Son Dakika

BDP'den barış süreci kurumsallaşsın talebi -mülakat

Okunan haber:

BDP'den barış süreci kurumsallaşsın talebi -mülakat

Metin boyutu Aa Aa

Türkiye’nin gözü kulağı İmralı’da hapiste bulunan Abdullah Öcalan ile başlayan görüşmelerde. Belki sadece Türkiye değil bölge ülkeleri, Avrupa başkentleri ve Washington da gelişmeleri yakından izliyor. İkinci bir müzakereci heyeti geçtiğimiz günlerde Öcalan ile görüştü, ondan aldığı mektupları Kürt siyasetinin önemli gruplarına, Kandil Dağı’ndaki PKK yöneticilerine ve Avrupa’daki KCK üyelerine ulaştırdı. Şimdi Öcalan’ın üç mektubuna verilen yanıtların adaya götürülmesi aşamasına gelindi. İşte tam da bu noktada BDP Eş Başkanı Gülten Kışanak İstanbul’da yerleşik yabancı basın mensuplarıyla biraraya geldi. Kışanak sürece, yaklaşan Nevruz kutlamalarına ve meselenin çözümüne dair sorulara açıklık getirdi.

Gülten Kışanak, başlayan barış sürecinin Kürt sorunun tarihi açısından bir ilk oluşturduğuna dikkat çekti:

“Tarihi 200 yıla uzanan Kürt sorununda İmralı’da Öcalan ile yürütülen görüşmelerin gerçek anlamda müzakerelerin başlangıcı olabileceğine inanıyoruz. Çünkü ilk kez resmi olarak hükümeti ve devleti temsil eden bir heyet, bu görüşmeleri Öcalan ile birlikte yapıyor. Biliyorsunuz geçmişte, 1993’ten bu yana çeşitli görüşmeler, ateşkesler oldu. Bu diğerlerinden daha ciddi görünüyor. Görüşmelerin resmi olarak kamuoyuna deklare edilmesi diğerlerinden farkını ortaya koyuyor. Biz de BDP olarak sürecin şeffaf yönetilmesi gerektiğine inanıyoruz. Biliyorsunuz adaya iki ziyaret gerçekleşti, bu iki görüşmeyi de önemli buluyoruz. Çünkü ilk kez siyasi bir heyet Öcalan ile görüşmeye gitmiş oldu. Öcalan’ın çözüm önerileri içeren mektupları ilk kez resmi olarak bize, Kandil’deki ve Avrupa’daki KCK yetkililerine gönderildi. Daha önce bu mektuplar resmi olarak dışarıya iletilemiyordu. Mahkemeye savunma olarak sunduğu metinler veriliyordu. İlk kez bunun resmi olarak çıkmasını önemli buluyorum. Şu anda resmi olarak bu cevapların Öcalan’a ulaştırılması aşamasındayız.”

Kışanak toplantının ardından Euronews’in sorularını cevapladı.

euronews: Öcalan’ın mektuplarına verilen cevaplar olumlu mu?

Öcalan bu mektuplarını taslak metinler olarak sundu ve herkesin cesurca öneriler yapmasını istedi. Biz de BDP olarak çözüm önerilerini tartıştık konuştuk, önerileri oluşturduk. Çözüm önerileri, metinler çok realist, Ortadoğu’nun ve Türkiye’ni gerçeklerine çok uygun. Kürt halkının demokratik yaşam arzu ve beklentisine uygun bir metin. Uygulanabilmesi mümkün önerileri içeriyor. Yanıtlar hazır. Adaya gitmeyi bekliyor.

Nevroz’un sloganı “Öcalan’a özgürlük Kürtlere statü”

Biliyorsunuz Newroz var önümüzde. Gelişmeler normal seyrederse Öcalan’ın Newroz’da açıklama yapılması yapması beklenebilir. Bu açıklamanın ateşkesin ötesinde anlamı olacağını bekliyoruz. Çünkü bu bir müzakere sürecinde mutabık kalındığı yönünde bir açıklama olacak. Umarım böyle bir mutabakat hali oluşur ve Nevroz’da güçlü bir açıklama/çağrı çıkar Öcalan’dan. En görkemli Nevroz olacak. Çözüm ve özgürlükler konusunda halkın irade ortaya koyacağına inanıyorum. Biz Nevroz’da “Öcalan’a özgürlük Kürtlere Statü” sloganı ile yola çıkacağız. Nevroz’un coşkusunu barış süreci ile birleştireceğiz. Beklentimiz hükümetin Öcalan’ın önerilerini dikkate alan ve resmi bir müzakere sürecine dönüştüren bir tutum alması yöndedir.

euronews: Biliyoruz ki barış süreçlerinde genellikle taraflar bir barış formülü üzerinde anlaşır. Müzakere bunun etrafında döner. Kıbrıs sorununda iki toplumlu iki bölgeli federasyon, Filistin’de iki devletli çözüm gibi. Türkiye ile Kürtler arasında böyle bir barış formülü var mı?

Dünya deneyimlerinden yararlanıyoruz. Biz bu aşamayı müzakere mekanizmalarını kurma süreci olarak görüyoruz. Öcalan ve Erdoğan güçlü liderlerdir. Bu da bu tür barış süreçlerini kolaylaştıran bir unsurdur. Bu çok uzun ve zorlu bir süreç. Bununla ilgili mutlaka çalışma komisyonlarının kurulması ve resmi olarak bunların sürekli olarak çaba sarf etmesi gerekiyor. Bir barış komisyonu, konseyi, komitesi kurulabilir. Bu sürecin zorlandığı tıkandığı aşamalarda devreye girip yeni formüller üretebilir. Yine bir demokratikleşme komisyonu kurulabilir. Kürt sorunu, Kürtlerin demokratik haklarından yoksun olması sorunudur. Barış, güçlü bir demokratikleşme ile çözülebilir. Yine izleme komiteleri kurulabilir. Bunların da barış süreçlerinde önemli rolleri var. Çalışmaların sivil ve sosyal ayağı önemli ama resmi ayağı daha önemli. Bu nedenle parlamentonun karar alması lazım ve bu komisyon çalışmaları ile parlamento arasında bir bağ kurulması lazım. Ayrıca görüşmelerin güven içinde sürdürülebilmesi için parlamentonun yasal düzenlemeler yapması gerekiyor. Aksi takdirde bu barış çabaları yasal açıdan bir suç unsuru taşıyabilir. Biz hükümete parlamentoya düşen görevler itibarıyla müzakere komisyonları kurulmasını çok önemsiyoruz. Asıl atılması gereken adımlar bunlar. Barış süreçlerinde tarafların hedefleri farklı oluyor ama bu hedeflere giderken bir uzlaşma ihtiyacı olursa bir çözüm ihtimali olabilir. Devletin önceliği PKK’nın silahlarını almak. Kürtlerin önceliği de anayasal ve yasal haklara kazanmak. O zaman bu görüşmeleri iki hedefin de gerçekleşeceği bir yol olarak tanımlamak doğru olur. Bir tarafın beklentilerini yok sayarak barış süreci ilerleyemez. Kürtler açısından bir cümle olarak barış formülü nedir derseniz “ Demokratik cumhuriyet” diye söyleyebilirim. Türkiye’nin çoğulcu yapısını temel alan bir anayasa ve özgürlük cumhuriyeti.

euronews: Peki Kürt hareketinde son sözü kim söyleyecek? Öcalan önemli bir lider. PKK var, KCK var, Avrupa var?

Kışanak: Kürtlerin çok çeşitli aktörleri var ve ben tamamının uyum içerisinde çalıştıklarını söyleyebilirim. Bu nedenle Öcalan’ın rolünü önemsiyoruz. Öcalan koordinasyonu ve herkes adına söz söyleme hakkını ifade ediyor. Kandil, BDP, Avrupa KCK’sı DTK, sivil toplum örgütleri çok uzun yıllardır Öcalan’ın temel aktör olduğunu söylüyor ve bunun siyasetini yapıyorlar. Eğer hükümet sürecin ilerlemesini istiyorsa Kürt hareketinin kendi içerisinde diyalog kurmasını kolaylaştırmalıdır. Son sözü kimin söyleyeceği belli ama bu son söz nasıl şekillenecek işte bu, bu diyalog ve temaslara bağlı.

Süreç kurumsallaşmalı

euronews: Kürtler bu sürece güveniyor mu?

Barış süreçlerinde tarafların birbirlerine güven duyması son derece önemlidir sonuç alınabilmesi için. Bu güven iki tarafın da aynı şeyi arzuladığı anlamına gelmiyor. Artık resmi siyasi irade kondu. Resmi heyetler gidiyor. Resmi olarak mesajlar çıkıyor. Bu yeterince güven veriyor. Bundan sonra gidişatın doğru yönde devam etmesi için önemli olan, güven değil müzakerenin kurumsallaşmasıdır. Kürtler kendilerine de güveniyorlar. Demokratik bir Ortadoğu istiyoruz. Kürtlerin de temel hak ve özgürlüklere kavuşmalarını istiyoruz. Türkiye’nin de böyle bir demokratik yönteme ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle kendimize güvenle bu sürecin içinde yer alıyoruz.

euronews: Öcalan’a özgürlük bir ön şart mıdır?

Öcalan’ın serbest bırakılması bir ön şart değildir ama Kürtler için önemli bir meseledir. Öcalan’ın güçlü ve birleştirici bir pozisyonda olması bir şanstır bunun iyi değerlendirilmesi gerekir. Kürt sorununu çözen bir anayasaya ihtiyacımız var. Türkiye’nin tüm sorunlarını çözen bir anayasaya ihtiyaç var.