Son Dakika

"El-Şebab'ın tehditleri hafife alındı"

Okunan haber:

"El-Şebab'ın tehditleri hafife alındı"

Metin boyutu Aa Aa

Kenya’da Westgate alışveriş merkezine düzenlenen saldırı ile El Şebab terör örgütü dünyanın gündemine oturdu. Saldırıda kullanılan lojistik kaynaklar ve eğitimli teröristler, saldırının düzensiz bir gerilla hareketinden çok planlı bir eylem olduğunu gözler önüne serdi.

Öte yandan bu tarz saldırıların Afrika Boynuzu’ndaki diğer ülkelere de sıçrama korkusu var. Öyle ki örgüt Uganda’nın başkenti Kampala’da 2010 Dünya Kupası final maçını izleyenlerin bulunduğu iki ayrı restorana bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda 70 kişi öldü.

Aslında El-Kaide bağlantılı örgüte karşı 2011 yılında Afrika Birliği’nin öncülüğüne düzenlenen operasyonda büyük başarı elde edilmiş, örgüt oldukça kan kaybetmişti. Bu operasyona Kenya’da sınırdan destek vermişti.

İşte o zamanlar örgüt, Nairobi hükümeti askerlerini Somali’den çekmezse Kenya’ya geçecekleri tehdidinde bulundu.

Örgütün sözcülerinden Ali Muhammed Rage bir kasabada gazetecilere yaptığı açıklamada, Kenya askerlerinin Somali’nin 100 kilometre içine girdiğini, savaş uçaklarının bazı yerleri bombaladığını ve bölge sakinlerini öldürdüğünü belirterek, “Eğer geri dönmezseniz, biz Kenya’ya gireceğiz” şeklinde konuşmuştu.

Westagate alışveriş merkezine yapılan saldırı o günlerden kalma bir intikam olarak yorumlanıyor. Ayrıca örgütün bilinen lideri Ahmed Abdi Godan’ın mücadelelerini sınırların ötesine taşımak istediği belirtiliyor.

Örgütün kökleri Etiyopya kuvvetleri tarafından dağıtılan İslami Mahkemeler Birliği’ne uzanıyor. Şimdilerde mensup sayısı 9 bine ulaştı. Kenya’daki saldırı El-Şebab’ın Somali dışındaki ikinci eylemi. Saldırının mücahitlerden oluşan bir tabur tarafından gerçekleştirildiği belirtildi. Somali’deki yönetimi ele geçirmeyi hedefleyenler ile mücadeleyi Afrika sınırlarının dışına çıkarmak için çalışanlar arasındaki rekabet de yıllardır devam ediyor.

Kenya’daki rehine krizini ve El Şebab örgütünün nasıl bir yol izlediğini IHS Jane’s Information Group’tan güvenlik analisti Valentina Soria ile görüştük.

euornews:
‘‘El Şebab örgütü dünyanın dikkatini üzerine çekti. Nairobi saldırısının boyutu, saldırının titizlikle ve çok dikkatli bir şekilde planlandığını gösteriyor. Bu Batılı güvenlik güçleri için beklenmedik bir olay mıydı?

Valentina Soria;
‘‘Evet, dediğinizde doğruluk payı var. Hem Batılı güçler, hem de Kenyalı yetkililer, El Şebab’ın neler yapabileceğini göz ardı ettiler ve bu nedene rahattılar. Somali’nin genelinden, özellikle büyük kentlerden arındırılmasının ardından Eş Şebab örgütünün tehditleri hafife alındı. Aslında örgüt hala insan gücü ve teknik donanım sayesinde güçlü bir kapasiteye sahip.

Bu saldırıda hedefin zayıf bir nokta olduğunu belirtmekte de fayda var, yani bu alışveriş merkezine bu tarz bir saldırı düzenlemek çok zor olmamıştır. Bana sorarsanız, binadaki önlemler böyle bir kompleksin güvenliği açısından yetersiz. Aslına bakarsanız bu saldırının çok daha güvenli bir bölgeye yapılan saldırılardan daha az detay ve titizlik isteyen bir plan gerektirdiğini düşünüyorum.’‘

euronews:
‘‘Rehine krizinin dört gün devam etmesini, bu kadar kan akmasını ve Kenyalı güvenlik güçlerinin müdahalesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tür bir saldırı öngörülebilir miydi?’‘

Valentina Soria;
‘‘Rehine krizinin bu kadar uzun sürmesinin militanlar için de bir sürpriz olduğunu düşünüyorum. Militanların hedefi dikkat çekici bir saldırı düzenlemekti. Bunun günlerce süreceğini ve bu boyuta ulaşacağını onlar da beklemiyordu. Kenyalı güvenlik güçleri daha seri bir şekilde müdahale edebilirdi. Başlangıçta operasyon çok yavaş ilerledi. Takviye birliklerin gelmesinin ardından militanlarla rehineleri serbest bırakmaları için bir uzlaşı sağlanıp sağlanamayacağına bakıldı, zaman kazanmak istenildi. Çünkü bu esnada içeride hala rehineler vardı.’‘

euronews:
‘‘Militanlar arasında Amerikan ve İngilizlerin olduğu söylentileri dolaşıyor. Bu, örgüt hakkında bize nasıl bir bilgi veriyor? Küreselleşiyor diyebilir miyiz?’‘

Valentina Soria;
‘‘Eş Şebab son yıllarda Amerika Birleşik Devletleri dahil diğer Batılı ülkelerdeki Somalileri örgüte dahil etme çalışmalarına odaklandı. Son iki üç yıldır bu yöndeki kampanyalarına yoğunluk verdi ki bu izledikleri propaganda stratejisinde açıkça görülüyor. Politikasını ve faaliyetlerini gösteren videoların İngilizce oluşu örneğin, bu kampanyaların arkasında sofistike bir propaganda metodu olduğunu ortaya koyuyor.’‘