Son Dakika

Okunan haber:

İran'ın en güçlü lideri Ali Hamaney


Insight

İran'ın en güçlü lideri Ali Hamaney

Batı İran Devrimi’nin en büyük koruyucusunu “Ayetullah” adıyla tanıyor. Peki Ali Hamaney’in görevi dini mi yoksa siyasi mi? California Üniversitesi Sosyoloji profesörlerinden Kazım Alemdari ile bu soruya yanıt bulmaya çalışacağız. Ama öncesinde gelin ülkenin dini liderini biraz daha yakından tanıyalım.

74 yaşındaki Ali Hamaney İran İslam Cumhuriyeti’ndeki en yüksek mevkide bulunuyor. Cumhurbaşkanının da üzerindeki rolü,
ordu başkomutanı olmasını ve komutanları atama hakkına sahip olmasını sağlıyor. Ayrıca barış imzalama, savaş açma ya da referanduma gitme kararını alma yetkisini de elinde tutuyor.

Ali Hamaney, selefi Ayetullah Humeyni’nin vefat etmesinin ardından 1989 haziranında 80 üst düzey din adamının oluşturduğu Uzmanlar Meclisi tarafından ülkenin dini liderliğine seçildi. Yapılan anayasa değişikliğinin ardından dış ilişkiler, savunma ve adalet gibi kilit noktalarda tüm kontrolü eline geçirdi. Ayrıca İran Anayasa Muhafızları Konseyi’nin 12 üyesini de seçme hakkına sahip oldu. Bu konseyin temel görevi yasa tasarılarının dine uygunluğunu kontrol etmekti.

Birçok gözlemci dini lideri, 1979’daki İslam Devrimi’nin ve rejimin en sert savunucularından biri olarak görüyor. Ayrıca dini lider hapishanelerdeki işkenceler, Irak’a karşı savaş ya da Salman Rüştü davası gibi konulardaki katı tavrı ile ön plana çıkıyor.

Dini lideri eleştirmek ise İranlıların cesaret edebildiği konulardan biri değil. 2009’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mahmud
Ahmedinejat’a karşı yapılan protestolarda göstericiler Hamaney ve Ahmedinejat karşıtı sloganların faturasını çok ağır ödedi. Cumhurbaşkanlığı adayı Hüseyin Musavi ve Mehdi Kerrubi ev hapsinde tutulurken protestocular büyük bir şiddete maruz kaldı.

İran’ın dini lideri son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halkın en çok tepkisini çeken isim oldu. Mehdi Kerrubi ve Hüseyin Musavi’nin mahkeme kararına gerek duymadan göz hapsinde tutulmasına karar verdi.

Protesto gösterilerinde göz altına alınan ya da kaybolan birçok kişiden haber alınamadı. 1997’de bir Alman mahkemesi, eski cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani ile dini lideri 5 yıl önce muhalefet liderlerinin Berlin’de buluştuğu bir yemeğe saldırı düzenletmekten suçlu buldu.

Hamaney kendisini bir devrimci olarak tanımlıyor. Bir diplomat olarak ise görmüyor. Bununla beraber Amerika Birleşik Devletleri ile olan ilişkiler ve ülkesinin nükleer faaliyetleri hakkındaki kararlarda son noktayı dini lider koyuyor.

Euronews:
“Anayasa’nın Ali Hamaney’e verdiği siyasi ve dini rolün uluslararası sahnede bir dengini görmek mümkün mü?”

Kazım Alemdari:
“Görevinden dolayı dini lider sınırsız yetkilere sahip. Günümüz dünyasında birçok diktatör var. Ama anayasanın bir yöneticiye diktatörlerin elindeki güçleri verdiği başka bir yer göremiyorum. Bu diktatörlük iki nedenin sonucu. Din ve hükümet
gibi iki güçlü kurumun birbiriyle birleşmesi ve görev süresinin hayat boyu olması. Hamaney’in tekelci düşüncesine eklenen bu iki neden dünyada benzeri olmayan bir durumun yaşanmasına neden oluyor.”

euronews:
“Peki İranlı yöneticinin göreve geliş sürecini nasıl buluyorsunuz. Onun gücü meşruiyetini nereden alıyor?

Kazım Alemdari:
“Dini liderin göreve gelişi Ayetullah Humeyni’nin gerçek varisine yapılan büyük bir komplonun sonucuydu. Bu kişi Ayetullah Montazeri idi ve kendisi aynı zamanda Uzmanlar Meclisi’nin bir üyesi idi. Humeyni’nin vefatının ardından Cumhurbaşkanı Rafsancani, Humeyni’nin yerine Hamaney’i seçtiğini açıkladı. Oysa bu, Humeyni’nin 30 sayfalık vasiyetinin hiçbir yerinde bulunmuyordu. Humeyni’nin ölümünün ardından Hamaney ve Rafsancani gücü paylaştı. Ayrıca Ayetullah Humeyni’nin oğlu Ahmed’i de dışladılar. İki yıl sonra ise bilinmeyen sebeplerden dolayı Ahmed hayatını kaybetti. Bunun ardından Hamaney ve Rafsancani bakış açılarına şekil vermeye başladı. Rafsancani geleceğe bakarken, modernlik ve Batı karşıtı Hamaney geçmişe bağlı kaldı. Gücü tekelleştirme yöntemleri, Devrim Muhafızları’nın desteği ve muhafazakarların yardımı sayesinde Hamaney Rafsancani’nin de marjinalleşmesini sağladı.”

euronews:
“Son seçimlerdeki reformcu hareketlerin protestolarına baktığımızda dini liderin cumhurbaşkanlığı sürecine karıştığını söyleyebilir miyiz?”

Kazım Alemdari:
“Evet, dini lider seçimlere müdahale ediyor. Ahmedinejat’ın görev süresinin üçüncü yılında Hamaney, verdiği bir demeçte cumhurbaşkanının bir sene sonra görev süresinin sona ereceğini düşünmemesi gerektiğini ve gelecek beş yıl için hazırlık yapılması gerektiğini açıkladı. Bunun sonucunda da son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Hamaney, seçim sürecinin Musavi’nin değil de Ahmedinejat’ın lehine olması için etkisini kullandı. Hamaney için fazla bağımsız bir cumhurbaşkanı sistemde iki otoritenin oluşmasına neden olup elindeki gücü tehdit edebilir. Geçmişte de Hatemi ve Rafsancani’ye adaylıklarını engelleyerek aynısını yapmıştı.

euronews:
“Sizce İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın önündeki en büyük sorun nedir?”

Kazım Alemdari:
“Özgürlük için kadın hareketi, demokrasi ve eşitlik, çok kötü durumdaki ekonomi, küresel izolasyon, Hamaney’in çözmesi gereken başlıca sorunlar.”