Son Dakika

Son Dakika

Tecrübe ve ilhamlarıyla Afrika

Okunan haber:

Tecrübe ve ilhamlarıyla Afrika

Metin boyutu Aa Aa

Afrika’yı kanlı savaşlar, açlık, yoksulluk, yok edilen doğal hayat alanları ve soykırımlarla anıyoruz. Birkaç asırdır Batılı güçlerin sömürgeleştirdiği, kendi dillerini ve inançlarını empoze ettiği, insanlarını köleleştirdiği bir kıta. Kimilerinin ırkçı bir ifadeyle insanlarının derilerinin rengi dolayısıyla kimilerinin ise kaderi dolayısıyla “kara” diye tanımladığı olağanüstü, masalsı bir coğrafya. Osmanlı-Türk tarihinde sürgün yeri, imparatorluğun çöküşünün kıyıları Afrika. Belki de bu yüzden Türkiye’nin uzun yıllar sırtını döndüğü bir dünya.

Kuşkusuz Afrika denince akla gelen bu klişelerin gerçekle temas ettiği noktalar var ve bunlar az değil. Ancak yeni dünyada Afrika’ya bu gözle bakmak mümkün değil. Bu bölgeye uluslararası Türk okullarıyla gidenler bu durumun farkına ilk varanlar. Türk Dışişleri de son birkaç yılda Afrika’da çok önemli adımlar attı. Afrika Birliği ile Stratejik Ortaklık 2008 yılında imzalandı. Pek çok ülkede büyükelçilikler açıldı. Sahra altı ile 2000 yılında 742 milyon dolar olan ticaret 2012 yılında 7,5 milyar dolara çıktı. Somali’de 85 dönümlük bir araziye büyükelçilik inşa ediliyor.

Ancak yapılması gereken daha çok şey var. Abant Platformu’nun “Tecrübe ve İlhamlarıyla Afrika” konulu konferans bu durumu net bir şekilde ortaya koydu. Konferansa Afrika’nın dört bir yanından katılan politikacı, akademisyen ve gazetecinin sözleri bunu gösterdi. Afrikalı konuşmacıların en önemli uyarısı “Afrika’nın hep savaş, katliam, açlık ve yoksulluk gibi imajlarla gündeme getirilmesi” oldu. Batı medyasında Afrika ile bu algının sürekli birlikte anılması, gelişimin ve kalkınmanın görünmemesi Afrika ülkelerine insan ve sermaye hareketini engelleyen bir unsur olarak öne sürüldü.

Bir başka itiraz ise eğitim konusunun masaya yatırıldığı oturumda geldi. Afrika’daki eğitim sorunları konuşulurken Güney Afrikalı katılımcı “unutmamak gerekir ki Afrika onlarca ulus devletin bulunduğu bir kıtadır. Eğitim sorunları konusunda farklı ülkelerin farklı sicilleri vardır ve bu genelleştirilemez” derken Türkiye’de Afrika ile ilgili gidilmesi gereken çok yol olduğunu anımsatıyordu.

Türkiye Afrika ile ilişkilerini, ticaretini güçlendirmek istiyorsa öncelikle konuyla ilgili uzmanlar yetiştirmek ve kıtayı tüm yönleriyle mümkün olduğunca deşifre etmek zorunda. Afrika kıtasının jeopolitiğini, sosyolojisini, uluslararası ilişkilerini öğrenmek zorunda. Afrikalı katılımcıların vurguladığı gibi kıta, belki asırlardır hunharca sömürülmesine rağmen hala pek çok zenginliğe sahip. Türkiye uzun yıllar Soğuk Savaş’ın da etkisiyle içe dönük sürdürdüğü yaşam biçimini daha fazla sürdüremeyeceğini biliyor. Bunun için bu uzak görülen yerlere elini uzatıyor. Türk Havayolları pek çok Afrika ülkesine doğrudan seferler koyuyor. Şimdi Afrika’yı tanıyacak uzmanlar yetiştirmek, ilişkiler kurmak, geç kalınmış da olsa gelecek için yatırım yapmak zamanı.

Türkiye’nin Gezi Parkı olayları, Lice’deki barışa dinamit koyan göstericilere ateş açılması, Suriye sınırındaki kanlı savaş gibi nedenlerle sancılı bir dönemden geçerken, büyük devlet iddiasını gerçekleştirebilmesi için, Abant Platformu’nda da ortaya konulan Afrika vizyonunun da peşini bırakmaması gerekiyor.

Bora Bayraktar, Abant