Son Dakika

Okunan haber:

Okullarda yaşanan şiddetin arkasında yatan nedenler


learning world

Okullarda yaşanan şiddetin arkasında yatan nedenler

Okullarda şiddet, günlük hayatımızda yer alan sıradan bir olaya dönüştü. Zorbalık, korkutma, sanal taciz, tehdit ve fiziksel saldırı… Saydıklarımızın hepsi eğitim sistemimizin eksi puanları.

İletişim teknolojileri, öğrencilerin günlük hayatlarının bir parçasıdır. Fakat bu cihazlar bazen suistimal edilebiliyor. Tehdit içerikli, aşağılama ve korkutma amaçlı mesajlar gönderme ya da gizli video çekimi yapmak gibi. Bu tacizlerin sonu intihara kadar gidebiliyor.

Kar tanelerinin oluşturduğu girdabın içerisinde aileler ve öğrenciler, bugün okula gelemeyecek olan Amanda Todd için toplandılar. Amanda intiharından önce video paylaşım sitelerine gönderdiği mesajında, okulda ve çevrimiçi uğradığı şiddetin, onu çaresizlik içerisine sürüklediğini belirtiyor. Ölümünden sonra 25 milyon defa izlenen Amanda’nın hikayesi, bir nebze de olsa sanal tacize karşı global bir dikkatin oluşmasını sağladı.

Yeni araştırmalar, sanal taciz fenomenini gün yüzüne çıkararak yol açtığı problemleri gözler önüne sermeye başlıyor. Sorunun karşı konulamaz bir dereceye ulaşması öğretmenleri, eğitim yöntemleri ve stratejileri hususunda yeniden düşünmeye davet ediyor.

Cindi Seddon, ortaokul öğretmeni:
“Okullarda şiddetin arttığının farkındayım. Aslında bu soruna karşı çok ciddi bir şekilde mücadele ediyoruz. Yıllardır sosyal sorumluluk bilinci ile bu sorunun üzerine gitmeye çalıştık. Fakat önemli bir sonuç alamadık. Demek ki iyi niyetli olmamıza rağmen akıllı bir yöntem izlememişiz. Problemin üstesinden gelebilmek için daha fazla çalışma saatine ihtiyacımız var.”

Burası, Amanda Todd’un okulunun bulunduğu bölge. Öğrenciler sosyal sorumluluk ve çevrimiçi güvenlik üzerine tartışıyor. Konu her şeyi kapsama alanına dahil eden internet olunca tek bir strateji yeterli görünmüyor. Uzmanların birçoğu sorunu aşacak kilit yöntemin, çocuklar ile yetişkinler arasındaki güven algısının sağlam bir şekilde inşa edilmesi olduğunu belirtiyor. Birçok okul, öğrencileri her türlü saldırıyı rapor etmeleri hususunda teşvik ediyor.

Alejandro Castro Santander, Porto Riko’da Okullar’da Şiddeti İzleme Örgütü’nün üyesi. Arkadaşımız Aurora Velez onunla bir söyleşi yaptı. Şiddeti okullardan nasıl uzaklaştırabiliriz?

Aurora Vélez, euronews:
“Sayın Santander, siz okulda gösterilen sosyal davranışlar konusunda uzmansınız. 30 yıllık tecrübelerinizi göz önüne aldığınızda, okullarda şiddetin günümüzde daha da arttığını söyleyebilir misiniz?”

Alejandro Castro Santander, Arjantin Katolik Üniversitesi profesörü:
“Aslında, biz şiddet oranlarını son yıllarda ölçmeye başladık. Benim söyleyebileceğim şiddet oranının artmasından ziyade bunun tarzının değiştiğidir. Önceden sadece şiddetten bahsediyorduk. Bugün ise sanal tacizden de bahsediyoruz.”

Aurora Vélez:
“‘İlköğretim ve ortaöğretim seviyelerinde farklı tarzlarda şiddete tanık oluruz’ demiştiniz. Bu noktayı biraz daha açar mısınız?”

Alejandro Castro:
“Tabii ki. İlköğretimin ilk yıllarında tanık olduğumuz şiddet daha çok fiziksel saldırı içeriyor. Bu seviyede daha çok arkadaşını tekmeleme, yumruklama ya da dalga geçme ve hakaret etme gibi saldırılara rastlıyoruz. Çocuklar yetişkin olduklarında ise durum değişiyor. Şiddet daha psikolojik bir hal alıyor. Doğrudan yollarla yapılan bir saldırıdan ziyade dolaylı yollardan yapılan bir saldırı tarzını tercih ediyorlar.”

Aurora Vélez:
“Bir de zorbalık var değil mi? Kanada üzerine yayınladığımız raporda gördüğümüz gibi baskı ve yıldırma yoluyla insanların acı çekmesine sebebiyet vermek olan zorbalık, maruz kalan kişiyi ölüme kadar götürebiliyor. Okullarda zorbalığa karşı nasıl mücadele edilebilir?”

Alejandro Castro:
“Genellikle, okullarda zorbalığı çeşitli şiddet tarzları arasında en tehlikelisi olarak değerlendiriyoruz. Eğer bir okulda zorbalığa rastlıyorsak okul içerisinde alınan önlemler acilen artırılmalıdır. Bugün, okullarda zorbalığa karşı alınabilecek üç önlem var. Yalnız üçünün de aynı anda uygulanması gerekiyor. Birincisi, bütün öğrencileri kapsayan genel bir önleyici eğitim olmalı. Burada bahsettiğimiz, sosyal ve duygusal bir eğitimdir. İkincisi daha özelde, risk altında olan öğrencilerle ilgilenmektir. Ve üçüncü olarak, doğrudan şiddet mağduru olan ve şiddeti uygulayan çocuklarla ilgilenmek gerekiyor. Bu son grubun sayısı ne kadar az da olsa, söz konusu şiddetin derecesi artıyor.”

Aurora Vélez:
“Bu grupları nasıl belirliyoruz? Bunların işaretleri nelerdir? Mesela risk altındaki grubu nasıl ayırabiliriz?”

Alejandro Castro:
“Bu grupta zorbalığa maruz kalanlar ve bunu uygulayan çocuklar yer alıyor. Bazı göstergeler var. Öncelikle eğitimcilerin çocukları farklı mekanlarda da izlemesi gerekiyor. Sadece sınıfta ne olduğuyla ilgilenmek yeterli olmuyor. Zaten bu gruptaki öğrenciler kendilerini dışlanmış hisseder; davranışlarında göreceli bir değişiklik olur; üzgün bir yapıya sahip olurlar. Kesinlikle, bu bilgiler ailelere bildirilmelidir.”

Yani, eğitim yöntemlerimizi ve tekniklerimizi yeniden düşünmek gerekiyor. Sosyal medya takipçilerimizin belirttiği gibi okullarda kulüpler kurmak ve çeşitli faaliyetler düzenlemek iyi bir yaklaşım olabilir. Fransa’da şiddete tanık olmuş öğretmenlerle bu soruna karşı olan yaklaşımları üzerine konuştuk.

Chantal Viroulaud eğitim mesleğine gönülden bağlı idi. Yaşadıkları yüzünden bu genç kadının eğitime olan inancı kırıldı. Başlangıçta bazı hakaretlere maruz kalıyordu. Daha sonra geçtiğimiz 11 Eylül’de bir öğrenci, bir şişe dolusu asitle sınıfa gelerek saldırıda bulundu. Chantal saldırıdan yara almadan kurtuldu. Fakat bu saldırı onda derin izler bıraktı.
Şiddet fenomeninin ne kadar uç noktaya gidebildiğini gösteren bir örnek.

Fransa’nın kuzeyinde Albert Samain de Roubaix Koleji’ndeyiz. Sorunun anahtarı belki burada. Okul geçmişten bu yana iyi bir üne sahip değil. Şiddet fenomenine çok fazla rastlanıyor. Hatta öğrencilerin bir kısmı eğitim sisteminden uzaklaştırılmış.

Eric Maquer, öğretmen:
“Daha çok okuldaki görevlerinin ne olduğunun farkında olmayan öğrencilerin sorun yarattığını görüyoruz. Bizim çalışmalarımız onlara pedagojik bir eğitim sunmak. Böylece öğrencilerin öğretmenlerle olan ilişkilerini düzeltmelerini ve okul bilincinin artırılmasını amaçlıyoruz.”

Bir şeyleri değiştirmek için biraz da yenilikçi olmak gerekiyor. Lucas Gruez bunun farkına varmış. Lucas, derslerin bitiminden sonra öğrencilere daha interaktif öğrenim teknikleri sunmaya çalışıyor.

Lucas Gruez:
“Çizimler, haritalar ve kelime oyunları yoluyla öğrenciye farklı tarzlarda öğrenim sunuyoruz. Böylece çeşitli alanlardaki yeteneklerinin farkına varıyorlar. “

Tabii ki mücadele henüz son bulmuş değil. Fakat kısa vadede disiplin cezalarının azaldığını söyleyebiliriz.

Editörün Seçtikleri

Bir sonraki konu
Körfez ülkelerinin eğitim stratejileri

learning world

Körfez ülkelerinin eğitim stratejileri