Son Dakika

Okunan haber:

Sarin gazı: Renksiz, kokusuz ve tatsız bir katil


Suriye

Sarin gazı: Renksiz, kokusuz ve tatsız bir katil

Suriye’de kimyasal silahların kullanılıp kullanılmadığı sorusu uluslararası kamuoyunu uzun zamandır meşgul ediyor. Geçtiğimiz nisanda bir Belçika televizyonu ülkenin kuzeyindeki Azaz bölgesinde yaptığı bir röportajda Sarin gazının kullanıldığını bildirdi. Görüştükleri bir Suriyeli doktor hastaneye yatırılan mağdurlara uygulanan tedaviyi şöyle anlatıyordu:

“Atropin adlı bir ilaç var. Bu ilacı onlara panzehir olarak verdik. İşe yaradı ve hayatlarını kurtardı.”

Atropin organofosfat zehirlenmelerinin panzehiri olarak biliniyor. Tıpkı Sarin gazı gibi organofosfatlar canlılarda sinir sistemini hedef alıyor. Bu zehir, zirai ilaçlar üzerinde çalışan bir Nazi kimyager tarafından 1938’de şans eseri keşfedildi. Nazi Almanya’sı bu böcek ilacından tonlarca üretmesine rağmen asla kullanmadı.

Buna karşılık Saddam Hüseyin’in bu zehri 1988’de kullandığı düşünülüyor. Irak’ın kuzeyinde Kürtlere karşı düzenlenen katliamda binlerce masum hayatını kaybetti.

Renksiz, kokusuz, tatsız, havada ve suda hızla yayılabilen Sarin gazının sadece 50 miligramı bir canlının 10 dakikada boğularak hayatını kaybetmesine neden oluyor.

Şiddetli baş ağrısı, nefes almada zorlanma, mide bulantısı, felç ve kalp krizi bu kimyasal zehrin belli başlı belirtilerini oluşturuyor.

Tahminler soğuk savaş döneminde Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya’nın bu zehirden çok önemli bir miktarda ürettiği yönünde. 1991’de Birleşmiş Milletler, üretimini ve kullanımını yasaklarken gazı kitle imha silahı olarak sınıflandırdı.

Kimyasal silahların yasaklanması üzerine 1993’te hazırlanan uluslararası antlaşmayı 162 ülke imzaladı. İsrail ve Myanmar antlaşmayı imzaladıkları halde asla uygulamadı. İmzalamayan ülkeler ise Angola, Kuzey Kore, Güney Sudan, Mısır, Somali ve Suriye idi.

Japonya’da kurulan Aun adlı bir dini örgüt ise 1995’te metroda Sarin gazı kullanarak düzenlediği saldırıda 12 kişinin hayatını kaybetmesine ve 5500 kişinin yaralanmasına sebep oldu.

1993 antlaşmasına imza koyan ülkeler ellerindeki stokları yok etmeyi taahhüt etti. Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya bu konuda önemli adımlar attı. Fakat günümüzde bu zehirli gazlardan nerede ve ne miktarda bulunduğu kesin olarak bilinmiyor.