Son Dakika

Okunan haber:

Monti: Bir teknokrat politikacı olunca...


İtalya

Monti: Bir teknokrat politikacı olunca...

“Politikaya girmemin sebebi çocuklarımıza bir gelecek sağlayabilmek, 20 yıldır tutulmayan sözleri yerine getirmek ve İtalya’yı tehlikeye atan eski siyasetin kötü yönetimini sona erdirmek… Onların cesaret edip de alamayacakları kararları almam için beni çağırdılar.”

2011’in kasımında Avrupa Birliği’nin en büyük üçüncü ekonomisi iflasın eşiğine geldi. 3 buçuk yıllık Berlusconi yönetimi küresel krizin de etkisi ile İtalya’nın mali dengelerini alt üst etti. İtalya çareyi teknokrat bir hükümet kurulmasında ve ekonomi profesörü Mario Monti’yi başbakanlığa getirmekte aradı. Hemen kolları sıvayan ekonomist dev kamu borcunu düşürmek için sert kemer sıkma tedbirlerini uygulamaya soktu. İtalya’da fedakarlıklar dönemi başlıyordu.

4 Aralık’ta Monti, bütçede 2014’e kadar 20 milyar Euro kesintiye gideceğini açıkladı:

“Bu tedbirleri alırken aynı zamanda da İtalya’nın kalkınması için gerekli şartları bir araya getirmeye çalıştık.”

Bütçe kesintileri vergi artırımları ile birlikte yapıldı. Vergiler özellikle emlak piyasasında ve emeklilerde deprem etkisi yarattı. Maliye bakanı, alınan kararları açıklarken gözyaşlarına hakim olamadı. Monti, bakanının düşüncelerini şöyle dile getirdi:
“Sizin de anladığınız gibi ‘fedakarlık’ demeye çalışıyordu.”

Alınan kararlar gerçekten de fedakarlık gerektiriyordu: Erkeklerde 65 olan emeklilik yaşı bir yıl artırılmış, kadınlarda ise 60’tan 62’ye yükseltilmişti. 2018’den itibaren ise 66’ya getirilecekti. Ayrıca emeklilik ikramiyesi alabilmek için çalışma süresi erkekler için 40’tan 42’ye kadınlarda ise 41’e yükseltildi.

İtalyan halkı hapları yutmakta zorlandı. Üstelik işsizlik rekor kırarak yüzde 11.2’ye bu dönemde yükseldi. Kalkınma rakamları yerinde saydı. Tasarruf tedbirleri ülkenin dibe vurmasına yol açıyordu. 2012’de milli hasıla yüzde 2.2 oranında daraldı.

Mario Monti’ye olan inanç hızla azalıyordu. Kendisine olan halk desteği yüzde 70’ten yüzde 30’a geriledi. Seçimlerde aday olması durumunda halkın sadece yüzde onu Monti’ye yeniden oy verebileceğini belirtti.

Siyaset alanında da profesör başarılı bir çizgi yakalayamadı. İtalyan girişimcilerin ve Avrupalı ortakların artan baskısı altında adeta ezildi. Tarafsız bir hükümet olduğu için siyasi arenada merkezde yer aldı. Fakat politikaya geri dönen Berlusconi’nin onu Angela Merkel’in “kuklası” olmakla suçlanmasını da engelleyemedi.

‘Kavalye’ lakaplı eski başbakan bununla da kalmayıp Monti’nin halkta adeta nefret uyandıran yeni emlak vergisini de iptal etme sözü verdi. Yarattığı tüm hayal kırıklıklarına rağmen Berlusconi yavaş yavaş halkın gönlünü kazanmaya başlıyordu. Buna karşılık Monti ise halk ile arasında oluşan duvarı aşmakta fazlasıyla zorlanıyordu:
“Benim selefim halefim olacağını sanıyor. Bu yüzden de İtalyanların oylarını elde etmek için, İtalyanların parasını kullanarak seçim vaatlerine devam ediyor.”

Ama bundan daha şaşırtıcı olan ise merkez soldaki Demokrat Parti lideri Luigi Bersani ile polemiğe girmesi oldu. Oysa Bersani tasarruf tedbirleri konusunda Monti hükümetini desteklemişti:

“Bersani imrenecek bir durumda değil. Farklı bakış açılarına sahip partiler yüzünden zıtlıklarla dolu bir koalisyon programına sahip. Bir koalisyon çatısı altında bu partileri toplayarak seçimleri kazanmayı tercih eden eski bir politikaya bağlı bir koalisyonun başında bulunuyor. Bu da hükümetin tıkanmasına yol açacak.”

Seçim kampanyasındaki tanıtım filmlerinde Monti yolsuzluk ve gereksiz harcamalara karşı radikal reformlar, daha az parlamenter, daha az vergi, daha az masraf sözü verdi. “Eski partiler İtalya’yı bizim gibi reformdan geçiremez. Geçmiş için değil, gelecek için oy kullanın” dedi.

Ülkenin ekonomik kalbi olan Milano’nun desteğinin yanında seçimlerde Monti’yi destekleyecek diğer bir kanat da Katolik Hristiyan kilisesi olacak.