Son Dakika

Okunan haber:

Çin Afrika'da emin adımlarla ilerliyor!


Insight

Çin Afrika'da emin adımlarla ilerliyor!

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, göreve gelmesinden bir hafta sonra ilk yurtdışı gezisi için geçtiğimiz Cuma günü Moskova’daydı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2012’de Pekin’i ziyaretine mukabil yapılan bu program, iki ülke arasındaki güçlü bağlara işaret ediyordu. Ekonomik olarak uluslararası arenada iki önemli oyuncu olan ülkeler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi olması hasebiyle de önem arz ediyor. Zira, iki ülke Suriye ile ilgili alınacak yaptırım kararlarını birlikte veto etti.

Çin lideri ziyaretinde yeni dünya düzenine dikkat çekti:“Değişen bir çağa şahit oluyoruz ve değişen bir dünya ile karşı karşıyayız. Bu dünyada kalkınma, işbirliği ve kazan kazan formülü zamanın trendine dönüştü. Eski sömürge sistemi çökmüştür. Soğuk Savaş döneminin grupları arasındaki uyuşmazlıklar artık yok. Dünya tek bir ülke ya da blok tarafından yönetilemez.”

Çin, her geçen gün büyüyen ekonomisiyle uluslararası oyuncuların sahnesinde yerini sağlamlaştırıyor. Jinping’in de ilk yurt dışı gezisinde ikinci durağı Tanzanya oldu. Çin devlet başkanının Afrika kıtasını seçmesi ülkenin ekonomik çıkarlarıyla yakından ilgili. Zira, Çin Afrika kıtasının en büyük ticari ortaklarından biri. Afrika, Pekin’in ihtiyaç duyduğu doğal kaynakların adresi. Çin malı ürünler de bu pazarda kolayca yer bulabiliyor. Çin ve Afrika arasında karşılıklı ticaretin hacmi 2000 yılında 7.7 milyar Euro iken bu rakam 2011’de 128 milyar Euro’ya kadar çıktı.

Tanzanya Devlet Başkanı Jakay Mrisho Kikwete’ye göre bu ticaretten iki taraf da kazanmalı: “Biz geleneksel teknoloji kullanıyoruz. Hala elimizde çapalar var. Bu şekilde tarımı geliştiremiyoruz. Gübre kullanmıyoruz. Yüksek verimli tohum kullanmıyoruz. Tarlalarımızı sulayamıyoruz. Yani bizim teknolojiye ihtiyacımız var. Büyüme sürecince bizim ihtiyacımız olan teknolojidir.”

Tanzanya Çin’in geçmişteki yardımlarını unutmuyor. Zira ülke 1964’te bağımsızlığına kavuştuktan sonra 1970-1976 yılları arasında Zambiya ile arasında yapılan tren yolunun inşaatında Çinlilerle omuz omuza çalıştı.

Çin’in yeni Devlet Başkanı Xi Jinping ilk denizaşırı ziyaretini Afrika’ya gerçekleştiriyor. Göreve geldikten sonra ilk olarak Rusya’da temaslarda bulunan Jinping, Afrika turu kapsamında Durban kentindeki BRICS zirvesine katılacak. Modern Çin politikasının gizli ve açık hedeflerini Moskova’dan Güneydoğu Asya Merkezi müdürü Dmitry Mosyakov’la konuşacağız.

Sayın Dmitry, yeni Çin Devlet başkanının ilk denizaşırı ziyareti için çizdiği rotanın ve tercih ettiği ülkelerin farklı bir anlamı olduğu çok açık. Bir uzman olarak bu ziyareti nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dmitry Mosyakov:
Jinping’in gezi rotası, Çin’in yeni hükümetinin dış politika öncelikleri ve geleceğe bakışı hakkında çok net işaretler barındırıyor. Çin’in yeni yöneticilerinin bakış açısıyla Rusya’nın çok yakın bir ortak olarak algılandığı söylenebilir. Ancak Afrika konusu daha farklı elbette. Afrika’nın Çin’in ekonomik çıkarları için temel hedeflerden biri olduğu ve Pekin’in bölgede etkisini artırmaya çalıştığı sır değil.

Aslında Çin gelişimi bir yandan kuzeyde güvenliğe ihtiyaç duyuyor. Bu da global düzeyde ancak Rusya tarafından temin edilebilir. Diğer yandan Çin, ekonomisinin gelişimini sürdürebilmesi için önemli oranda ham maddeye ihtiyaç duyuyor. Bu piyasanın büyük bir kısmı da Afrika’da yer alıyor.

euronews:
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Jinping’in Moskova temaslarını “sembolik bir jest” olarak değerlendirdi. Bugün Rusya ve Çin arasında ne tür bir ilişki görüyorsunuz?

Dmitry Mosyakov:
İlişkilerin ileriye dönük olarak geliştiğini düşünüyorum. Günümüzde ülkelerin ortak çıkarları ve ortak hedefleri söz konusu. Çin’den bahsedecek olursak, ABD ile olan ilişkileri son derece karışık bir sürece girdi.
Bütün bunlar ABD’nin, Çin’in güçlenmesinin ve Güneydoğu Asya’daki genişlemesinin önüne geçmek için attığı adımlardan kaynaklanıyor. Bu süreç aynı zamanda Pasifik’te Japonya ve Çin arasında ilişkilerin gerilmesine de yol açtı.

Bu durumda, Rusya’nın Çin ile hareket etmek için çok büyük çıkarları var. Bu sadece alternatif ticari alanları ile değil, aynı zamanda ortak diplomatik hedeflerle açıklanabilir. Diğer yandan, Çin ile sıkı ilişkilerin ABD ve AB ile müzakerelerde Rusya’nın elini güçlendirdiği kesin.

euronews:
Afrika’dan bahsettiniz. Bir Rus gazetesi Kara Kıta’yı “küresel oyunun koz kartı” olarak değerlendirdi, ki bu kart Çin tarafında oldukça başarılı bir şekilde kullanılıyor. Çin’in bu oyunda rakibi var mı?

Dmitry Mosyakov:
Elbette, bu rekabet ve mücadele çok açık. İzlerini farklı alanlarda görmek mümkün. Mesela Çin medyası Mali kriziyle ilgili tamamen farklı tutumunu gizlemedi. Rusya ve Batı medyasındaki genel bakış, Afrika ülkelerinde etkinliğini artıran radikal İslamcılara karşı verilen savaş üzerinde birleşiyordu. Fakat Çin medyasında askeri operasyonun Çin’i bölgeden çıkarmak ve bölgedeki ham madde kaynaklarından mahrum etmek için yapıldığı tezi işlendi. Mali ve Çin arasında yakın zamanda yapılan ticari antlaşmalar nazara verildi. Asıl hedefin Çin’i Sahraaltı Afrikası’ndan uzak tutmak olduğu ileri sürüldü.

Afrika, gittikçe yoğunlaşan bir mücadele alanına dönüşüyor. Bölgenin eski yöneticilerinden Fransa ve sömürgecilik geçmişi olmasa da ABD, Afrika’nın Çin’in büyüyen gücünün maden kaynağı olmasını kabul edemez.