Son Dakika

Okunan haber:

Dünya Ticaret Örgütü hala etkili bir aktör mü?


DÜNYA

Dünya Ticaret Örgütü hala etkili bir aktör mü?

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) bundan yaklaşık 20 yıl önce kuruldu. En büyük misyonu dünyada refahı artırmak ve global bir ticaret bloğu oluşturmak olan kurum şu ana kadar bunu başarabilmiş gözükmüyor. Ayrıca, Avrupa Birliği ile ABD arasında bugünlerde müzakere edilen serbest ticaret anlaşması DTÖ‘nün etki gücünü daha da azaltacak gibi. Bugünkü konuğumuz DTÖ genel sekreteri Pascal Lamy. Kendisi 8 yıldır yürüttüğü bu görevi yakında devretmeye hazırlanıyor.

Euronews:
Sayın Lamy, DTÖ‘nün şu anki konumunda sizin vizyonunuzun ve politikalarınızın ne kadar etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?

Pascal Lamy:
Sanırım, benim çıkış noktam sizinkiyle aynı olmayacak. DTÖ‘nün artık etkisinin çok azaldığını söylediniz. Şu an dünyadaki ticaret hacmi 10 yıl öncesine göre 2 kat artmış durumda. Peki bu kalkınmayı etkiledi mi? Elbette. Gelişmekte olan ülkelerin uluslararası ticaretteki payı, yeni ticaret alanlarının ortaya çıkması ve genişlemesi… Bütün bu faktörler o ülkelerin kalkınmasına da çok yardımcı oldu.

Euronews:
Peki Doha görüşmeleri neden başarısız oldu?

Pascal Lamy:
Doha görüşmelerinin sona erdiği düşüncesine katılmıyorum. Evet şu an bir tıkanma söz konusu, ama tamamen bitmiş değil.

Euronews:
Neden tıkanmış durumda?

Pascal Lamy:
Çünkü son zamanlarda dünyada çok hızlı değişimler oldu…

Euronews:
Siz bu değişime ayak uydurabildiniz mi?

Pascal Lamy:
Tabii ki biz de bu gelişmelere katkı sağladık. Değişimin itici güçleri teknoloji ve kalkınmadır. Ticaret ise verimlilik yaratarak ve insanların gelir seviyesini yükselterek bunlara katkı sağlar. Geliri artan insanlar harcamalarını da artırır ve böylece ekonominin büyümesi sağlanmış olur.

Euronews:
2009’da ticarette ‘korumacılık’ politikalarına karşı ciddi bir mücadele başlattınız. Son zamanlarda ise artan bir şekilde bölgesel ticaret anlaşmalarına şahit oluyoruz. Bunun en son ve en önemli örneği önümüzdeki günlerde ABD ile Avrupa Birliği arasında yapılacak olan serbest ticaret görüşmeleri. Peki sizce bu da korumacı bir adım değil mi?

Pascal Lamy:
Bu tür bölgesel ticari anlaşmalar dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 80’ini ilgilendiriyor. Burada önemli olan nokta bu anlaşmaların birbiriyle uyumlu ve karşılıklı destekleyici olması. Böyle olmazsa kesinlikle başarılı olamazlar.

Euronews:
Biraz da transatlantik müzakereler hakkında konuşalım…

Pascal Lamy:
Bu görüşmeler henüz yeni başladı ve müzakerelerin başlaması, sonuçlandığı anlamına gelmez. Benzer şekilde, önemli adımlar atılmış olduğu halde hiçbir zaman sonuçlanmamış birçok ticaret anlaşmasını örnek verebilirim.

Euronews:
Transatlantik ticaret müzakereleri, Fransa’nın özellikle sinema ve film endüstrisi konusunda korumacı refleksler göstermesi üzerine olumsuz bir şekilde başladı. Avrupa Komisyonu başkanı Barroso’nun Fransa’yı ‘gericilik’le suçlamasını haklı buluyor musunuz?

Pascal Lamy:
Açıkçası bence bu büyük bir siyasi hataydı. Çünkü ortada 2 farklı konu söz konusu. Birincisi kültürel çeşitlilik. Avrupa Birliği anlaşmaları kültürel konuları yeni piyasalara açılma konusunda bir istisna olarak görebiliyor. Yani kültürel ürünler örneğin çorap, tişört veya teker gibi ürünler değil. Diğer konu ise bazılarının korumacılığı olumlu bir şey olarak algılaması. Ben bu iki görüşü aynı kefeye koyamam. Sayın Barroso korumacılığın globalleşmeye karşı olduğunu ve bunun gericilik olduğunu belirtti. Bu noktada kendisiyle tamamen aynı fikirdeyim. DTÖ olarak aynı zamanda ülkelerin kültürel hizmetlerde istedikleri politikayı uygulamalarını destekliyoruz.

Euronews:
Gümrük vergileri muafiyeti, müzakerelerde potansiyel problem olacak gibi gözüküyor…

Pascal Lamy:
Sizle aynı fikirdeyim. Aslında bu konular çok da büyük problem içermiyor. Günümüzdeki ve gelecekteki ticaret dünyasında gerçek engeller mevzuat farklılıkları ve bu böyle olmaya devam edebilir. Bu yüzden en önemli mesele aslında mevzuat uyumu.

Euronews:
Bu büyük bir sorun çünkü mevcut ekonomik sistemde en büyük endişeniz toplumunuzu korumak oluyor.

Pascal Lamy:
Korumacılık konusunda eski bir yaklaşım değil bu. Günümüzdeki global ekonomik entegrasyon modelinde ihracatınızın yarısını tekrar ithal ediyorsunuz. Bu yüzden ithalatınızı azaltmaya çalışmak ihraç ürünlerinizin rekabet gücünü zayıflatır. Yani böyle bir korumacılık politikası işe yaramaz. Bugün sahip olduğumuz standartlar, yasalar ve normlar gibi düzenlemeler üreticiden ziyade tüketiciyi koruyor. Bu açıdan, merak edilen bir nokta da şu: Avrupalılarla Amerikalılar, GDO’lu ürünler, klorsuz sular veya veri güvenliği gibi konularda ortak bir vizyon üretebilecekler mi?

Euronews:
Eğer bir üretici olmazsa, yani insanlar fabrikalarda veya ofislerde çalışmazlarsa, o zaman tüketici de olmayacaktır. İnsanların işi olmazsa satın alma gücü de olamaz…

Pascal Lamy:
Ekonomik kalkınma ve ilerleme, tarih boyunca, aynen sosyal gelişim ve yoksulluğun azalmasında olduğu gibi rekabet gücü zayıf girişimlerin yerini daha rekabetçi yaklaşımlara bırakmasıyla gerçekleşmiştir. Günün sonunda önemli olan şey bütün bunların istihdam yaratıp yaratmadığı ve buna cevap ise evet.

Euronews:
Özetle, şu an krizde olan tüm Avrupa toplumu sizce tekrar eski refah seviyesine kavuşabilecek mi?

Pascal Lamy:
Bence bunu başarmak mümkün. Motor güç ise ticaretin genişlemesi. Tabii ki yerel siyaset, sosyal sistem, eğitim sistemi, yenilikçilik kapasitesi ve girişimciliğin teşviki gibi konularda başarılı olunması da önemli koşullardan. Globalleşmede en iyi performans gösteren ülkeler aynı zamanda en ileri sosyal sistemlere sahip olanlar.

Euronews:
Sayın Lamy, önümüzdeki Eylül ayında görevinizi sayın Azevedo’ya bırakacaksınız. Kendisi sizin vizyonunuzu devam ettirecek mi?

Pascal Lamy:
Onun bu görev için en ideal aday olduğu konusunda en ufak bir şüphem yok.

Euronews:
Peki sizin bir sonraki durağınız neresi olacak? Brüksel mi?

Pascal Lamy:
Ne yapacağıma henüz karar vermedim. Şu an 66 yaşındayım ve 36 yaşındaki birisiyle aynı enerjim yok tabii ki. Bu konuyu görevi devredeceğim zaman, yani 31 Ağustos gecesinden sonra düşüneceğim.