Son Dakika

Okunan haber:

Türkiye Ortadoğu’da ne yapmak istiyor?


Türkiye

Türkiye Ortadoğu’da ne yapmak istiyor?

Türkiye’nin son dönemde Ortadoğu’ya yönelik artan ilgisini Batı’da “Yeni Osmanlıcılık” diye nitelendirenlerin sayısı az değil. Gazze ambargosuna karşı çıkış, Suriye’deki rejim değişikliğine verilen destek, Irak’ta koyulan hedefler, Arap dünyasına artan ilgi bu şekilde değerlendiriliyor. Türkiye ise bu iddiaları net bir dille yalanlıyor. Dışişleri Bakanı Davutoğlu “Bizi Yeni Osmanlıcılıkla suçlayanlar neden Almanya’nın faaliyetleri neden Yeni Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu diye nitelendirilmiyor?” diye soruyor.

Türkiye’nin bölgedeki hedefleri ve beklentisi hafta sonunda İstanbul’da sekizincisi yapılan Türk-Arap Forumu’nda uzun uzadıya tartışıldı, konuşuldu. Ankara’nın beklentisi aslında net: ekonomik entegrasyon, ortak güvenlik ve ortak pazar kurmak. Üstelik Araplar da genel olarak bu projeyi benimsiyor.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ortaya koyduğu rakamlar son 10 yılda Türkiye ile Kuzey Afrika ve Ortadoğu (MENA) bölgesinde ticaretin karşılıklı olarak gelişim gösterdiğini ama bunun yetersiz olduğunu ortaya koyuyor. Şimşek’e göre Türkiye’nin MENA bölgesine ihracatı 2002’deki yüzde 12’lerden yüzde 30’lara çıktı. Türkiye Avrupa’yı etkileyen küresel ekonomik krizden bu sayede sarsılmadan çıktı.

Ancak Arap ülkelerinin ekonomisinin büyük ölçüde petrol ihracatına dayanması hem bölge ülkeleri hem de genel ekonomi açısından büyük bir risk. Türkiye Arap ülkelerinin yatırımlarını bu hassas noktayı anlatarak ülkeye çekmeye çalışıyor. Şimşek, “10 dolarlık petrol fiyatı düşüşü bu ülkelerin bütçe fazlasını yüzde 6 düşürüyor. MENA yaklaşık 3 trilyon dolarlık bir pazar. Ama petrol bağımlılığından kurtularak çeşitlenmesi gerekiyor” diyor.

Türkiye’nin Arap bu ülkelere ihracatı çeşitlilik gösteriyor. Ayrıca turizm de önemli bir artış gösteriyor. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun verdiği rakamlara göre 10 yıl önce MENA bölgesinden yılda 700 bin kişi Türkiye’ye gelirken bu rakam şu anda 2,5 milyonu geçmiş durumda.

Hedef, serbest ticaret anlaşmalarıyla ilişkileri güçlendirmek ve kurumsallaştırmak, bölgeyi istikrar ve refah bölgesi haline getirmek. Türkiye Arap ülkelerinin cari fazlasını kullanmak, karşılığında ise know how paylaşımı yapmayı hedefliyor.

Türk-Arap Forumu’nda konuşan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da bu ekonomik hedefleri daha kavramsal bir şekilde Arap katılımcılara anlattı. Davutoğlu Ortadoğu bölgesinin 20. yüzyılda modernite ve sömürgecilikle birlikte jeopolitik alanlara bölündüğünü, Bağdat-Şam, Libya-Mısır gibi geçmişte iç içe olan alanların bölündüğüne dikkat çekti. İkinci Dünya Savaşı’nın bölgeyi daha da böldüğünü, Yemen’deki gibi Sanaa ve Aden bile birbirinden koptuğunu hatırlatan Davutoğlu bu durumu “tarihi anomalite” olarak nitelendirdi.

Davutoğlu bölgede yeni jeopolitik, jeoekonomik ve jeokültürel bakışa ihtiyaç olduğunu belirtti ve Araplardan Türkiye’nin bu ortak hedefine destek olmalarını istedi. Dışişleri Bakanı “siyasi liderler birbirlerini toplantılarda, büyük salonlarda görür, konuşur ve vizyon çizer. Ama insanlar birbirlerini çarşı-pazarda görür. Bizim bölgede buna, ortak bir pazara ihtiyacımız var” dedi.

Türkiye’nin bu vizyonu önündeki en büyük engel ise mezhepçilik olarak öne çıkıyor. Mezhepçiliğin bölgede yeni soğuk savaşlara yol açtığını belirten bakan Davutoğlu, bu neslin çok kültürlülüğe, ekonomik entegrasyona, siyasi istikrara ve karşılıklı bağımlılığa dayalı yeni bir medeniyetin öncüleri olması gerektiğini vurguladı.
Bora Bayraktar, İstanbul