Son Dakika

Okunan haber:

Chavez sonrası Bolivar devrimi devam edecek mi?


Insight

Chavez sonrası Bolivar devrimi devam edecek mi?

Hugo Chavez, 1954 yılında öğretmen bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Yedi yaşında Venezuela askeri akademisine girdi. 1975’te başkent Karakas’taki Simon Bolivar Üniversitesi’ne başladı. 1992’de Devrimci Bolivarcı Hareket-200 olarak adlandırılan subay grubunun başında Carlos Perez yönetimini devirme girişiminde bulundu. Ancak başkentteki Başkanlık Sarayı’nı kuşatmada başarısız oldu. Bu olay onun adını dünyaya duyurdu.

Chavez ve subay arkadaşları hapishaneye gönderildi. İki yıl sonra Perez’in yolsuzlukları nedeniyle başkanlıktan azledilmesiyle tekrar özgürlüğüne kavuştu. Beşinci Cumhuriyet Hareketi’ni kurdu. 1998’de girdiği başkanlık seçimini kazandı. 2001’de yeniden seçildiğinde ülkenin adı artık ‘Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti’ idi.

Liderliği boyunca açık sözlülüğü ile dikkat çeken Chavez, Washington yönetiminin düşman olarak gördüğü Kuzey Kore, İran, Küba, Belarus ve Suriye gibi ülkelerle diplomatik ilişkileri geliştirdi. Libya lideri Muammer Kaddafi ile özel bir diyalogu olan Chavez, Fidel Castro’yu politik babası olarak görüyordu.

Karizmatik lider, 2011’de yakalandığı kanserin tedavisi için Amerika Birleşik Devletleri’ne gitmeyi reddedip Küba’da tedavi gördü. Kanser bile 2012 seçimlerine girip dördüncü defa seçilmesini engelleyemedi. Chavez son nefesini verene dek Bolivar devriminin ayakta kalması için çabaladı. Bunun için de hükümetten, partisinden ve ordusundan halefi Nicolas Maduro’ya sadık kalmalarını istedi. Geriye son bir soru kalıyor: Madura, lideri Chavez’in bıraktığı yerden devam edebilecek mi?

Washington’da bulunan Brookings Enstitüsü’nden siyaset bilimi uzmanı Diana Villiers Negroponte, Chavez’in ölümünün ardından ABD ve Venezuela arasındaki ilişkilerin nasıl bir yön çizeceği konusunda düşüncelerini bizimle paylaştı: ‘‘Hugo Chavez Amerika’nın müttefiki değildi. Amerika ile dalga geçmeyi sever, Amerika’yı imparator olarak nitelendirirken eğlenirdi. Ancak bu rakibinizin artık yaşamadığını öğrenince aslında ne kadar sıra dışı bir kişilik olduğunun farkına varıyorsunuz. Şimdi bizim için önemli olan, anayasanın gereği olan seçimlerin adil olması. Muhalefet ve başkanlık için yarışacak diğer adayların rekabetinin eşit koşullarda olması. Bu da şu anlama geliyor, medya her partiye eşit mesafede yaklaşmalı, her partiye aynı oranda zaman ayırmalı ve hükümet medya üzerinde bir baskı kurmamalı ki muhalefette kampanyalarını sürdürebilsin. Kısaca adil bir seçim süreci ABD’nin Venezuela’dan talebidir.’‘

Zengin petrol kaynaklarına rağmen Venezuela’nın refah seviyesi pek yüksek sayılmaz, işsizlik başta gelen sorunlardan biri ve halkın yüzde 60’ı yoksulluk içinde yaşıyor. Negroponte’ye bu konu hakkındaki görüşlerini sorduk: ‘‘Venezuela şu an çok zor bir ekonomik krizden geçiyor. Tabiri caiz ise her alanda darlık var diyebiliriz. Pirinç, süt, kahve aklınıza ne gelirse. İlaç stokunda yine sıkıntı var. Makine, elektronik eşya, mobilya… bu her alanda bu kendini gösteriyor. Venezuela halkı da bu durumun farkında ve ilerleyen günlerde bu zorlukla yüzleşeceklerini biliyor. Chavez’in selefi bu sıkıntının üstesinden gelmek zorunda. Bu kolay olmayacak çünkü Chavez son yıllarda petrol şirketine sırtını dayamıştı. Devlete ait şirketin kasası Chavez’i destekleyenlerin çıkarları için en uygun kaynaktı. Ama şimdi Venezuela halkı o dönemin geride kaldığını ve sorunlarla yüzleşme vakti olduğunu çok iyi biliyor.’‘

Chavezimden yana olanlar petrol şirketinin kamulaşmasının yoksulların yararına olduğunu savunuyor. Chavez’in ölümü petrolden elde edilen geliri ve bu gelirin dağılımını ne kadar etkileyecek?: ‘‘Popülist bir lider adayı, insanların hem fikir olabileceği birleştirici unsurlar bulmak zorunda. Emperyalizm karşıtlığı, Amerika karşıtlığı bu konuda onlar için en uygun olanıydı. Gelecek yeni başkanın bu eğilimi devam ettirip ettirmeyeceği bilinmiyor, çünkü Venezuela petrolünü Amerikan rafinelerine satıyor. İster inanın ister inanmayın ama Venezuela halkının Amerika’dan alacağı gıda ürünlerine ihtiyacı var. Bu sebeple Amerikalı şirket ve yatırımcılarla iyi ve güçlü ilişkiler Venezuela’nın ekonomik krizi aşması için olmazsa olmaz. Belagat ile bunu bir yere kadar idare edebiliriz fakat bir noktada gerçekçi olmak zorundayız. Ben şunu iddia ediyorum; Chavez sonrasında gerçekçilikte dozun biraz artması Venezuela’nın yararına olacaktır.’‘