Son Dakika

Müzayede evleri krizden nasıl etkilendi?

Okunan haber:

Müzayede evleri krizden nasıl etkilendi?

Metin boyutu Aa Aa

Avrupa Sanat Vakfı’nın yıllık raporuna göre sanat eserleri satışında yıllık dönen para miktarı 43 milyar Euro. Bunun 36 milyarlık kısmı Avrupa’ya ait. Avrupa’yı Amerika ve Çin takip ediyor. euronews Paris temsilcisi Giovanni Magi dünyaca tanınmış müzayede şirketlerinden Sotheby’s‘in Fransa kolunun Genel Müdür Yardımcısı Guillaume Cerutti’yi konuk etti. Cerutti konunun en yetkin isimlerinden biri olarak “bu pazara yeni girenler kimler? Krizin etkileri ne ölçüde görülüyor? Vergi rejimlerinin satışlar üzerindeki etkisi nedir?” gibi soruları yanıtladı.

euronews:
“Ekonomik kriz sanat eserlerine talebi ne kadar etkiledi?”

Guillaume Cerutti (Sotheby’s France):
“Uluslararası ekonomik kriz her sektörü olduğu gibi sanat eserleri pazarını da etkiledi ama tabii ki kendisine has şartları olan bir pazar olduğundan o da kendine özgü bir şekilde etkilendi. Bu çok şaşırtıcı bir pazardır. Öyle ki yalnızca ferdleri aktör olarak görürsünüz, özel koleksiyoncular ve çok özel nesneler. Nev’i şahıslarına münhasır özellikleri vardır. Kriz zamanındaki duruma gelince, müstesna eserler, az bulunan parçalar, hatta şaheser tabir ettiğimiz, önemli prestije sahip büyük tablolar, krizden etkilenmedi. Hatta büyük amatörler tarafından daha çok talep edildiklerini de söyleyebilirim. Ancak bunun aksine daha az değer biçilen eserler, bir ifadeyle daha gerçekçi bir ilgi gören fakat daha az tanınan tablolar ise krizden etkilendi. Yani kriz eserin özellikleri ve önemine göre farklı etkiler yaptı.

euronews:
“Bazı açık arttırmalarda kimi sanat eserlerinin çok yüksek rakamlara alıcı bulduğuna şahit oluyoruz. Bu eserler her zaman güvenilir yatırım araçları mıdır yoksa emlak piyasasında olduğu gibi bir gün balon patlayabilir mi?”

Cerutti:
“Büyük müzayedelerde rekor fiyatlarla bazı satışların yapıldığını görüyoruz. Mesela geçen sene Sotheby’s in New York ofisi Edward Munch’un “Çığlık” adlı tablosunu satmıştı. Bu tanınmış esere 120 milyon Dolar ödendi. Paris’te de Picasso’nun eserleri satılmıştı, örnek olarak Dora Maar’ın portresi 7 milyon Euro’ya alıcı bulmuştu. Şüphesiz satış rakamları etkilenirken sanat eserlerinin bunun bir şekilde dışında kaldığını söyleyebiliriz. Gerçek biraz farklı bir şekilde yansıyabiliyor. Mesela alıcı sayısı azaldı. Genel ekonomik durumdan duyulan endişe kendisini hissettiriyor.”

euronews:
“Yani bu pazar artık daha da mı fazla elitlere ve çok zenginlere hitap ediyor?”

Cerutti:
“Sanat eserleri pazarı dediğinizde bunun içinde birçok farklı pazarlar olduğunu bilmek gerekiyor. Eğer empresyonist ve modern ressamların büyük tablolarını ele alırsanız, bunların başlıca eserlerinin fiyatı çok yüksektir ve sorunuzun cevabı “evet” olur. Bunları ancak çok zenginler alabiliyor. Picasso’nun bir eserini alabilmek için çok paranız olmalı. Fakat aynı zamanda sanat eserleri piyasasında bazı alanlar da varki çok düşük ücretler ödeyerek bazı eserleri edinebilirsiniz. Örnek olarak gravür pazarı da size bir Picasso eseri alma imkanı sağlayabilir, çok önemli bir sanatçı tarafından yapılmış hakiki bir eserdir, fakat birkaç yüz Euro ödeyerek sahip olabilirsiniz. Şubat ayı sonunda Paris’te Crommelynck’ten gelen eserler yalnızca birkaç yüz Euro’ya alıcı buldu.”

euronews:
“Sizin satışlarınıza baktığınızda hangi sanat türü öne çıkıyor?”

Cerutti:
“Bugünün pazarında en çok ilgi görenler 20. yüzyıl eserleridir diyebilirim. Empresyonizm, modern sanat, savaş sonrası dönem eserleri bugün en yüksek fiyat ödenen alanlar. Diğer bazı alanlar da son yıllarda çok hızlı gelişim gösterdi. Örneğin Afrika ve Okyanusya eserleri son yıllarda pazarın önemli parçası haline dönüştü. Son birkaç yıldır bazı Asyalı alıcılar da pazara girdi. Özellikle Çinliler kendi tarihlerine ait eserleri almakta çok istekliler. İmparatorluk dönemine ait değerli taşlar, mühürler ya da seramiklere olan ilgi son yıllarda büyük ölçüde arttı.”

euronews:
“Müşterileriniz kimler? Profilde bir değişim görülüyor mu?”

Guillaume Cerutti:
“Son yıllarda alıcılarımızın profilinde belirgin bir değişiklik görünüyor. Bundan on yıl kadar önce koleksiyoncu bir alıcı ya Avrupalı olurdu ya da Amerikalı. Şimdi müşterilerimizi tanımlamak daha zor. Artık Avrupalı ve Amerikalıların yanında Rus, Çinli, Hintli ve Latin Amerikalıların arttığını görüyoruz. Ayrıca farklı bazı disiplinlerin de geliştiğini görüyoruz. Fotoğrafçılığı ya da Afrika ve Okyanusya sanatlarını ele alın, daha genç ve yeni bir alıcı grubuyla karşılaşırsınız, ki bu bizim alıştığımız on yıl önceki koleksiyoncu tipinden farklıdır.

euronews:
Koleksiyoncular için Paris halen cazibesini koruyor mu?”

Guillaume Cerutti:
“Paris ve Fransa bundan 40 yıl önce sanatın dünyadaki merkezi konumundaydı. O dönemde Fransa ve Paris sanatçıların daha yoğun olduğu, yaratıcılığın daha çok görüldüğü vazgeçilmez yerlerdi. Sanat eserleri pazarının daha dar olduğu bu dönemde bazı satıcılar ve müzayede evleri pazarın tümünü yönlendirebillirdi. Aynı anda var olan bazı ülke pazarlarından sözedilebilirdi. 1970 lerde, 80, 90’larda ve 2000’lere gelindiğinde pazar artık uluslararası bir hal aldı. Bu dönemde Fransa da biraz zemin kaybetti. Çünkü bu ülkede genelde korumacı refleksler veriliyor. Fransa’da küreselleşmeye karşı hep bir korkunun olduğu görüldü. Böyle olunca da bu ülke treni kaçırdı ve ilk sıradaki yerini kaybetti. Artık onun yerinde büyük satışların yapıldığı daha dinamik yerler bulunuyor, Londra ve New York gibi. Hatta artık Hong Kong da önemli bir satış noktası haline dönüştü.”

euronews:
“Peki bu pazar farklı ülkelerdeki farkı vergi rejimlerine göre şekil alır mı?”

Guillaume Cerutti:
“Sanat eserleri pazarı, vergi rejimleri ve yönetmelikler karşısında çok hassastır. Bunun da sebebi çok basit. Çünkü bu pazarda satılan nesneler tıpkı alıcıları gibi çok kolay yer değiştirebilen nesnelerdir. Bir eser Paris’te satılmıştır ama sahibi onu Londra ya da Cenevre’de satışa sunmayı düşünebilir. Yine bir koleksiyoncu Paris’te bir açık artırmaya katılabildiği gibi, Londra, Cenevre ya da New York’a da internet yoluyla, katoalog gönderilmesi yoluyla ya da bulunduğu yerden çok uzaktaki müzayede evleriyle temasa geçerek katılabilir. İşte bu noktada da vergi rejimlerinin çok etkili olduğu görülür ki bu, koleksiyonerlerin hareketini ve alacakları sanat eserini belirgin bir şekilde etkleyebilir.”

euronews:
“Sizin 2013 ve sonrası döneme dair beklentileriniz nedir?”

Guillaume Cerutti:
“Son yıllarda şunu görüyoruz ki; diğer birçok sektörde de olduğu gibi, 2000’li yıllardaki hızlı yükselişin ardından 2008-2009’da bir kriz dönemi yaşandı. Bu öncelikle bir güven kriziydi ve pazarın daralmasıyla sonuçlandı. Sonrasında ise yine hızlı bir çıkış oldu. 2010-2011’de çok geliştik. 2011 yılı sanat eserleri pazarı için çok güzel bir yıl oldu. 2012’de bir miktar gerileme olunca 2013’ü dikkatli bir şekilde izliyoruz. Bazı risklerin olduğunu düşünüyorum. Satışa sunulan eserler için bir değer belirlenirken çok temkinli olmak gerekiyor. Artık hem alıcıların hem satıcı kurumların ekonomik ufukları birbirine çok yakınlaştı. Artık çok uzun vadeli planlar yapmıyorlar. Bu seneyi izliyorlar ki Avrupa’da gelişme için zor bir yıl olduğu inkar edilemez, sonrasında da temkinli hareket ediyorlar. Bu çerçevede bize düşen çok cazip bazı değerlendirmelerdense güveni arttırmak için seçici olmamız. Sotheby’s‘de satışa koyduğumuz eserlerin kalitesi yönünden de seçici olmalıyız ki bu bizim için başlıca hedeflerden biri konumunda.”