Son Dakika

Okunan haber:

"Kızlarımız kadın sünneti olmasın!"


Avrupa

"Kızlarımız kadın sünneti olmasın!"

Right On, bu hafta kanayan bir yara olan kadın sünnetini mercek altına alıyor. Özellikle Afrika’da ve Asya’da görülen bu insanlık dışı uygulama, Avrupalı ülkeleri de derinden etkiliyor.

Kadın sünnetine maruz kalmış bir mağdur:
“İki kadın beni yakaladı ve bir odaya sürükledi. Bir tanesi hareket etmemem için arkamdan başımı tutuyor ve dizleriyle omzuma bastırıyordu. Çığlıklarımı hala hatırlıyorum. Bağırıyor ve ağlıyordum.”

Seamus Kearney, euronews:
“Kadınlara yönelik genital sakatlama (kadın sünneti) birçok ülkede hala yaygın bir şekilde uygulanıyor. Bu çok karmaşık sorunu yasalar cezalandırsa da yeterli olamıyor.”

Kadın sünnetine maruz kalmış bir mağdur:
“Hala derin bir kızgınlık hissediyorum. Bu durumu hala anlayamıyorum. Üstelik dünyanın her alanında yaşanan ilerlemelere rağmen… Peki neden bu konuda gelişmeler yaşanmıyor? Neden düşünce yapımız değişmiyor? Bu beni çok kızdırıyor.”

Tartışmalar özellikle bu sorundan en çok etkilenen Afrika ve Asya’da yoğunlaşıyor. Fakat kadın sünnetini batılı ülkelerde de görmek mümkün.

Diğer ülkeler gibi Fransa da kadınlara yapılan genital sakatlama yasaklamış durumda. Kadın sünneti özellikle göçmen toplumlarda on binlerce kişinin zarar görmesine yol açıyor. Bu insanlık dışı pratiğe karşı ise tepkiler artıyor. Fransız yasaları ülkede yaşayan kız çocuklarının yurt dışında bu pratiğe maruz kalmasını cezalandırıyor.

Bu duruma karşı mücadeleye hayatını adamış bir yazarla birlikteyiz. Brüksel’de yaşayan bu dört çocuk annesi, yedi yaşında neler yaşadığını bizimle paylaştı:

“Çocukken vücuduma yapılan bu şiddeti anlayamıyordum. Kimse beni uyarmamıştı. Ablalarım bile… Bu bir haksızlık ve bedava şiddetti. Çünkü açıklanabilir bir yanı yoktu. Beni ne için cezalandırıyorlardı?(…) Bu durumun psikolojik sonuçları hayat boyu devam ettiği için çok vahim oluyor. Bazı dönemlerde bizi depresyona bile sürükleyebiliyor. Ama kültürümüzde depresyon diye bir şey olmadığı için bunu kendinizi kötü hissettiğiniz bir an olarak görüyorsunuz. Ama ben bu sakatlama ile depresyon arasında bir bağ kuruyorum.Tabii ki benim hayatım, cinsel hayatım ve kadınlığım üzerinde doğrudan sonuçları oluyor. Bu yüzden benim için yaralar hayat boyu geçmeyecek.”

Batılı yetkililer için ülkelerinde olayın ne boyutlarda olduğunu ölçmek neredeyse imkansız. Fransa’da doktorlar ve yetkililer şüphelendikleri her olayda yargıya haber vermek zorunda. Meslek sırrı kuralı ise bu konuda geçerli değil.

Bu mücadeleye aktif olarak katılanlardan biri de Mali asıllı bir şarkıcı. Genital sakatlama üzerine bestelediği bir şarkıdan dolayı ülkesini terk etmek zorunda kalmış.Bafing Kul müziğin düşünüş tarzını değiştirebileceğine ve insanları harekete geçirebileceğine inanıyor:

“Bu kelimeyi sevmiyorum. Fakat ataerkil toplumlarda ailenin lideri erkektir. Her ne kadar bunun değişmesini istesem de Mali’de şu anda ataerkil bir yapı hakim. Yani erkeklerin bir şeylerin değişmesi için çaba göstermesi çok önemli. Çünkü bu mücadelenin kazanılabilmesi için erkeklerin savaşması gerekli. Bu dünyada da böyle. Her şeyin de ötesinde bu mücadele sadece kadınları ilgilendirmiyor. Tüm insanları ilgilendiriyor. Bu bir insan hakları sorunu.”

Seamus Kearney, euronews:
“Birkaç sene önce bu konuda konuşmak üzere Mali’de insanlarla görüştünüz. Şimdi bu görüntülere bir göz atalım.”

“Kadınların sadık olması çok önemli.”

“Bunu durdurmak bir felaket olur. Çünkü kadınlar çok fazla zevk almaya başlar. “

“Bu sadece dinle alakalı bir şey değil. Gelenekler de bunu gerektiriyor.”

“Kadınlar kesilmek zorundadır. Yoksa vahşileşirler.”

“Köyümüzde, güvende olmak istiyorsanız buna baş kaldıramazsınız. Bu çok eski bir gelenek.”

“Bence bu sadece dini bir mesele.”

“Dinim beni bunu yapmaya zorluyor. Tanrı isterse bunu tüm kızlarıma yaparım.”

euronews:
“Afrika’da her üç kadından biri genital sakatlamaya maruz kalıyor. Burada Fransa’da ise bu sayının 65 bin olduğu belirtiliyor.”

Aslında hiçbir din genital sakatlamaya izin vermiyor. Buradaki asıl sorun toplumların kültürel yapısı ve gelenekleri. Verilen mücadelenin ağır yaptırımlar ön gören yasalarla desteklenmesi ise şart.

Linda Weil-Curiel:
“Ailelere aynı şeyleri 30 yıl anlatıp, yapmayın diye tekrarlayabilirsiniz. Eğer yargının sopasından korkmuyorlarsa bildiklerini okumaya devam edeceklerdir. Ama hapis cezasının ve mahkemelik olmanın birçok aileyi daha dikkatli olmaya ve çocuklarını korumaya ittiğini biliyoruz.”

Isabelle Gillette-Faye:
“Eğitim çok önemli bir rol oynuyor. Afrika ülkelerine bakacak olursak eğitimli insanların sayısı arttığında ki bu sadece okuma yazma oranının artması da olabilir,annelerin kızlarını bu tür bir işkenceye itmelerindeki oranın hızla düştüğünü görüyoruz.”

Kızlarımız sakat kalmasın. İşte kadın sünnetine karşı savaşanların sloganı. Birleşmiş Milletler oyladığı tarihi bir kararla bu pratiğin cezalandırılmasını kabul etti. Kararın, böylesine vahim bir insanlık ayıbını ortadan kaldırmak için hükümetleri harekete geçirmesi ise en büyük hedef.