Son Dakika

Okunan haber:

Kürt-Arap anlaşmazlığı Irak’ı bölecek mi?


Türkiye

Kürt-Arap anlaşmazlığı Irak’ı bölecek mi?

Suriye’deki kriz, Arap dünyasında yaşanan ayaklanmalar, Mısır’daki, Tunus’taki değişim Ortadoğu’nun aslında en büyük sorunu gölgeliyor: Irak’taki iç çatışma ve bölünme tehlikesi. 2003’teki Amerikan müdahalesinden sonra bir krizden diğerine sürüklenen, milyonlarca insanın mülteci durumuna düştüğü, yüzbinlerin öldüğü kanlı savaş, mezhep çatışması ve etnik gerginlik geri plana atılmış gibi. Ancak son bir yılda dönem dönem ortaya çıkan gerginlikler, son günlerde yeniden başlayan intihar saldırıları, Kerkük ve Bağdat’ta yoğunlaşan tırmanma Irak konusunu gündemde tutuyor.

Amerikan yönetiminin Ortadoğu politikalarını oluşturmakta en etkili olan isimlerden biri olan Ryan Crocker bu tehlikenin farkında. Ancak doğru adımlarla krizin aşılabileceğini düşünüyor. ABD’nin Lübnan, Suriye, Irak, Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerde büyükelçiliğini yapmış olan Crocker ile Irak’ı, Suriye’yi ve Türkiye’nin Kürtlerle ilişkilerini konuştuk. Crocker Kürtlerin geleceğinin şu anki pozisyonlarını güçlendirmekte yattığını belirtirken bağımsızlık girişimlerinin tehlikeli olacağını savundu.

Bora Bayraktar / Euronews: Sayın Büyükelçi, Amerikan yönetimi Irak’a 1991 ve 2003’te iki kez müdahale etti. Irak niçin bu kadar önemli. Irak ABD için ne ifade ediyor? Sadece petrolü elde tutmak mı yoksa İran’ı çevrelemekle mi ilgili bu yapılanlar?

Ryan Crocker: Irak Amerika için çok şey demek. 1958 devriminden 2003 müdahalesine kadar Irak, genel olarak Batı ve özellikle ABD’ye karşı muhalefetin ve düşmanlığın bölgedeki merkezi oldu. Şu anda Batı’nın yeni demokratik Irak’la çok farklı bir ilişki kurması mümkün. Bunun için Irak’ın bu yöne ilerlemesi için elimizden geleni yapmalıyız. Saddam Hüseyin döneminde başlayan mevcut sorunları çözmek için siyasi olarak angaje olmamız gerekiyor. Irak’la ticari çıkarlarımız var. Irak’ın kalkınması için çalışan, sadece Kürt bölgesinde değil diğer bölgelerde de faaliyetlerde bulunan Türkiye’yi bu açıdan selamlıyorum. Irak’ta daha çok Türk-Amerikan ortaklığı görmek istiyorum. Bu iş faaliyetleri sadece para kazanmak odaklı değil çünkü. Aynı zamanda Irak ekonomisini Batı ve Türkiye ile bütünleştirmeye yönelik adımlar. Bu Irak’ın eskisi gibi dış dünyadan izole olmaması için önemli.

Euronews: Peki ya İran?

Ryan Crocker: Batı’da Irak’taki İran etkisiyle ilgili olarak abartılmış bir kaygı var bana göre. Bunu Türklerden daha iyi kimse bilmez. Arada büyük farklar. Biliyorsunuz bugünkü İran-Irak sınırı geçmişte İranlı Safevilerle Osmanlılar arasındaki sınırdı. Bu iki ülke arasındaki tarih, gelenekler, kültür, dil… Hepsi çok farklı. Farisilerle Araplar arasındaki farklılık büyük. Pek çok Iraklı Şii olmasına rağmen 1980-1988 yılları arasındaki savaşta İran’ı düşman olarak gördü, savaştı ve öldü.
İran’ın Irak’ta bazı çıkarları var ve bunlar meşru. Bunu böyle kabul ediyoruz. Ama eğer İran bunu çok zorlarsa geçmişte olduğu gibi Irak tarafından sert bir şekilde geri püskürtülecektir. Irak kendi başının çaresine bakabilir. İranlılar bunu anlayacak ve daha üretken bir ilişki kurabilecek kadar akıllılar.

Euronews: Siz 2002 savaşında önce Bush yönetimini savaş sonrası olabilecekler konusunda uyaran bir rapor yazmıştınız. Burada etnik ve mezhepsel çatışmaların olabileceğini, aşırıların güçlenebileceğini söylemiştiniz. Bunların hemen hemen hepsi doğru çıktı. Bugün sizden böyle bir analiz yapmanız istense Irak’la ilgili nasıl bir analiz yapardınız? Mesela Araplarla Kürtler arasındaki gerginliğin savaşa dönüşme ihtimali var mı sizce?

Ryan Crocker: Irak’ın geleceği henüz belli olmadı bence. Bu, ileride Iraklılar tarafından belirlenecek. Bence Irak’ın bölgede sorumlu bir rol alması için müthiş bir potansiyeli var. Ama bunun olması için doğru tercihleri yapmaları gerek. Iraklı Kürtler, kendileri için en iyisinin federal, bütüncül bir Irak içinde yer almaları olduğunu bilmeli. Çözüm ayrılık değil, bağımsızlık değil. Kürtler şimdi geçmişte hiç olmadığı kadar iyi durumdalar. Ekonomileri gelişiyor. Özgürler. Kürtler için iyi bir gelecek var.
Sünni ve Şii Iraklılar da aynı şeyi anlamalı ve Kürt vatandaşlarına diğer azınlık gruplara olduğu gibi iyi muamele etmeliler. Mezhepsel ayrılık da aynı şekilde. 2006-2007 yıllarında yaşanan şiddet ülkeyi yok olma noktasına getirmişti. Gerilimin o şiddet noktasına gelmesi kimsenin çıkarına değil. Bakın aslında Irak’ta mezhep ayrılığının geçmişi yok. Lübnan gibi değil. 2006’dan önceki son çatışma 19. yüzyıl başlarındaydı. Böyle bir çatışma tarihi yok. Iraklı Araplar birlikte yaşamanın yolunu biliyorlar.

Euronews: Türkiye’nin Kürt politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye geçmişte Iraklı Kürtlere karşı katı bir tutum içindeydi. Şimdi ise çok iyi ilişkileri var. Hatta bazılarına göre bu iyi ilişkiler Kürtlerin Irak’tan ayrılmalarını teşvik ediyor. Türkiye bir yandan da kendi Kürtleriyle barışma yolunda. Öcalan ile görüşmeler yürütüyor. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ryan Crocker: Açıkçası Kürt sorununda barışçı çözümü destekliyoruz. PKK ve Öcalan ile yürütülen görüşmeler önemli. Bu Türkiye için uzun bir süredir önemli bir sorun. Umuyoruz ki bu süreç başarılı olur. PKK’yı destekleyenler şiddeti reddeder Türk toplumunun yeterli bir kesimi bunu destekler.
Kürt bölgesiyle Türkiye’nin ilişkilerine gelince, iki taraf için çıkar sağlayan bir ticaret var. Bu ilişkilerden Kürtlerin aldığı mesaj önemli. Dediğim gibi onların geleceği Federal Irak devleti içinde kalmalarına bağlı. Eminim ki Türkiye de Kürt ayrılıkçılığını desteklemiyor. Çünkü bu kendisi için de çok tehlikeli olacaktır.

Euronews: Suriye konusuna dönelim. Sizden aynı şekilde bir Suriye analizini yapmanızı istesem ne söylerdiniz? İsrail’in, Lübnan’ın komşusu olması dolayısıyla çok merkezi bir noktada. Suriye ABD için ne ifade ediyor?

Ryan Crocker: Suriye çok stratejik bir konumda ve hep öyleydi zaten. Bu nedenle bugün yaşanan çatışmalar hepimiz için çok ciddi. Bazı nedenleri siz saydınız. İsrail’e yakınlık, Lübnan’ın içinde olma gibi. Çatışmanın devamı, Suriye’de radikal İslamcı güçlerin iktidara gelmesi önemli bir istikrarsızlığa yol açabilir Lübnan’da. Daha şimdiden Suriye’den Irak’a girip mezhepçi ayrılıkları körüklemek isteyen saldırılar düzenliyorlar. Bunun Ürdün üzerinde etkileri olabilir. Çünkü onların da kendi İslamcı hareketi var. Eğer sorun devam ederse veya şu anki rejim içindeki aşırılar iktidarda kalırsa ya da muhalifler arasındaki aşırılar iktidara gelirse istikrarsızlık tüm bölgeye yayılır. Bu noktada bizim üzerimize düşen görevler var. Olayların bu şekilde devam etmesine izin vermemeliyiz. 70 bin kişi öldü. Ortada çözüm görünmüyor.

Euronews: Bir çıkış yolu yok mu sizce?

Ryan Crocker: Bence ılımlı Muaz El Hatib liderliğindeki muhaliflerle Suriye’deki rejim içindeki ılımlılar arasında müzakereye dayalı çözüm bulmak zorundayız. Batı’da biz Esad rejimini monolitik bir yapı olarak görme eğilimindeyiz. Ama durum böyle değil. Rejim içinde görev yapan yüz binlerce sivil görevli var. Onlar Esad’a sevgi beslemiyorlar. Ama muhalefet etmeye de, rejime karşı çıkmaya da korkuyorlar. Çünkü muhalefet iktidara geldiğinde kendilerinin de cezalandırılacağını düşünüyorlar. Hristiyan ve Alevi azınlıklar da aynı gerekçeyle korkuyor. İş adamları da radikal muhaliflerin yaptıklarından endişeli. Aslında iki tarafta de birbiriyle konuşmaya hazır ılımlı unsurlar var. Biz bunları bulmalıyız. Bu süreçte iki tarafın da bir çözüme ulaşabilmesi için kendi içlerindeki aşırıları marjinalleştirmeleri gerekiyor. Biz bunun için destek vermeliyiz. Beşar giderek yalnızlaşıyor muhalefetteki aşırılar da yalnızlaşıyor.

Euronews: Siz Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı kişisel olarak da kanıyorsunuz. Batı’da şöyle bir algı var: “Esad aslında Batı’ya dönük, modern bir lider. Kendi rejiminin esiri olmuş durumda. O nedenle adım atamıyor.” Siz buna katılıyor musunuz? Esad Baas rejiminin bir rehinesi mi?

Ryan Crocker: Ben babası öldüğünde ve ilk işbaşına geldiği günlerde Şam’daki Amerikan büyükelçisiydim. Kendisiyle babasının ölümünden önçe de sonra da defalarca görüştüm. Ben de babasından daha katı, daha az esnek ve tam Baas’a sadık bir Suriyeli izlenim bıraktı. Londra’da da kapalı bir toplum içinde, genellikle Suriyelilerden oluşan bir grupla görüşüyordu. İngilizlerle çok kaynaştığı söylenemez. İngilizce konuşurken de kendini çok rahat hissetmiyor. Ben onun Batılı, ülkesini modernleştirmek isteyen ama rejimin elinde rehine pozisyonunda olduğuna hiç inanmadım. Bence Baasçılarla aynı şekilde düşünüyor. Farklı bir pozisyonu yok. Rejimi kendisi yönetiyor. Suriye halkının yaşadığı korkunç olaylardan dolayı da tam olarak sorumludur.

Euronews: Suriye’ye yönelik uluslararası bir asmeri müdahale olasılığı var mı sizce? Libya’daki gibi?

Ryan Crocker: Bölye bir şey olacağını sanmıyorum. Bence en iyi yol Türkiye’nin de diğer bölge ülkeleriyle birlikte önemli bir rol oynayabileceği bir girişim başlatmaktır. Türkiye her iki tarafta müzakereye oturabilecek ılımlı unsurların belirlenmesine, o güçlerin teşvik edilmesine dönük çalışmalar yapabilir. Bu olursa, sanıyorum o zaman ılımlılar, rejim içindeki ya da muhalefet içindeki aşırılarla sorunu kendileri çözebilir.

Bora Bayraktar, İstanbul