Son Dakika

Okunan haber:

İsrail Erdoğan’ın Gazze ziyaretine ses çıkarmayacak


Türkiye

İsrail Erdoğan’ın Gazze ziyaretine ses çıkarmayacak

Ortadoğu coğrafyasında küçücük bir yer kaplayan Gazze şeridi büyük, çok büyük bir sorun. Gerek insani açıdan gerekse uluslararası ve bölgesel politikalar açısından. Bu küçük toprak parçasında yaşananlar bölgenin iki güçlü devletini karşı karşıya getirdi. Hem de bir dönemin iki müttefik devletini. Şimdilerde Gazze, bölgedeki en önemli savunucusunu, başbakan Erdoğan’ı karşılamaya hazırlanıyor. Bu ziyarete kuşkuyla, endişeyle bakanlar az değil.

Başbakan Erdoğan’ın gerçekleştirmeyi planladığı Gazze ziyareti, doğurabileceği sonuçlar açısından Ortadoğu için son derece önemli bir hamle. Türkiye açısından çok önemli bir dış politika girişimi. Amerikan Dışişleri Bakanı Kerry’nin gezinin ertelenmesi yolundaki talebi, Gazze ziyaretinin bölgesel ve küresel politikalar açısından da önemli olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu ziyaretten en çok etkilenecek olanlar ise hiç kuşkusuz Filistin’deki Abbas yönetimi ve İsrail. Ancak buna rağmen, basın üzerinden gelen birkaç küçük açıklamanın ötesine geçen net bir tavır yok. Özellikle de İsrail cephesinde. Peki ama bu durum normal mi? Böylesine önemli bir girişim öncesi, bu geziye açıkça karşı olan İsrail neden sesini çıkarmıyor?

İstanbul Kültür Üniversitesi bünyesindeki Küresel Eğilimler Merkezi GPOT ve İsrail’den The Van Leer Jerusalem Institute’un ortak çabalarıyla bir grup Türk gazeteci olarak İsrail’de milletvekilleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve üst düzey diplomatlarla yaptığımız görüşmelerde bu soruların yanıtını aradık. Sıcak İsrail günlerinde bir yandan Filistin meselesinin içinden çıkılmazlığını sahada incelerken diğer yandan, İsrail’in Türkiye’yi kazanmak için ne kadar çaba harcadığına tanık olduk. İsrail, yaşanan bütün sorunlara rağmen Ankara ile ilişkilerini kaybetmemek, belli bir düzeyde koruyabilmek istiyor. Netanyahu’nun Mart ayında gelen özrü de bu tezi güçlendiriyor.

İsrail Dışişleri Bakanlığı’nda üst düzey bir diplomat ile yaptığımız görüşmede İsrail’in bölge ve Türkiye politikalarının şifrelerini alıyoruz. “İsrail’in dış politikada üç önceliği var; İran, İran ve İran” diye söze giriyor, hızlı hızlı konuşan, analitik bir sunum yapan yetkili.

İsrail’in hali hazırda varoluşsal en büyük tehdit algısının İran olduğu zaten bilinen bir gerçek. İsrail İran tehdidini, nükleer silahlar, bu silahları taşıyacak füzeler, “teröre verilen” destek –ki bunun içine Suriye’de Esad, Lübnan’da Hizbullah’a verilen destek önemli bir yer tutuyor- ve İran’ın İsrail karşıtı sert söylemi olarak tanımlıyor. İsrail’in meselenin hala diplomatik yollarla çözülebileceğine inancı var.

Bölgedeki değişim ise İsrail için ikinci önemli dış politik sorun. Belirsizlik ve risk devam ediyor. Bölgede kurulacak yeni yönetimlerin nasıl şekil alacağı İsrail’in de kaderini etkileyecek. İsrailli üst düzey diplomata göre işte bu iki sorun karşısında Tel Aviv’in politikası üç sac ayağı üzerinde yükseliyor: “Stratejik sessizlik, elindeki kazanımları korumak ve yeni fırsatlar aramak.” Türkiye’ye yönelik tavır bu ifadelerle netleşiyor.

İsrail son iki buçuk yıldır Türkiye ile ilgili açıklamalarında çok dikkatli davranıyor. Başbakan Erdoğan’ın ya da Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun eleştirilerine karşılık vermemeye çalışıyor. Bunu yaparken iki ülke ilişkilerinin farklı düzlemlerde devamını sağlamak istiyor. Stratejik sessizlik bu şekilde işliyor. Bu politika gereği, İsrail Başbakan Erdoğan’ın Gazze ziyaretine ses çıkarmayacak gibi görünüyor. Tel Aviv bu ziyaretin İsrail açısından olumlu bir sonuç doğurmayacağına inanıyor. Türkiye’de İsrail karşıtı bir söylem geliştireceğinden endişe ediyor. Ama tüm bunlara rağmen doğrudan bu ziyarete karşı İsrail hükümetinden bir açıklama yapmaktan kaçınıyor. İtirazını dolaylı yollardan iletiyor. “Erdoğan’ın kararına kesinlikle müdahale etmeyeceğiz. Türkiye’nin Hamas’la olan ilişkisine başından beri karşı çıkıyoruz. Filistinlilere yardım için en iyi yolun Hamas’ın desteklenmesi olduğuna inanmıyoruz” diyor İsrailli üst düzey yetkili.

Evet, İsrail kazanımlarını, ilişkilerini korumaya çalışıyor. Türkiye’den özür dilenmesinin ardında da bu var, başbakan Erdoğan’ın planlanan Gazze ziyareti sert açıklama yapılmamasının da. İsrail farklı yollarla ikili ilişkileri geliştirmeye çalışıyor. İsrailli kaynaklar, bunun için, Irak ve Suriye’deki gerginlik dolayısıyla sıkıntıya giren Türk-Arap ticaretinde Tel Aviv köprü olmayı önerdiğini anlatıyor. İsrailli kaynaklara göre Türk özel girişimcileri ile Ürdünlü yetkililer İsrail üzerinden ticareti hızlandırmış durumda. Bir süredir haftada üç kez Hayfa Limanı üzerinden Türkiye’den Ürdün’e mal akışı sağlanıyor.

Geçmişte Türkiye ile İsrail’i birbirine bağlayan askeri ilişkiler artık yok. Bu noktada geri dönüş de beklenmiyor. Önümüzdeki dönemde yerini ticaret ve enerji konularına bırakacak gibi görünüyor. İsrailli yetkili de bunu doğruluyor. İsrail, Filistin meselesinin Ankara-Tel Aviv ilişkilerini daha fazla “zehirlemesini” istemiyor. “Ortadoğu değişiyor. Sadece İsrail için değil Türkiye için de değişiyor. Konuşacak çok önemli konularımız var. Bu konu ne kadar çabuk kapanırsa o kadar iyi olur. Suriye meselesi yıllar sürebilir bu nedenle bu konulara odaklanmamız gerekiyor” diyor İsrailli diplomat.

Ama son yıllarda yaşananlar gösteriyor ki Türkiye Filistin ve Hamas konusundaki duruşunu değiştirmeyecek. Bu da iki ülke ilişkilerinde her an patlamaya hazır bir bomba etkisi yapıyor. Ankara Hamas’ın dışarıda bırakılmasının da sorunlara katkı sağlamadığını İsrail’e anlatmaya çalışıyor. Başbakan Erdoğan’ın gezisinden çıkacak netice sadece Filistin sorununu değil Türk-İsrail ilişkilerinin seyrini de etkileyecek.

Bora Bayraktar, Kudüs