Son Dakika

Okunan haber:

Ortadoğu’da Cehennemin kapıları mı açılıyor?


DÜNYA

Ortadoğu’da Cehennemin kapıları mı açılıyor?

Ortadoğu coğrafyası son yılların en sıcak yazını yaşıyor. Bir yanda Suriye’de şiddetlenen iç savaş, savaşın Lübnan’a sıçraması, kimyasal silahların kullanılması diğer yanda Mısır’da yaşanan askeri darbe ve meydanlarda yaşanan katliamlar var. Uzunca bir süredir bütün bu gelişmelere sessiz ve ilgisiz kalmayı seçen başta Washington yönetimi olmak üzere Batılı ülkeler, kendilerini harekete geçmeye zorlayan bir atmosfer içinde artık.

Amerikan Başkanı Obama bir yıl önce 20 Ağustos 2012’de, kimyasal ve biyolojik silahların kullanılmasını kırmızı çizgi olarak açıklamış ve bu silahların yanlış ellere geçmesine engel olacaklarını söylemişti. Daha önceki kimyasal silah kullanıldığı iddialarını göz ardı eden ve kırmızı çizgiyi pembeleştiren Obama Şam’daki katliamdan sonra bu tavrını sürdürmekte zorlanacak gibi görünüyor. Çünkü bilimsel olarak kesinleştiremese de Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü bağımsız bir kaynak olarak kimyasal silah kullanıldığı iddiasını doğruladı. Başkan Obama iki günlük gecikmeyle de olsa bu saldırıya dönük bir açıklama yaptı. Ama yine de temkin payı bıraktı.

Amerikan yönetimi ve Batı “kabul edilemez” dedikleri kimyasal saldırıya tepki vererek küresel itibarlarını korumakla, buna karşı gelişecek İran-Rusya-Hizbullah eksenli bir askeri tırmanmayı tetikleme gibi bir ikilemle karşı karşıya. Çünkü Suriye rejimini hayati bir direnç noktası olarak gören Tahran-Moskova ekseni, Hizbullah üzerinden çatışmayı İsrail’e taşıma potansiyeline sahip. Bu da bazılarının dediği gibi “cehennemin kapılarını açmakla” eş anlamlı gibi görünüyor. Zaten Esad rejiminin iki buçuk yıldır ayakta kalabilmesi büyük ölçüde bu dehşet dengesine dayanıyor.

Peki bu durum daha ne kadar devam edecek? Bölgede gerilim tırmanacak mı yoksa kriz bildiğimiz şekliyle zaman zaman alevlenip yatışarak mı sürecek?

Askeri tırmanma yönünde bazı işaretler var. Amerikan donanması Doğu Akdeniz’de tahkimatı güçlendiriyor. Londra’dan, Paris’ten harekete geçilmesi gerektiğine dair demeçler yükseliyor. Ankara başından beri Esad rejiminin devrilmesi için diplomatik anlamda devrede. Reuters’ın iddiasına göre Körfez’den Suriye’ye silah akışı hız kazanmış durumda. 400 tonluk silah ve cephane Suriyeli muhaliflere ulaştığı öne sürülüyor. İsrail içerisinde de Esad’ın kimyasal silahlarına karşı harekete geçilmesi gerektiğini düşünenler var. Suriye’deki son durumu ele almak üzere Türkiye, ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya ve İtalya’nın yanı sıra Suudi Arabistan ve Katar’ın genelkurmay başkanları Ürdün’de toplanıyor. Bütün bunlar tehlikeli bir tırmanmanın habercisi.

Karşı cephede ise hala Esad’ın arkasında duran bir Moskova ve Suriye’ye karşı girişilecek bir operasyona karşılık vereceğini ilan eden Tahran var. Üstelik bu restleşmenin ne kadar sert geçebileceği daha şimdiden Lübnan’da görülüyor. Hizbullah’ın Suriye’deki savaşın bir parçası olması dolayısıyla gerilimin Lübnan’a sıçraması, camilerin bile bombalanmaya başlaması iyiye işaret değil. İran ve Esad rejimi etkisindeki Hizbullah’ın, savaşı İsrail’e taşımayacağını kimse söyleyemez. İsrail’in de bir şekilde bu ateşin içine düşmesi, İran’ın doğrudan Tel Aviv yönetiminin karşısına çıkması, hiçbir gücün dışında kalamayacağı büyük bir bölgesel savaşın patlaması anlamına gelir ki işte o zaman Ortadoğu’da cehennemin kapıları gerçekten açılmış olacak. O zaman, bugün Suriye, Mısır ve Lübnan’da yaşanan kaosun hiç kalacağı korkunç bir döneme girilecek.

Şu an için bu tehlikeli tırmanışı önleyebilecek olan, tarafların kendilerini sınırlaması, gerçekçilikten uzaklaşmaması ve Şam yönetiminin Birleşmiş Milletler gözlemcilerine verdiği iznin açacağı fırsat penceresidir. Amerikan yönetimi geçmişte Sudan, Libya ve Irak’ta füzelerle kendilerine düşman gördükleri rejimleri devirmeye çalıştı. Ama bunların hiçbiri istenen sonucu vermedi. Liderler devrilse de kaos artarak sürdü, sürüyor. İsrail’in batısında, Mısır’da ciddi bir kaos yaşanırken kuzeyde yeni ve her türlü belirsizliğe açık yeni bir cephe açılır mı? Bölge, bunu görmek için çok beklemeyecek.

Bora Bayraktar, İstanbul