hava şartlarına uygun değil. Fazladan çaba sarfedip doğal bir afet anında kurulan çadırları kullanmaya karar verdik.”

Fakat çalışmalar genelde lafta kalıyor. Zira bu görüşmeden iki hafta sonra bile yeni çadır kampına hala kimse yerleştirilmedi. Oysa işçiler kampa getirilmeye başlanmış fakat son anda yetkililer mali sorunlardan dolayı kararlarını değiştirmişti. En sonunda sorun kendi kendiliğine çözüldü. Zira hasat mevsimi birklaç hafta sonra son bulacak. Göçmen işçiler yeni bir Rosarno bulmak için yeniden yollara düşecek.

Sivil Toplum kuruluşları, yetkilileri gerçeği görmezden gelmekle ve sadece acil bir durumda devreye girmekle suçluyor:

“Uzun vadede hiçbir şey yapmıyorlar. Yapılan tek şey bir destek köyünün kurulması oldu. Çok büyük ve pahalıya mal olan, şehirden uzakta hızla gettolaşacak bir merkez. Bu çok pahalıya mal oldu. Aynı miktardaki para ile bölgedeki evleri restore edebilirdik”.

Hazirana kadar çadır kampı kapatılmış olacak. Rosarno’nun Afrikalı işçileri başlarının çaresine bakmak zorunda kalacak. Seyyar sağlık hizmeti veren bir otobüs dışında başka bir yardım ya da hizmetten faydalanamayacaklar.

Bu sivil toplum kuruluşu aynı zamanda Afganistan ve Irak’ta da çalışıyor. Uykusuzluk, artrit ve sırt sorunları yüzünden kendilerine her gün 40 kişi başvuruyor. Yetkilier Rosarno’da görünmeyen bir kalabalık bulunduğunu söylüyor. Hepsi Avrupa’da çalışıyor ama Avrupa onları görmezden geliyor:

“Bir işçi ordusuna benzeyen göçmenler hasat mevsimlerine göre yer değiştiriyor. Buraya gelmeden önce ülkenin güneyinde çalıştık. Domates toplandı. Şimdi ise Calabre’ye geliyorlar.”