Son Dakika

Okunan haber:

Karizmatik Lider Chavez'in ardından


Venezuela

Karizmatik Lider Chavez'in ardından

1954 yılında öğretmen bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Hugo Chavez, yedi yaşında Venezuela Askeri Akademisi’ne girdi. 1975’te başkent Karakas’taki Simon Bolivar Üniversitesi’ne başladı. Beyzbol oynamayı seven Chavez’in siyasete atılmak gibi bir niyeti yoktu.

Oysa 1992 onun için bir dönüm noktası oldu. Yönetim karşıtı bir hareket olan Bolivar Devrimi’ni kurdu. Ordudan destek alarak darbe girişiminde bulundu ama başarılı olamadı. Daha fazla kan dökülmemesi için çekildiğini açıklaması halkın desteğini arkasına almasını sağladı. 1994’te serbest bırakılır bırakılmaz partisi Beşinci Cumhuriyet Hareketi’ni kurdu. 1998’de hükümeti yolsuzluk ve kötü yönetim ile suçladı. Ardından da seçimlerde aday olduğunu açıkladı.

‘‘Fakirlerin kahramanı oligarşinin korkulu rüyası’‘ sloganıyla yola çıkan Chavez, rahatlıkla seçimleri kazandı ve ‘‘can çekişiyor’‘ diye adlandırdığı anayasa üzerine yemin ederek göreve başladı. ‘Can çekişen’ anayasayı değiştirmenin zamanı gelmişti. Referandumla halkın onayını alan lider 1961’den beri yürürlükte olan anayasaya son verdi.

2000’de yeniden seçildiğinde ülkenin adı artık ‘Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti’ idi. Fakat 11 Eylül 2001’de Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) yapılan terörist saldırının etkileri Venezuela’da da hissedildi.

Ekonomik kriz ülkeyi vurmakta gecikmedi. Dünyanın üçüncü en büyük petrol ihracatçısı ülkede ham petrol fiyatları hızla düştü. Bu dönemde uygulamaya konulan tarım ve petrol politikaları halkın büyük bir kısmında hoşnutsuzluk yarattı. 2002’de grevler başladı. Çıkan iç karışıklıkta Chavez görevinden alındı.

Fakat Ağustos 2004’te Chavez daha ihtişamlı bir şekilde görevine geri döndü. Petrolü Venezuela’nın en güçlü silahı yaptı. Dünyanın en büyük petrol üreticisi, uluslararası arenada hep söz sahibi oldu.

Petrol aynı zamanda ülkenin hızla refaha ulaşmasını sağladı. “Bolivar Planı” aracılığı ile ükesinin içinde bulunduğu yoksulluk, açlık, cehalet, barınma, çalışma ve kadın hakları gibi sorunlara çözüm aradı. Binlerce Venezuelalı okula giderken birçoğu da sağlık imkanlarından ücretsiz yararlandı. Fakirlik seviyesi düştü.

Liderliği boyunca açık sözlülüğü ile dikkat çeken Chavez, eleştirilerini ve fikirlerini hiçbir zaman sakınmadan, açıkça dile getirdi. Washington yönetiminin düşman olarak gördüğü Kuzey Kore, İran, Küba, Belarus ve Suriye gibi ülkelerle diplomatik ilişkileri geliştirdi. Fidel Castro’yu politik babası olarak gören Libya lideri Muammer Kaddafi ile özel bir diyaloga sahipti. Bütün bu ülkelerin ortak özelliği ise Amerikan karşıtı olmalarıydı. Latin Amerika’nın kendi kendine yetebilecek zenginliğe sahip bir kıta olduğu fikrinden geri adım atmayan Chavez, liderler zirvesinde ortaya attığı fikirlerle hep ön planda oldu. Nisan 2007’de, Uluslararası Para Fonu IMF ve Dünya Bankası ile olan tüm ilişkilerini kopararak ulusal bir banka kurdu. Uluslararası arenada birçok lideri acımasızca eleştirdi. Öyle ki 2007’de İspanya Kralı ona ‘kapa çeneni’ diye bağırdı.

Chavez, yoksulların babası kabul edilse de caf caflı bir hayat yaşamaktan çekinmedi. Otoriter bir lider olarak suçlansa da rejim demokratikti. Ülkeyi bağımsızlığına kavuşturan Simon Bolivar’ın temsilcisi olduğunu ilan etti. Karizmatik lider, kanserden kurtularak kendine duyulan hayranlığı daha da artırdı.

2011’de yakalandığı kanserin tedavisi için ABD’ye gitmeyi reddedip tıbbi bakımı Küba’da aldı. Kanser bile 2012 seçimlerine dördüncü defa aday olmasını engelleyemedi. Hatta bu duruma anayasa bile karşı çıkamadı. Zira en fazla üç defa aday olunmasına izin veren anayasayı Chavez referandumla 2009’da değiştirmekten çekinmedi. Artık seçildiği sürece ömür boyu devlet başkanı olabilecekti. 2012’de sandıktan yine o çıktı.

Fakat 8 Aralık’ta, yani dördüncü görev süresinin başlamasına sadece bir ay kala kanser yeniden nüksetti. Küba’da dördüncü defa neşter altına yatmadan önce ölüm riskini göze alarak yerine geçecek kişiyi tayin etti:

“Bu gibi bir durum, anayasanın da öngördüğü gibi seçimlerin düzenlenmesini ve Nicolas Maduro’nun Venezuela’nın devlet başkanı seçilmesini gerektiriyor.”

Chavez son nefesini verene dek Bolivar Devrimi’nin ayakta kalması için çabaladı. Bunun için de hükümetten, partisinden ve ordusundan halefi Nicolas Maduro’ya sadık kalmalarını istedi.