Son Dakika

Okunan haber:

Suriye’de Türkiye’siz çözüm mümkün değil


Türkiye

Suriye’de Türkiye’siz çözüm mümkün değil

Türkiye’nin Arap dünyasındaki isyanlarla çalkantılı bir döneme giren dış politikasında bulutlar dağılmaya başladı gibi görünüyor. Mavi Marmara krizi ile Türk-İsrail ilişkilerinin dibe vurması, bunun Mısır, Suriye ve Libya’daki olaylarla birleşerek Doğu Akdeniz’deki güvenliği tehdit etmesi, Şam’la yaşanan kopuş Ankara’nın sıkıntılı günler geçirmesine neden oldu. Ancak 22 Mart’ta İsrail’in Mavi Marmara olayından sonra özür dilemesi Türkiye’nin profilini yeniden yükseliş eğilimine soktu. Suriye’deki kilitlenmenin nasıl açılacağı büyük ölçüde Türk dış politikasının başarı algısını etkileyecek.

Bütün bu sıcak gelişmeler yaşanırken Türkiye’nin alttan alta devam eden arabuluculuk çalışmaları ise kendisine sağlam ve kurumsal temeller atma çabasında. İlki geçen yıl yapılan ve alanın önde gelen akademisyenlerini İstanbul’a getiren Arabuluculuk Konferansı’nın ikincisi İstanbul’da yapıldı. Bu kez teorisyenlerden çok, alanda arabuluculuk yapmış ve başarı kazanmış isimler konuştu. 1992-1993 yıllarında İsrail ile Filistin arasında yürütülen gizli görüşmelere katılan İsrail eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Yossi Beilin, BM Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA) Özel Temsilcisi Jan Kubis, Filistinli müzakereci Samih al Abed, Filipinler Başkanı’nın Danışmanı Teresita Quintos Deles gibi konuşmacılar konferansta deneyimlerini aktardı. Kapanışta Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja, 67. BM Genel Kurulu Başkanı Vuk Jeremic ve Dışişleri Bakanı Almet Davutoğlu söz aldı ve arabuluculuk konusunun Türkiye’ye yapacağı katkılar masaya yatırıldı.

Davutoğlu Türkiye’nin neden arabuluculuk konusuna eğildiğini şu sözlerle anlattı: “Soğuk savaştan sonra artık mikro düzeyde ara buluculuk makro düzeyde arabuluculuktan çok daha önemli hale geldi. Yani küresel zeminde ara buluculuk değil daha mikro zeminde bir ara buluculuk önemli oldu. Çünkü siyasi gerginlik belli bir yerde olduğunda mikro düzeyde orada bu sorunu çözme ihtiyacı doğdu. Ara buluculuk onun için gittikçe önem kazanıyor. O nedenle de son iki yılda bu girişim önemli oldu. Daha çok ara buluculuğa ihtiyacımız olmaya başladı”

Euronews’a konuşan Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (SAM) Başkan Yardımcısı Doçen Doktor Mesut Özcan hem konferansın ne anlam ifade ettiğini anlattı hem de Türkiye’nin son dış politik gelişmelerle ilgili pozisyonunu anlattı. Özcan, “Suriye’de Türkiye’siz bir çözüm olamaz” dedi.

Euronews: Sayın Özcan, Türkiye’nin son yıllarda arabulucu olma konusunda bir merkez olma düşüncesi var gibi görünüyor. Öyle değil mi?

Mesut Özcan: Bu, bu konuda düzenlediğimiz ikinci toplantı. Türkiye’nin son yıllarda bu konuyla ilgili Balkanlar’da ve Ortadoğu’da çalışmaları var. Bunlar belirli ölçülerde başarı kazanılmış çalışmalar ve bazıları halen devam ediyor. Türkiye bir yandan bunları çözmek için çaba harcıyor bir yandan da bunu öğreniyor. Ama aynı zamanda kendi tecrübesini ve alandaki diğer tecrübeleri bir araya getirerek buradan sonuçlar çıkarmaya çalışıyor. Yeniden bölgedeki, yakın çevredeki sorunların arabuluculukla çözülmesi için çaba harcıyor. Bunun örnekleri var: Afganistan’da, Somali’de, Sudan’da örnekleri var. Bu tür konferanslarla, çalışmalarla bunun arka planını dokumak, akademik anlamda arka planını dokumak, akademisyenlerden faydalanmak, bu işin pratiğini yapmış kişilerden faydalanmak, hem öğrenmek hem de kendi pratiğini aktarmak hedefleniyor.

Euronews: Türkiye’nin bu alanda en bilinen çalışması Suriye-İsrail görüşmeleri değil mi? Ayrıca Bosna ve Afganistan’da bu yönde çalışmalar vardı.

Mesut Özcan: Irak içindeki gruplar arasında, Afganistan-Pakistan, Sudan-Güney Sudan arasında çeşitli girişimler oldu. Somali ve Somaliland arasında da çeşitli girişimler söz konusu. Bu bağlamda Türkiye’ye çok çeşitli talepler geliyor. Türkiye bu alanda, sorunların üzerine kendisi atlamış değil. Bu talepler geldikçe rol oynuyor. Bugünlerde Afrika boynuzunda Eritre-Etiyopya konusunda çeşitli talepler var. Türkiye bu alanlarda rol oynayabilir. O bakımdan Türkiye hem yaptıklarını anlatmak hem de diğer başarılı örnekleri dinlemek istiyor. Bu alana ciddi bir ilgi var hem akademide hem de diğer alanlarda. Bu ilgiyi canlandırmak gibi bir amaç söz konusu.

Euronews: Peki bunun için Dışişleri Bakanlığı’nda kurumsal olarak bir hazırlık var mı? Yeni birimler açılacak mı?

Mesut Özcan: Bu konuda karar alınmış durumda. Daha fazla kaynak ayrılıyor. Arabuluculuk ile ilgili bir merkezin oluşması gündemde. Bu alanda Türkiye konuyu uluslararası örgütlerde gündeme getiren, rol oynamaya çalışan bir ülke. Burada amacı bu rolünü pekiştirmek Türkiye’nin görünürlüğünü arttırmak. Bakanlık bu konuya eskisinden fazla önem veriyor. Bakanın şahsında çeşitli girişimler var. Ayrıca Somali ve Sudan’daki gibi büyükelçilerin çabalarıyla girişimler oluşuyor. Irak örneğindeki gibi ülke içindeki grupları yakınlaştırma çabaları söz konusu. Türkiye’nin Balkanlar’daki gibi Boşnaklar, Hırvatlar ve Sırplar arasında yakınlaştırma çabaları olmuştur. Türkiye yakın çevresindeki sorunların çözümü çerçevesinde bu aracın daha fazla kullanılması için çaba harcıyor.

Euronews: İsrail-Filistin sorunu bölgedeki en önemli sıkıntılardan biri. Filistinli grupların kendi aralarındaki anlaşmazlık da önemli bir engel. Bu konuda Türkiye ne yapıyor?

Mesut Özcan: Türkiye’nin bu noktada çeşitli çabaları var. Öncelik olarak bu konuda İsrail’in ve Filistin’in bir hazırlık içinde olması gerekiyor. Filistin tarafında, gruplar arasında sorunlar var. Türkiye bunun çözümü için her iki tarafla da görüşmeler yapıyor. Sayın bakanın bu konudaki gelişmelerinin bir kısmı basına yansıyor bir kısmı yansımıyor. İsrail tarafında da bu tür bir atmosferin oluşması söz konusu. Amerikan Dışişleri Bakanı Kerry’nin bölgeye gelişi ile beraber Ortadoğu’da böyle bir barış atmosferinin oluşabileceği anlaşıldı. Bölge ülkelerinin amacı böyle bir hava oluşturup çözüm meselesini yeniden bölgenin gündemine sokabilmek. Bu yüzden Türkiye, hem Filistin tarafı ile hem de diğer bölgesel aktörlerle konuşarak, Mısır, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerle temas edilerek bu atmosferi oluşturmaya çalışıyor.

Euronews: Peki Türkiye Suriye konusunda bu pozisyonunu yitirdi mi? Muhaliflerle rejim bir süreç içinde müzakereye başlarsa Türkiye bu süreçte rol oynayabilir mi? Çünkü Suriye rejimi ile bir temas kalmadı gibi görünüyor.

Mesut Özcan: Sonuçta Türkiye oradaki kanın bir an önce durmasına çalışıyor. Yıllar içinde yapılan her şey buna matuf şeylerdir. Bu hafta Türkiye’de bir Suriye Çekirdek toplantısı yapılacak. Türkiye burada çabalarını sürdürecek. Suriye’de Türkiye’nin içinde olmadığı bir çözümün başarılı olması mümkün değil. Türkiye’de 350 binden fazla mülteci var. Suriye muhalefetinin İstanbul’daki varlığını biliyoruz. Bu çerçevede Türkiye’nin bu meselede muhakkak rolü olacak. Bu soruna çözüm bulmak için çabaların içinde olacak. Sorunun çözümü için mutlaka Türkiye’nin de içinde bulunduğu çabalar yürütülecek.

Euronews: Suriye’de Nusra cephesi ile ilgili ABD’nin ve Batılı ülkelerin endişeleri var. Bu grubun El Kaide bağlantılı olduğu belirtiliyor. Türkiye bu endişeleri paylaşıyor mu?

Mesut Özcan: Türkiye bu noktadaki görüşünü defalarca dile getirdi. Bölgede kimse radikal güçlerin egemen olmasını istemiyor. Türkiye de bunu istemiyor. Türkiye en başından itibaren muhaliflere en kapsayıcı şekilde yapılanmaları, askeri yapının emir komuta içine girmesi ve rejimin karşısına çıkacaksa, düzenli bir şekilde çıkması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin pozisyonunda bu açıdan değişiklik yok. Türkiye için önemli olan mümkün olan en kısa zaman içinde rejimin gitmesi, muhalefetin de mümkün olan en kısa zaman içinde emir komuta içinde çalışan bir yapıya bürünmesidir.

Bora Bayraktar, Euronews