Son Dakika

Okunan haber:

İslam Devrimi'nden 34 yıl sonra İran


Insight

İslam Devrimi'nden 34 yıl sonra İran

Dünyanın geri kalanından her zaman farklı olmayı isteyen ve usanmadan akıntıya karşı yüzen Iran, kısa süre sonra yeni cumhurbaşkanına kavuşacak. Batı ile on yıllardır devam eden cepheleşmeler ekonominin gerilemesine ve her yıl artan yaptırımlara neden oluyor. Bu durumun faturasını günün sonunda İran halkı ödüyor. Bu konuyu uzman Ruzbeh Parsi ile inceleyeceğiz. Ama hemen öncesinde gelin duruma bir göz atalım:

İran’ın son hükümdarı mutlakiyetçi ideallere sahipti. Şah Muhammed Reya Pehlevi ülkeden kaçtığında hayalleri de yok oldu. Ardından İran İslam Cumhuriyeti’nin mutlakiyetçi lideri Ayetullah Humeyni geldi. Temellerini attığı teokrasinin 30. yılını doldurduğu günümüzde İran modernizm ile dindarlık arasında dengeyi kurmakta hala zorlanıyor.

Şah’a göre İran’ın geleceği milliyetçilikten, modernlikten, Batı ile entegrasyondan geçiyordu.

Ayetullah Humeyni için ise bu sadece İran’ın İslamlaşması ile mümkündü. O, adalet, özgürlük, eşitlik ve İran’ın uluslararası statüsünün iyileştirileceği sözünü verdi.

Ama Amerika Birleşik Devletleri karşısında bu hayal başarısızlığa mahkum edildi. İran yandaşlarını bir bir kaybetti.

İran ile Batı arasındaki ilk cepheleşme 1979’da Tahran’da ABD Büyükelçiliği’nde yaşanan rehin alma olayı ile başladı.

Saddam Hüseyin’in Batılı ülkelerden destek alarak İran’ı işgal etmesi ise kızgınlığı daha da artırdı. Aradaki husumet yıllar geçtikçe arttı. İran’ın nükleer hedefleri yüzünden belki de zirve yaptı.

Amerika ise İran’ı “terörizmin sponsor devleti” ilan etti. Buna karşılık Tahran, ABD’nin uluslararası yaptırımlarla İran’ı izole etme çabalarını örnek göstererek, Washington’u ülkenin toprak bütünlüğüne karşı en büyük tehlike olmakla suçladı.

Başkan Barack Obama’nın göreve gelmesi ile diyalog için yeni bir fırsat doğdu. Obama İranlı yöneticilere “yumruğunuzu sıkmayı bırakırsanız elimizi size uzatırız” diye seslendi.

İran’ın lideri ise bu çağrıya “Silahlarınızı İranlılara çevirmeyi bırakırsanız, sizle konuşurum” yanıtını verdi.

İran’ın günümüzdeki tavrı ile uygulanan politikalar arasında büyük farklar bulunuyor. Pazarlıklara devam etmek için İran bu iki konu arasında bir denge oluşturma çabasında. Bu da politikaların asla netlik kazanmamasına neden oluyor.

Uzun menzilli füzelerin üretimi, nükleer merkezlerin sayısındaki artışla İran Batı’ya karşı direnebileceğini gösteriyor. Peki bu İran için nelere mal oluyor?

Mesud Imani, euronews:
“Avrupa Birliği Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü araştırmacılarından Ruzbeh Parsi Stokholm’den yayınımıza katılıyor. İran İslam Devrimi’nden 34 yıl sonra İran’ı nasıl tanımlarsınız? Radikal? Pragmatik? Pragmatik ve radikal? Ya da başka bir şey?”

Ruzbeh Parsi:
“Bence bu, devrimden çıkan bir rejimin, devrim söylemleri ile onlara uymayan hali hazırdaki politikalarını barıştırma girişimleri.
Bu rejim birçok yönden statükoyu temsil ediyor.”

euronews:
“Neden İran, uluslararası komu oyu ile olan ilişkilerinde akıntıya karşı yüzüyor.”

Ruzbeh Parsi:
“Aslında bazı yönlerden bu durum devrime kadar uzanıyor. Genel olarak amaç, dünyanın kendilerine daha doğru gelen bir şey için yeniden şekillendirilmeye çalışılması. Belirli bir açıdan bakıldığında hala bu hedefe ulaşmayı deniyorlar.”

euronews:
“Batı tarafından uygulanan yaptırımların faturasını kim ödüyor? İranlılar mı? Yoksa İran’ın nükleer programı mı?”

Ruzbeh Parsi:
“Şu anda, İran’a uygulanan yaptırımların bir çoğu genel olarak toplum ve halkın sırtına biniyor. En azından şimdilik devlet bu durumdan zarar görmüyor.”

euronews:
“Sizce ABD ve İran bir gün pazarlık için aynı masaya oturabilir mi?”

Ruzbeh Parsi:
“Bence bu kaçınılmaz. Buradaki asıl soru kimin siyasi arzuya ve cesarete sahip olduğunu ve sadece sessizce değil gerçekten
bir şeyler yapmaya başladığını görmek.”

euronews:
“Şu anda bölgede, Orta Doğu’da ve küresel arenada yaşanan senaryo, İran ile Batılı ülkeler arasındaki gelişmeler jeopolitik bir bilek güreşinin yapıldığını mı yoksa İran’daki bir demokrasi sorununu mu işaret ediyor?”

Ruzbeh Parsi:
“Bence ikisinden de biraz var. Yani İran insan hakları konusunda eleştirilmeyi hak ediyor. İran’ın bölgede yaptığı bazı şeyler gereksiz ama bu aynı zamanda coğrafi konumunun gereği. Tahran yönetiminde kim bulunursa bulunsun bazı konular hep tartışılıyor.”

euronews:
“Peki ya Yeşil Hareket? Bu harekete ne olacak?”

Ruzbeh Parsi:
“Bir “hareket” olarak kabul edilebilmesi için sürekli olması gerekli. Bence memnuniyetsizliğin olduğu kesin. Fakat bu durumun
nasıl bir şekil alacağı ya da şu andaki hareketin içinde nasıl bir yapı kazanacağı farklı bir konu.”

euronews:
“İran’da kararları kim alıyor?”

Ruzbeh Parsi:
“Kararlarda son noktayı koyan kişi dini lider Ali Hamaney.”

euronews:
“Fakat İran’daki politikalar bundan çok daha karmaşık. Farklı karar alma mercileri mevcut değil mi?”

Ruzbeh Parsi:
“Kesinlikle. Politika farklı güç ağlarından ve topluluklarından oluşuyor. Bu ağlar askeri kurumların, siyasi dünyanın ve işlerin içlerinde bulunuyor. Bu yüzden de son kararı Hamaney’in verdiğini söylüyorum. Bir karar almadan önce bu farklı ağlarla gruplaşmaları göz önünde bulundurması gerekiyor. Çünkü alacağı kararları onlar destekleyeceği için bu gerekli.”

euronews:
“Bu cepheleşmede daha çok kim zarar görüyor? İran mı yoksa Batı mı?”

Ruzbeh Parsi:
“Şu andaki güçlere ve jeopolitik dengelere baktığınızda en çok zarar görecek olanın İran olduğunu söyleyebiliriz. Amerika Birleşik Devletleri İran’ı bölgede bir sorun olarak görebilir. Ama Orta Doğu’da onların da başlarında çözmeleri gereken sorunlar var. Bununla beraber Batı siyaseti ve İran’a karşı politikaları Batı’nın da bir fatura ödemeyeceği anlamına gelmiyor.”

euronews:
“İran’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerini kim kazanacak?

Ruzbeh Parsi:
“Burada elimizdeki tek somut kural, son yirmi yıldaki tüm cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hep sürprizlere gebe oldu. Bence aynı durum bu seçimler için de geçerli.”

euronews:
“Yeni cumhurbaşkanının 4 yıllık görev süresi boyunca İran’da neler olacak?”

Ruzbeh Parsi:
“Gelecek iki yıl çok önemli. Çünkü her şeyden öte, ortada bir yönetim sorunu var. Ülke çok kötü şekilde yönetildi. Toplumda güven sorunu var ve tabii ki en hayati sorun, artık hiç işlemeyen ekonomik politikalar, mali durum ve mali yapı.”

euronews:
“Batı ile olan çatışmanın sonunu nasıl görüyorsunuz? Bir anlaşma mı yoksa savaş mı söz konusu?”

Ruzbeh Parsi:
“Aslında sadece bir uzlaşma umabiliriz. Bence tüm taraflar bu konuda hem fikir. Burada yanıtlanması gereken soru önüne geçilemeyecek çatışmalar başlamadan önce bir uzlaşmaya varılıp varılamayacağı.”