Son Dakika

Avrupa Birliği lideri Almanya

Okunan haber:

Avrupa Birliği lideri Almanya

Metin boyutu Aa Aa

Almanya nasıl bir Avrupa politikası uyguluyor? Ortada gerçek bir Avrupa Birliği politikası var mı? Yoksa Almanya sadece diğer üye ülkeleri kızdırmak ve korkutmak pahasına Avrupa Birliği’nde kendi egemenliğini mi kuruyor? Tüm bu soruların cevabını Brüksel’de konunun uzmanlarından aldık.

Jan Techau (Carnegie Europe Başkanı): Avrupa Birliği sistemi, otorite ve hegemonyayı yok sayan bir sistem. Bu, herhangi bir ülkenin, ne kadar güçlü olursa olsun, diğerlerini yönetebileceği bir sistem değil. Tek bir ülke Avrupa’nın rotasını belirleyemez. Baskın olmak tüm zorluklara rağmen ilerlemek demek. Kararlılık ise belirli bir yol çizmek ve aynı zamanda fedakarlıkta bulunmak anlamına geliyor. Bence Almanya, bunu zaten yapıyor.

Catherine Trautmann (Avrupa Birliği Milletvekili): Almanya, Avrupa Birliği’nin ekonomik ve parasal birliğini güçlendirmek için kilit ülke konumunda. Bir Fransız olarak, Almanya’nın yenilenebilir kaynakların kullanımında ve birlik politikaları için ödenek bulunmasında ön ayak olmasını umuyorum.

Wolfgang Kreissl-Dörfler (Avrupa Birliği Milletvekili): Hangi Avrupa politikası? İlk düşündüğüm şey bu oldu. Ortada büyük bir karmaşa var, üstün körü yapılan işler, geçici çözümler… Ancak bir plan yok.

Maria Eleni Koppa (Avrupa Birliği Milletvekili): Maalesef, son zamanlarda, birlik Avrupalıdan çok Almandı. Almanya, Avrupa Birliği lideri pozisyonunda, dışa dönük bir politika yerine içe dönük bir strateji geliştirdi. Biz, son yıllarda tanık olduğumuz tek sesli rejim yerine çok sesli bir Avrupa istiyoruz.

Jerzy Buzek (Avrupa Birliği Milletvekili): Başbakan Merkel, açık ama oldukça sert bir politika uyguladı. Çünkü buna mecburdu. Yine de yeterince adil olduğunu düşünüyorum ki bu çok önemli bir nokta.

Daniel Rosario (Expresso Gazetesi muhabiri):
Almanya’nın müdahalesi olmadan “Euro” varlığını sürdüremezdi. Ancak Berlin’in krize karşı tutumu özellikle başlarda tam bir felaketti.

Almanya’nın yerel bir Avrupa Birliği politikası yürüttüğü öne sürülüyor. Öte yandan Avrupa Birliği tarihinin en tehlikeli dönemlerinden geçtiğimiz göz önüne alındığında, bunun pragmatik bir yaklaşım olduğunu savunanlar da mevcut. Almanya’nın Avrupa Politikası nasıl olabilir ya da olmalı ? Bir sonraki Berlin hükümetinden neler bekleyebiliriz ? Brüksel’de ikinci olarak bu sorunun cevabını aradık.

Maria Eleni Koppa: Almanya değişmeli çünkü bu krizden çıkardığımız ders şu : “Tek bir üye ülke Avrupa’yı yönetemez”.

Daniel Rosario: Kalkınmanın bu son evresinde politik entegrasyonun doğal bir süreç olduğunu düşünüyorum. Bence bu durumdan Almanya da yararlanacak. Özellikle kurumsal yapı açısından Almanya bir çeşit “Alman Avrupa” vizyonuna sahip. Kendi federal yapılarına bakıp, “sistem burada işliyorsa neden Avrupa’da işlemesin?” diye düşünüyorlar.

Catherine Trautmann: Almanya’nın inisiyatif almasını istiyoruz. Öte yandan, kuzey ile güney arasındaki uçurumu kapatacak kapasitede olmasını bekliyoruz. Kuzey-güney ayrımı Avrupa’nın en ciddi sorunlarından biri.

Wolfgang Kreissl-Dörfler: Almanya, Avrupa Birliği’nde üstlendiği önemli rolde kabuğunu kırıp yüzünü tekrar Fransa’dan yana dönmeli. “Sadece istediğimiz ülkelerle işbirliği yaparız” diyerek diğer ülkeleri dışlamaktan vazgeçmeli. Bu gerçekten çok önemli.

Jerzy Buzek: Polonya’da, Bağımsız Dayanışma Sendikası Solidarno döneminde bir sloganımız vardı: “Dayanışma yoksa, özgürlük yoksa ekmek de yok”. Şimdi buna “sorumluluk yoksa dayanışma da yok” sloganını eklemeliyiz. Bu Avrupa Birliği ve gelecek için çok önemli bir slogan.

Jan Techau: Almanya bir çeşit “hizmet lideri” olmalı. Almanya oldukça büyük bir ülke ve tarihine baktığımızda birçok tehlike atlattığını görüyoruz. Avrupa Birliği’ndeki önemli pozisyonu da göz önünde bulundurulduğunda, tek başına liderlik görevini üstlenmesinin çok ağır bir yük olduğunu söyleyebiliriz. Almanya’nın liderliği Fransa veya İngiltere’ninkinden daha farklı. Almanya’nın liderliği kapsayıcı olmalı, Almanya bu görevi kendini gruba dahil ederek üstlenmeli. Bunun dışındaki her şey korku yaratır ve Almanya’ya karşı blokların oluşmasına neden olur.