Son Dakika

Okunan haber:

MOOCs: Kitlesel Açık Çevrimiçi Kurslar


learning world

MOOCs: Kitlesel Açık Çevrimiçi Kurslar

Tamamen çevrimiçi yapılan bir eğitimi ve diplomayı, kampüste geçen bir üniversite hayatına yeğler misiniz? Yükseköğretimin çevrimiçi yapıldığı bir Dünya’da, üniversite kampüslerinin işlevi ne olacak?

François Taddei, Paris’te bulunan Disiplinlerarası Araştırma Merkezi’nin yöneticisi, aynı zamanda INSERM üyesi. Aurora Velez onunla yükseköğretimin içinde bulunduğu teknolojik dönüşümü konuştu.

François Taddéi:
“Kitlesel Açık Çevrimiçi Kurslar, yani MOOCs, üniversite derslerini bir yükseköğretim programını çevrimiçi olarak sunmayı içeriyor. Buraya dünyanın neresinde olursanız olun kayıt yaptırabiliyor ve yükseköğretim derslerini takip ederek bir sertifikaya sahip olabiliyorsunuz. Çevrimiçi erişim olanağı sayesinde ders esnasında ek okumalar ve hatta kursu takip eden diğer öğrenciler arasında bilgi alış-verişi yapılabiliyor.

Çevrimiçi kursların ilk uygulamaları sosyal paylaşım sitelerinden daha fazla rağbet topladı. Sayı her geçen gün artmakta. Acaba yarının dünyasında amfilere yer yok mu?

Kitlesel Açık Çevrimiçi Kurs’ların ilk uygulamaları yapıldı. Burada açık kelimesi herkese kayıt olabilme imkanı anlamına geliyor. Asıl ilginç olan ise dersin içeriğini oluşturan bütün bilgilerin herkese açık olması. ‘Açık kaynak’ yani kullanılan kaynağın herkese açık olması sayesinde çevrimiçi kurslar, her katılanın kişisel katkılarıyla daha da geliştirilebiliyor. Son olarak açık müfredat kavramı var. Açık müfredat, kursun içeriğinin herkesin erişimine açılması ve bu sayede müfredatın kişisel olarak düzenlenebilmesi anlamına geliyor. Çünkü mesela Almanya veya İsveç‘te aynı lise eğitimini almayız. Herkese hitap eden çevrimiçi eğitimi ele alırsak, bütün öğrenciler aynı düzeyde dersleri takip edemeyecektir.Yani dersleri farklı düzeyde kişilerin algılayabileceği bir seviyeye getirdiğimiz takdirde daha geniş kitlelere ulaşabiliriz.

Tabii ki sertifika ve diploma için bir ödeme yapmanız gerekiyor. Ayrıca kişisel bilgilerinizi kontrol etmeliler. Yani eğitim alan kişinin siz olduğunu, kız kardeşiniz ya da erkek kardeşiniz olmadığını bilmeleri gerekiyor. Bence bütün öğrenciler hayatlarında bir defa da olsa kopya girişiminde bulunmuştur. Çevrimiçi eğitim ortamında kopya çekmek daha kolay. Bu problem eskiden beri eğitimcilerin kafasında sorun oluşturur. Çevrimiçi ortamda sorun farklı bir hal alıyor. MIT ve Harvard üniversiteleri bunu engelleyebilmek için öğrenci kartları kullanıyor. Diploma için geçmeniz gereken sınavları bir merkezde yapıyorlar. Ve siz kartınızla bu sınavlara girebiliyorsunuz.

Bugün eğitim bir sektöre dönüştü. Bunun anlaşılması gerekir. Bu yüzden büyük şirketler buraya yatırım yapmakta. Yatırım yapılan miktar milyar dolarla ifade ediliyor. Mesela sağlık harcamaları eğitim harcamalarından daha önemli olarak görülür. Bu nedenle, sağlık araştırmalarına yapılan yatırım, eğitim araştırmalarına yapılandan 15 kez daha fazladır. Yine de milli hasılada ikisi de neredeyse aynı orana sahiptir.”

Röportaja ilişkin detayları internet sitemizde bulabilirsiniz. Şimdi Amerikan’ın en geniş çevrimiçi kurs ağı olan edX’in nasıl işlediğine bir göz atalım.

Günümüzün eğitim modelleri, Harvard Üniversitesi’nin eski binaları gibi katı bir yapıya sahip değil. Dünya’da üç ana açık çevrimiçi kurs sağlayan ağ var ve üçü de Amerika’da bulunuyor: Coursera, Udacity ve edX. Edx uygulaması, Nisan 2012’de Ivy League üniversitelerinden MIT tarafından başlatıldı. Edx çok geniş bir kitleye hitap ediyor. Profesör Lewin’in çevrimiçi fizik derslerine bu sene 2 milyon kişi katıldı.

MIT çevrimiçi kurslarını yayınlayan platform, 2002 yılında başlatılıyor. Fakat sadece arkada bir kamera ile bütün dersin filme alınmasından ibaret bu ilk uygulama, öğrencilerin ilgisini çekmiyor.

Denez, edX editörü Denez:
“Daha sonra dersin içeriğine ilişkin materyaller ekledik ve değişik açılardan yaptığımız çekimlerle daha canlı bir sınıf ortamı oluşturduk.”

Çevrimiçi eğitim kampüs içi eğitimden daha mı cazip?

Profesör Marcello Pagano, Harvard Üniversitesi:
“Bu film ile tiyatro arasındaki fark gibi. Yani hangisi daha iyi? Bilemiyorum. Sonuçta ne kadar insan sinemaya gidiyor, televizyon izliyor; ne kadarı bir gösteriyi canlı izlemeyi yeğliyor.”

Amaç harmanlanmış eğitim diye adlandırılan, kişiye özel çevrimiçi eğitim sunmak.

Anant Agarwal, edX Başkanı:
“Eğer bugün üniversiteler bu teknoloji tsunamisini kendi istekleriyle kucaklamazlarsa, yarın dalgaların altında boğulurlar. Başarılı bir üniversite, çevrimiçi eğitimi kampüsüne getiren ve bu sayede kendi kampüsünü geliştirebilendir. Bence çevrimiçi eğitim, yükselen dalga misali hepimizi içine alacak bir süreçtir.”

Bazıları için ise eğitimin kitlesel ve açık niteliği başarıya ulaşmak için yeterli sebep olmuyor. Kitlesel açık çevrimiçi kurslara katılan öğrencilerin yüzde 95’i programı yarıda bırakıyor.

http://www.nytimes.com/2012/11/04/education/edlife/massive-open-online-courses-are-multiplying-at-a-rapid-pace.html?pagewanted=all&_r=0

http://www.nytimes.com/2013/03/13/education/california-bill-would-force-colleges-to-honor-online-classes.html?ref=us&_r=0

Ucuz ve ulaşılabilir… Çevrimiçi yükseköğretim, kampüs eğitiminin sağladığı kaliteyi yakalayabilir mi?

Çevrimiçi eğitime ayak uydurabilen üniversiteler daha ucuz fiyatlarla diplomalar sunmakta. İdaho’da bulunan Brigham Young Üniversitesi diğer üniversiteler gibi bir kampüse sahip. Bu yükseköğretim kurumunu diğerlerinden ayıran ise öğrenciye gerçek bir dönüşüm olanağı sunması. Bütün dersler çevrimiçi eğitim sayesinde yeniden takip edilebiliyor. 2002 yılında 11 bin olan öğrenci sayısı bugün 18 bine ulaştı. Sınıflar canlı bir eğitim, kütüphaneler geniş bir bilgi sunsa da öğrencilerin çoğu, dersleri çevrimiçi olarak evden takip ediyor.

Üniversite yönetimi, fiyatları aşağıya çekerek eğitim imkanlarını geliştirebilmek için teknolojiyi kullanmaya karar vermiş.

Mormon cemaatine bağlı bu eğitim kurumu, başta iki yıllık bir kolej iken, 2000 yılında aldığı bir karar ile 4 yıllık bir üniversiteye dönüşür. Bu dönüşüm sonucu daha çok öğrenciye daha küçük sınıflarda eğitim vermek gerekiyor. Amaç, dünyaca ünlü araştırma üniversiteleri ile yarışmak değil. Bunun yerine eğitime ve kampüs içi öğretime ağırlık veriliyor. Daha ucuz olan açık çevrimiçi eğitim yerine, kampüsü tercih eden öğrenciler hedefleniyor.

8 yüzyıllık yükseköğretim tarihinde ilk kez karşılaştığımız bir fenomen. Uzmanlara göre çevrimiçi eğitim alan öğrenci sayısı her sene yüzde 30 oranında artmakta.

http://www.byui.edu/
http://www.forbes.com/sites/ccap/2011/08/22/qa-with-christensen-and-eyring-on-their-new-book-the-innovative-university/
http://www.universitybusiness.com/news/who-will-build-%E2%80%9C-innovative-university-henry-eyring
http://www.byui.edu/admissions/costs
http://nces.ed.gov/fastfacts/display.asp?id=76

Sosyal medya takipçilerimizden bazıları kitlesel açık çevrimiçi eğitimi yararlı bulurken, diğerleri ise karşılıklı iletişim ve disiplin yokluğundan dolayı eleştiriyor. Peki siz ne düşünüyorsunuz?

Editörün Seçtikleri

Bir sonraki konu
Suriye'de çatışmalara rağmen eğitime devam

learning world

Suriye'de çatışmalara rağmen eğitime devam